Emel Fikir ve Kültür Konferansları’nda Türk kadın hareketinin öncüsü Şefika Gaspıralı konuşuldu

Emel Fikir ve Kültür Konferansları kapsamında Emel Kırım Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve Emel Dergisi Yazarı Özge Kandemir Temizel, Türk kadın hareketinin öncüsü Şefika Gaspıralı’yı anlatırken katılımcılar ise Kırım Tatar kadınlarının millî davadaki önemini vurguladı.

Haber Giriş Tarihi: 08.09.2026 10:24
Haber Güncellenme Tarihi: 08.09.2026 11:36
https://www.qha.com.tr/

Emel Kırım Vakfı ve Emel Dergisi tarafından çevrim içi olarak düzenlenen Emel Fikir ve Kültür Konferansları kapsamında, Türk kadın hareketinin öncüsü ve büyük Kırım Tatar aydını İsmail Bey Gaspıralı’nın kızı Şefika Gaspıralı konuşuldu. 7 Eylül 2026 tarihinde tertip edilen ve saat 20.30’da başlayan konferansın moderatörlüğünü Emel Kırım Vakfı Genel Sekreteri Melek Maksudoğlu üstlendi.

Emel Kırım Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve Emel Dergisi Yazarı Özge Kandemir Temizel ise Şefika Gaspıralı’nın hayatı ve Kırım Tatar millî davasına bir kadın olarak sağladığı katkılar üzerine kapsamlı bir sunum gerçekleştirirken sunumunun ardından düşüncelerini paylaşan katılımcılar, Şefika Gaspıralı başta olmak üzere Kırım Tatar kadınlarının Kırım millî davasındaki rolünün önemini vurguladı. Konferans çerçevesinde Kırım Tatar siyasi tutsaklara Rusya tarafından uygulanan ağır baskılara da dikkat çekildi.

İSMAİL BEY GASPIRALI’NIN EĞİTİM HAREKETİ, KIZININ DÜŞÜNCE DÜNYASINI ŞEKİLLENDİRDİ

Kandemir Temizel, “Şefika Gaspıralı’yı öğrenebilmek için öncelikle İsmail Bey Gaspıralı’nın Tercüman gazetesini neden çıkardığını anlamamız gerekiyor.” şeklinde konuşarak Kırım’ın 1783 yılında Rusya tarafından işgal edilmesiyle karanlık yüzyılının başladığını hatırlattı. Buna karşın 1883 yılında ise Tercüman’ın İsmail Bey Gaspıralı tarafından neşredilmeye başlandığını kaydeden Kandemir Temizel, “Gaspıralı, tabii ki Tercüman gazetesini birdenbire çıkarmaya başlamadı.” dedi.

Rusların Kırımlıların evlerini istila etmesinin ve Kırım Tatarlarına yönelik hukuksuz hareketlerin geçmişten bugüne devam ettiğini belirten Kandemir Temizel, “Asimilasyon çalışmaları, baskı, şiddet… Bunların hepsi İsmail Bey Gaspıralı’yı ve fikir arkadaşlarını rahatsız etmiş durumda. Ayrıca Müslüman ve Türk kadınlara ‘cahil’ gözüyle bakılması da büyük oranda rahatsız etmiş ki İsmail Bey Gaspıralı, usûl-i cedîd okullarını açma gereği duydu.” ifadelerini kullandı.

Usûl-i cedîd okullarında din dersinin yanında matematik, coğrafya ve resim derslerinin yer aldığını ve kız ile erkek çocukların aynı ortamda eğitim gördüğünü kaydeden Kandemir Temizel, “Gaspıralı, bunları 1800’lü yıllarda yapıyor. Aslında bizim için çok önemli tarihler çünkü o tarihlerde bildiğiniz üzere kadınlar ve kızlar biraz daha geri plana atılıyordu, ne yazık ki eğitim bile görmüyorlardı. Hele hele Müslüman ve Türk kadınları Rusya gibi bir yerde ne yazık ki dışlanıyorlardı.” dedi.

