DQTK Genel Sekreteri Bayar: Tarihimizden aldığımız tecrübe ve kuvvet ile mücadelemize devam edeceğiz!

DQTK Genel Sekreteri Av. Namık Kemal Bayar, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy tarafından açıklanan 20 maddelik barış anlaşması taslağını değerlendirdi.

Haber Giriş Tarihi: 25.12.2025 10:02
Haber Güncellenme Tarihi: 25.12.2025 10:02
https://www.qha.com.tr/

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy (Volodimir Zelenski), Ukrayna-Rusya Savaşı’nın sona erdirilmesine yönelik 20 maddelik taslağı 23 Aralık 2025 tarihinde kamuoyu ile paylaştı.

Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri ve Kırım Derneği Genel Başkan Vekili Av. Namık Kemal Bayar, yayımlanan barış taslağı ile ilgili resmî sosyal medya hesabından bir değerlendirmede bulundu..

"19 Şubat 2025'te ne düşünüp yazdıysak bugün de aynısı. Yıllardır aynı olduğu gibi yıllarca da aynı olacak" diyen Bayar şu ifadeleri kullandı:

"Kırım Tatarlarının son iki buçuk asırda yaşadığı hadiseler bugünün vakıalarına bakış açımıza dayanak ve esas teşkil eden ibret aldığımız tarihî gerçekliklerdir.

Kırım'ın 1783'te Rusya tarafından işgalinin ardından geçen 240 yıl boyunca Kırım Tatar halkının yaşadığı zulüm, katliam ve soykırımları nazar-ı dikkate almadan vatan Kırım'ın bugünü ve geleceği hakkında konuşabilmek ya da bir yargıya varabilmek akıl sahipleri için imkânsızdır.

Gerçekten de Kırım'ın 1783'te Rusya tarafından işgalinin ardından başlayan ‘Kırım'ı Tatarsızlaştırma’ siyaseti dâhilinde tarihçilerin tespitlerine göre bir milyon üç yüz binden ziyade Kırım Tatarının Kırım'dan göç etmeye zorlanması, ki bu göç temelinde ‘sürgün’ olarak ifade edilmelidir, Kırım Tatar halkına karşı 19. yüzyıl boyunca devam eden ve 20. yüzyılda da devam eden bir baskı ve zulüm siyasetinin ilk emsalidir. Bu siyaset, Kırım'da Kırım Tatar nüfusunun büyük oranda düşmesine sebebiyet verdiği gibi göç yollarında ve göç akabinde yerleşilen yerlerin uygunsuz koşulları nedeniyle on binlerce Kırım Tatarının hayatını da kaybettiği, Rusya'nın Kırım Tatarlarına karşı uyguladığı ilk terörist eylem dönemi olarak adlandırılabilir. Rusya'nın Çarlık rejimi döneminde uyguladığı bu terör, baskı ve zulüm siyaseti döneminde Kırım'da Kırım Tatar nüfusu yüzde 50'lerin altına düştüğü gibi tahminen 200 bin civarında da Kırım Tatarının hayatına mal olmuştur.

Çarlık rejiminin çökmesinin ardından Rusya'da idareyi devralan Sovyet rejimi ise Kırım Tatarlarına karşı baskı, zulüm ve terör yöntemlerini daha da sertleştirmiştir.

Sovyet rejiminin işbaşına geldiği daha ilk yıllarda 1920-1921 suni açlığında Kırım'da yaklaşık yüz bin Kırım Tatarı açlıktan hayatını kaybetmiştir. 1931-1933 suni açlığında ise açlıktan hayatını kaybeden Kırım Tatarı sayısı yirmi bin civarında tahmin edilmektedir.

Tüm Sovyetlerde aydınların kırıldığı 1937 Aydın Katliamı'nda Kırım'da Rusya tarafından katledilen Kırım Tatar aydınlarının sayısının ise on iki bin civarında olduğu ve buna ilaveten yaklaşık kırk bin Kırım Tatarının da aynı yıl Urallara ve Sibirya'ya sürgüne gönderildiği tahmin edilmektedir. Ki bu esasen 2.Sürgün'dür.

Nihayetinde 18 Mayıs 1944 Büyük Sürgün ve Soykırımı'nda dört yüz yirmi üç bin Kırım Tatarı vatanlarından topyekûn sürgüne gönderildi ve yüz doksan iki bin insan bu sürgünde hayatını kaybetti.

Son iki buçuk asırlık tarihimizden özet olarak geçtiğimiz bu soykırım hadiselerinin müsebbibi ve faili ise hep Rusya olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bugün halkımız adına karar verenler, konuşanlar, fikir üretenler, yorum yapanlar ya da bunları yaptığını zannedenlerin Kırım'ın yarını hakkında teklifte bulunmadan önce dikkate alıp, becerebiliyorsa düşünüp bu 250 yıllık tarihî vakıaları aklında tutması zaruridir.

Bu acı dolu tarih ve bugün yaşadıklarımız esasen Kırım'ın ve Kırım Tatarlarının geleceği ve kaderi hakkında da pek çok ibret ve delil barındırmaktadır.

Esasen Kırım Tatar halkının Kırım'da Rusya işgalini kabul etmemesinin sağlam gerekçesi ve dayanağı da yukarıda kısaca özetlediğimiz tarihimizdir ve halkımız bu tarihten ibret aldığını ispat etmektedir.

Ukrayna'daki savaşın geldiği aşamada kendilerini bütün dünyanın sahibi gören ABD ve Rusya adlı devletlerin yahut bunlara iştirak edebilecek başkalarının Kırım'ı Rusya adlı terör örgütüne terk edeceği herhangi bir anlaşma bizim açımızdan halkımızın idam fermanından öte bir anlam ifade etmeyecektir.

Çünkü tarih gösteriyor ki katil ve soykırımcı Rusya anlaşma adını verecekleri kullanılmış tuvalet kağıdını imzaladığının ertesi günü Kırım'da tek bir Kırım Tatarının yaşamasına müsaade etmeyeceğini ispatlayacağı eylemlere başlayacaktır.

Bugün Kırım Tatar halkı, terörist ve soykırımcı Rusya'ya karşı tercihini, insan hakları ve evrensel hukuk kurallarına bağlı, millî hak ve taleplerine karşılık veren Ukrayna devleti lehine yapmıştır ve halkımızın amacı Kırım'da tesis edilmesini arzuladığı Ukrayna'ya bağlı bölgesel ve millî özerk ‘Kırım Tatar Özerk Cumhuriyeti’nde yaşamaktır.

Hâl böyle iken ABD, terörist Rusya ile iş birliği yaparak Kırım'ın asli sahibi olan bizlerin iradesine aykırı bir şekilde vatanımızı Rusya'ya terk ederse ve hatta buna dünyadaki bütün devletler rıza gösterse dahi Rusya'ya bağlı bir Kırım'a biz rıza göstermeyeceğiz.

Çarlık ve Sovyet rejimleri döneminde Rusya işgaline karşı nasıl mücadele etti isek tarihimizden aldığımız tecrübe ve kuvvet ile mücadelemize devam edeceğiz."