“BAHÇESARAY’DAN BAŞLAYAN MEŞALE, BÜTÜN DÜNYADAKİ TÜRKLERE VE MÜSLÜMANLARA GÖNDERİLİYOR”

Kandemir Temizel, İsmail Bey Gaspıralı’nın buna rağmen kız çocuklarının eğitimine önem verdiğini ve kızı Şefika Gaspıralı’yı da bu doğrultuda yetiştirdiğini dile getirerek “İsmail Bey Gaspıralı, bildiğiniz üzere Bahçesaray’da belediye başkanlığı da yaptı. Kendisi siyasetçi, gazeteci ve öğretmen. Belki de Tercüman’ın bu kadar büyümesinde ve yayılmasında onun zaten fikirleri, çabası ve azmi, hiçbir şekilde geri plana atılamaz ama onun bu şekilde yetenekli olması da bence Tercüman’ın bu kadar güzel bir şekilde yayılmasını sağlamıştı.” şeklinde konuştu.

Gaspıralı’nın Tercüman gazetesiyle tam 31 yıl boyunca düşüncelerini işlediğini ve cedîdciliğin Rusya Türkleri arasında yayılıp köklenmesini sağladığının altını çizen Kandemir Temizel, “Bahçesaray’dan başlayan ışık, meşale, bütün dünyadaki Türklere ve Müslümanlara gönderiliyor.” dedi. Bununla birlikte Kandemir Temizel, gazetenin başlığı altında yazan “Dilde, fikirde, işte birlik” yazısının ve gazetenin daha o tarihlerde böyle yerlere ulaşabilmesinin önemini vurguladı.

KADINLARA DUYULAN SAYGININ İBARESİ: “REFİKALARINIZLA (EŞLERİNİZLE) GELİNİZ.”

Tercüman gazetesi daha geniş kitlelere yayılmaya başladıkça İsmail Bey Gaspıralı’nın evine birçok bilim insanının ziyarette bulunduğunu dile getiren Kandemir Temizel, Tercüman gazetesi için kutlama ve toplanma amaçlı jübilelerin de düzenlendiğini belirtti. Bu jübilelerde Rusya’nın uyguladığı baskılara çözümlerin arandığını ifade eden Kandemir Temizel, 10. yıl jübilesindeki davetiyelerde “Refikalarınızla (eşlerinizle) geliniz.” ibaresinin yer almasının, söz konusu toplantıların hem kadınların hem de erkeklerin katılımına açık olduğu ve kadınların da devlet yönetimi ve eğitim üzerindeki fikirlerinin önemsendiği anlamını taşımasına dikkat çekti.

Zühre Akçura’nın varlığını başlıca kız çocuklarının eğitimi için harcadığını belirten Kandemir Temizel, 10. yıl jübilesinde eşi Gaspıralı’ya kız çocuklarının aile ve azınlık ekonomisine kazandırılmasını amaçlayan ve ücretsiz eğitim veren bir dershane açması şeklinde bir hediye verdiğini de vurgulayarak “Zühre Gaspıralı, 19. yüzyıl Rusyası’nda aslında bir kadın hareketi başlatmış bulunuyordu. Şefika Gaspıralı, işte böyle bir ailenin içine doğmuş birisiydi.” dedi.

“BABAMIN AĞZINDAN ÇIKAN HER SÖZÜ AYET GİBİ ADDEDERDİM”

Kandemir Temizel, Şefika Gaspıralı’nın, Tercüman gazetesinin 10. yıl jübilesinde 7 yaşında olduğunu dile getirerek “Küçüklüğünden beri abisi Rıfat’la birlikte Tercüman matbaasının içinde çeşitli görevler alıyorlardı. Gerek postalama gerek paketleme, her türlü işi yapıyorlardı. Orası onların bir yuvasıydı. Şefika diyordu ki, ‘Babamın ağzından çıkan her sözü ayet gibi addederdim.’” dedi.

Şefika Gaspıralı’nın 17 yaşına geldiğinde babasının da teşvikiyle Tercüman gazetesinde makalelerini yayımlamaya başladığını kaydeden Kandemir Temizel, 1906 yılında ise Âlem-i Nisvan dergisini haftalık olarak neşretmeye başladığını dile getirdi. Dergide kadınlar için okuma yazma öğrenmenin öneminin, temizliğin, çocuk eğitiminin ve görgü kurallarının İstanbul Türkçesiyle anlatıldığını hatırlatan Kandemir Temizel, dergide yayımlanan yazıların aydınlatma ve örgütleme amacı taşıdığına da dikkat çekti. Bununla beraber Emel Kırım Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi, Tercüman gazetesi ve Âlem-i Nisvan dergisi sayesinde Rusya’daki Müslüman Türklerin bilinçlendiğini ve azınlık halkların mücadelesinin başlamasına zemin hazırlandığını vurguladı.

Rusya Müslüman Türk Kadınları I. ve II. Kongresi ve Bütün Rusya Müslümanları I. ve II. Kongresi başta olmak üzere, söz konusu uyanışla beraber birtakım komite, kongre, toplantı ve mitinglerin de gerçekleştirildiğini belirten Kandemir Temizel, Şefika Gaspıralı’nın sadece kalemiyle değil, mitingler düzenleyerek de mücadelesini yürüttüğünü dile getirdi.

ŞEFİKA GASPIRALI, TÜRK VE İSLÂM DÜNYASINDAKİ KADINLAR İÇİN BİR İLKE İMZA ATTI

Öte yandan Cafer Seydahmet Kırımer’in “Bazı Hatıralar” isimli kitabında “Şefika Hanım’dan başka bilhassa İlhamiye Toktar, Ayşe İshak, Hatice Avcı bu yolda unutulmaz hizmetler gördüler. Hatta çalışmaları sırasında birçok tehlikeye göğüs gerdiler.” ifadelerine yer verdiğini hatırlatan Kandemir Temizel, Şefika Gaspıralı’nın düzenlediği Bahçesaray mitinginde de kadınların ve kız çocuklarının eğitim görme ve dünyayı anlama yönünde duyduğu arzuya ve Gaspıralı’ya duyduğu minnete dikkat çekti.

Kırım’ın Akmescit (Simferopol) kentinde 7 Nisan 1917 ile 14 ve 15 Ekim 1917 tarihlerinde, I. ve II. Kırım Müslümanları Vekilleri Kongresi’nin toplandığını kaydeden Kandemir Temizel, ilk kongrede icra komitelerinin kurulması kararı verildiğini ve başkan olarak Numan Çelebicihan’ın seçildiğini belirtti. Başta Şefika Gaspıralı, İlhamiye Toktar, Ayşe İshak ve Hatice Acı gibi isimler olmak üzere kadın komitelerinin yoğun emekleri sayesinde ikinci kongrede ise 200 temsilciden 20’sinin kadın olduğuna dikkat çeken Kandemir Temizel, 30 Kasım 1917’de açılışı yapılan Kırım Tatar Millî Kurultayı’ndaki azaların seçiminde 76 milletvekilinden 5’inin kadın olduğunu vurguladı.

Şefika Gaspıralı’nın Gözleve’den milletvekili olarak seçildiğini ve 9 Aralık 1917’de Kırım Tatar Millî Kurultayı’nda başkanlık divanı üyeliğine getirildiğini kaydeden Kandemir Temizel, “Bu sonuç, sadece Kırım Türkü kadınlar için değil, tüm Türk ve İslâm dünyasındaki kadınlar için de bir ilk olma onurunu taşımaktaydı.” dedi.

“BOLŞEVİKLER, KIRIM’IN ASIL SAHİBİ OLAN KIRIM TATARLARININ İLMEK İLMEK İŞLEDİKLERİ ÇALIŞMALARINI TUZLA BUZ ETMİŞLERDİ”

Kırım Halk Cumhuriyeti’nin ilk başkanı ve Antlı Şehit Numan Çelebicihan’dan da bahseden Kandemir Temizel, Çelebicihan’ın çatışmaların tam ortasında Bolşevikler tarafından şehit edildiğini anlatırken katılımcılara duygu dolu anlar yaşattı.

Kandemir Temizel, şu değerlendirmelerde bulundu:

Kurultay’da cumhuriyetin ilan edilmesi ve kadınların da meclise girmesi bizim için çok umut verici başarılar. Büyük emeller, uzun uğraşlar ve disiplinli çalışmalar sonucunda Hansaray’da toplanan Kurultay anayasayı kabul etmiş ve Kırım Halk Cumhuriyeti de 26 Aralık 1917’de kurulmuştu ancak ne yazık ki Bolşevikler, Kırım’ın asıl sahibi olan Kırım Tatarlarının Tercüman’dan beri ilmek ilmek işledikleri çalışmalarını tuzla buz etmişlerdi.

ŞEFİKA GASPIRALI’NIN TÜRKİYE VE AZERBAYCAN GÜNLERİ

Şefika Gaspıralı ve ailesinin Kırım’dan canlarını kurtarmak için Azerbaycan’a sığındıklarını ifade eden Kandemir Temizel, Gaspıralı’nın Bakü’de kız çocuklarının eğitimi için büyük çalışmalar ortaya koyduğunu kaydederek oyun temelli öğrenmeyi esas alan “Froebel” eğitim modelini de o yıllarda uygulamasının önemine dikkat çekti.

Türk edebiyatının önemli isimlerinden Memduh Şevket Esendal’ın Moskova Barış Antlaşması aracılığıyla Türk esirlerinin Kars’a teslim edilecek cephane yüklü tren içerisinde Türkiye’ye ulaştırılmasını sağladığını belirten Kandemir Temizel, Kızılordu’nun Azerbaycan’ı işgal etmesiyle birlikte Gaspıralı’nın da bu şekilde çocukları ve elinde bulundurduğu hatıraları ve kritik belgeleriyle birlikte Türkiye’ye ulaştığını ve uzun bir süre çocukları ve kardeşlerine destek olmak için çeşitli işlerde çalıştığını ve yoksulluk içerisinde yaşadığını kaydetti.

“BU ÇALIŞMALARIN DAHA ÇOK ELE ALINMASI GEREKİYOR”

Kandemir Temizel’in sunumunun ardından ise katılımcılar düşüncelerini ifade etti.

Maksudoğlu, Âlem-i Nisvan dergisinde kadınların İslâm hukukuna göre kadınların eğitim hakkı olduğundan bahsedildiğine dikkat çekerek kadınların oy verme, çalışma, günlük hayatta erkekler ile kadınlar arasında çatışma yaşanmasının gerekmediğinin dile getirildiğini ve kadın yazarların da dergide yazılar yazdığını belirtti.

Öte yandan Maksudoğlu, “Ta Sibirya’dan Ayşe Hanım (İshakova) şunu yazıyor: Biz Sibirya’da Müslüman kadınlar olarak çok geri kaldık. İstanbul o zaman tabii İslâm medeniyetinin, özellikle Osmanlı’nın başkenti. ‘İstanbul’da ne yapılıyor, biz geri kaldık, ne yapabiliriz?’ diye soruyor. Cevdet Paşa’nın kızı, Fatma Aliye’nin kardeşi Emine Hanım mektup yazıyor. O da çok önemli çünkü Emine Hanım’ın Fransızcası çok kuvvetli. Batı’ya Türkiye’deki kadın haklarını ve gelişmeleri anlatıyor, makaleleri var ve o devirde de Şefika Gaspıralı’ya ve Sibirya’dan yazan Ayşe Hanım’a cevap yazıyor. Bu çalışmaların bence de daha çok ele alınması gerekiyor.” şeklinde konuştu.

Gaspıralı’nın özel hayatında yaşadığı çalkantıları da dile getiren Maksudoğlu, “Hayatına devam ediyor, çocuklarını ve kardeşlerini okutuyor. Tam bir Türk kadını vasfı olduğunu biz görüyoruz.” ifadelerini kullanarak Gaspıralı’nın Türkiye’de yaşadığı geçim sıkıntıları ve daha fazla çalışma ortaya koyamaması karşısında yaşadığı üzüntüyü dile getirdi.

Tanatar, Gaspıralı’nın eşi Nesib Bey Yusifbeyli tarafından ihanete uğramasının Gaspıralı’yı derinden sarstığını ifade etti. Bununla birlikte Tanatar, Kırımlı kadınların Batı’daki kadınlardan çok daha önce seçme ve seçilme hakkını elde ettiğini fakat bu durumun Kırım’daki siyasi atmosferle yakından ilişkili olduğunu kaydederek Yarımada’daki nüfusun az olması nedeniyle kadınların sunduğu katkının öneminin daha da ön plana çıktığını dile getirdi.

“KIRIM TATAR KADINLARI OLMASAYDI BİZ HÂLÂ SÜRGÜNDE YAŞIYOR OLURDUK”

Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay, “Ben Kırım belgeselini ve sürgündeki mücadeleyi çekerken Kırım hususunda da her zaman şunu söyledim: Kırım’da Kırım Tatar kadınları olmasaydı biz hâlâ sürgünde yaşıyor olurduk. Kırım Tatar kadınlarının direnci ve inancı bizim Kırım’ı yeniden ‘Vatan Kırım’ yapmamızı sağladı.” değerlendirmesini yaptı.

Öte yandan Karatay, Kırım Tatar Millî Kurultayındaki kadınların yanı sıra bugün de hem Kırım hem de muhacerette yaşayan Kırım Tatar kadınlarının millî davada üstlendiği role vurgu yaptı.

Karatay, “Şu anda bu dava içerisinde aktif olarak yer alan bütün kadınlarımıza ve kızlarımıza çok çok teşekkür ediyoruz, iyi ki varlar. Onlarla beraber mücadele etmek bizler için büyük bir güç.” ifadelerini kullanarak sözlerini sonlandırdı.

EMEL KIRIM VAKFI BAŞKAN VEKİLİ NURTEN BAY, KIRIM TATAR SİYASİ TUTSAKLARA DİKKAT ÇEKTİ

Emel Kırım Vakfı Başkan Vekili Nurten Bay, Rusya’nın ağır baskıları sonucu 21 Temmuz’da faaliyetlerine son verilen Kırım Dayanışması (Krymskaya Solidarnost) insan hakları girişiminin 26 Haziran Kırım Tatar Millî Bayrak Günü’nde Rusya’nın sözde “yabancı ajan” listesine alındığının altını çizdi.

Bununla beraber “Orada da yine kadınlarımızı görüyoruz. Erkeklerimiz de çalışıyor tabii ama kadınlarımız gerçekten büyük bir mücadele veriyor. Aynı rahmetli Şefika Gaspıralı gibi bugün de mücadeleye devam ediyorlar.” şeklinde konuşan Bay, hâlihazırda Kırım Tatar siyasi tutsakların evlatlarını bekleyen mücadeleci annelerinin hem çocuklarına, hem torunlarına hem de gelinlerine destek olmaya çalıştığını ifade etti.

Hâlihazırda 3 çocuğu (Abdülmecit, Osman ve Seytumer Seytumerov) siyasi tutsak olan anne Lilya Seytumerova’nın, geçen hafta küçük oğlu Abdülmecit'in yargılandığı düzmece davanın Rusya’nın Rostov kentinde bulunan Güney Bölge Askerî Mahkemesinde 31 Ağustos'ta görülen duruşmasına gittiğini belirten Bay, aynı zamanda o gün duruşması olan diğer Kırım Tatar siyasi tutsakların eş ve annelerinin de mahkemeye gittiğini dile getirdi.

Öte yandan Bay, şu değerlendirmelerde bulundu:

Bir oğlu 14 yıl, diğeri ise 17 yıl hapse mahkûm edildi. Rostov’da gittiği mahkemede ancak 15 dakika cam arkasından çocuğunu görebildi. Yine kilometrelerce yol katederek Kırım’a döndü. Bugün de mücadele devam ediyor. Yapacak çok işimiz var ve iyi ki gençlerimiz var. Bizler, en azından onları gördükçe çalışıp mücadele ediyorlar diye rahatlıyoruz.

İSMAİL BEY GASPIRALI’NIN HEDEFLERİNİN VÜCUT BULMUŞ HÂLİ ŞEFİKA GASPIRALI

Kırım Tatar Tarihi Bilim Uzmanı ve Emel Kırım Vakfı Üyesi Muhammet Taha Bayraktar, Şefika Gaspıralı’yı, İsmail Bey Gaspıralı’nın hedeflerin vücut bulmuş hâli olarak nitelendirdiğini ifade etti. “Gaspıralı ailesinin hemen hemen birçok ferdi, eğitim ve eğitmenlik dolayısıyla bir yerlere gelmeyi başarmıştır. Keza İsmail Bey Gaspıralı, usûl-i cedîd hareketini kendi evinden başlatmıştır. Buna en büyük örnek ise kızıdır. Herkes Rusçadan, çeşitli dillerden, çeşitli kültürel ya da matematiksel, bilimsel uğraşlardan kaçarken İsmail Bey Gaspıralı, bunu evine ve bizzat kızına ders olarak verdirmiştir.” şeklinde konuşan Bayraktar, ayrıca Gaspıralı’nın ilk usûl-i cedîd kız mektebini ablası Pembe Hanım Bolatukova’ya açtırdığını kaydetti.

Son olarak Emel Kırım Vakfı Üyesi Lilya Tanatar, “Şefika Gaspıralı’nın ruhu yaşıyor ve yaşamaya da devam edecek.” ifadelerini kullanarak Kırım Tatar kadınlarının 2014 yılından beri Rus işgali altında olan Kırım’da ve Rusya’nın topyekûn işgal saldırıları düzenlediği Ukrayna’da mücadelesinin devam ettiğini vurguladı.