
Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) koordinesinde TEMAD Çankaya ve Keçiören Şube Başkanlıkları tarafından düzenlenen "Kadının Toplumdaki Yeri" konulu seminer, 7 Mart 2026 tarihinde Keçiören Belediyesi Yunus Emre Kültür Merkezi'nde tertip edildi.
Keçiören Belediye Başkanı Başdanışmanı ve İlahiyatçı Yazar Ayşe Sucu’nun da konuşmacı olarak yer aldığı seminerde Hülya Başarangil Demir, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle asker eşlerinin yaşadığı zorluklara ve yaptıkları fedakârlıklara dikkat çekmenin yanı sıra Türk kadın hareketinin öncüsü Şefika Gaspıralı’dan da bahsetti.
Konuşmasına TEMAD Başkanı Cahit Koca’ya ve TEMAD Keçiören Şube Başkanı Emine Keskin Aras’a teşekkürlerini ileterek başlayan Başarangil Demir, “Bugün sadece bir takvim yaprağını değil; varlığıyla dünyayı güzelleştiren, emeğiyle hayatı ilmek ilmek dokuyan kadının gücünü selamlıyoruz.” ifadelerini kullanarak katılımcıların Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı.
“BİR ASKER EŞİ, HER BİR RÜTBENİN ARKASINDAKİ GÜÇTÜR”
Aynı zamanda bir astsubay eşi olan Başarangil Demir, kadın olmanın çoğu zaman görünmeyen bir yükü omuzlamak olduğunu ve kadınların, kadın ve anne olmanın yanında eşlerinin de sorumluluğunu taşıdığını belirterek “Bir asker eşi olmak bazen bir anne, bazen bir baba, bazen de evin tüm yükünü sırtlayan koca bir ordu demektir. Eşlerimiz görevdeyken bizler de onların yanında, sessiz ama güçlü bir destek olarak duruyoruz. Bir asker eşi, eşinin üniformasındaki o her bir düğmenin, her bir rütbenin arkasındaki görünmez güçtür.” şeklinde konuştu. Asker eşlerinin yalnızca eş olmadığını vurgulayan ve onları “sabrın metanetin ve sadakatin yaşayan örnekleri” olarak tanımlayan Başarangil Demir, “Çocuklarımızın gözündeki özlemi dindiren şefkat de biziz, eşimiz görevdeyken evin çatısını ayakta tutan irade de.” dedi.
Bununla beraber asker eşlerinin hayatında planların her zaman "görev" kelimesiyle parantez içine alındığını, dostlukların tayinlerle bölündüğünü ve gidilen her yeni şehirde yuvaların yeniden kurulduğunu belirten Başarangil Demir, “Tüm bu zorlukların içinde bizi ayakta tutan şey, o sarsılmaz kadın ruhumuz ve birbirimize olan bağlılığımızdır.” şeklinde konuştu.
YAZAR, FEDAKÂRLIKLARIYLA YOL GÖSTEREN ŞEHİTLERİ SAYGI VE RAHMETLE ANDI
Kırım Tatar yazar, asker eşlerinin söz konusu zorlukları yaşarken ve büyük fedakârlıklar gösterirken Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı ve Türk milletinin huzuru için emek sarf eden kadın askerlerin de olduğuna dikkat çekti. “Onlar, vatan sevgisini kalplerinde taşıyan, cesaretleriyle örnek olan, fedakârlıklarıyla yol gösteren kahramanlardır. Yeri geldiğinde de gözlerini kırpmadan canlarını feda etmişlerdir.” ifadelerini kullanan Başarangil Demir, “Şırnak’ta bomba imha uzmanı kadın astsubayımız Esma Çevik… Tunceli’de eşimin devre arkadaşı Astsubay Hamiyet Aksoy… Bu vatan için canını feda eden kahramanlarımızı saygı ve rahmetle anıyorum.” dedi.
“DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK” ŞİARINI KADIN HAREKETİNE TAŞIYAN ŞEFİKA GASPIRALI
Başarangil Demir, program kapsamında yaptığı konuşmada Şefika Gaspıralı’dan da bahsederek Şefika Gaspıralı’yı, Kırım Tatar aydını, düşünür, yazar ve Tercüman gazetesinin kurucusu olan babası İsmail Bey Gaspıralı’nın "Dilde, fikirde, işte birlik" şiarını kadın hareketine taşıyan asıl güç olarak değerlendirdi. Yazar, Şefika Gaspıralı’nın başeditörlüğünü üstlendiği, yayın hayatına 1906 yılında başlayan ve Türk-İslam dünyasının ilk kadın dergilerinden biri olan “Âlem-i Nisvân” aracılığıyla kadınların eğitimi, hakları ve sosyal hayattaki yeri üzerine devrim niteliğinde yazılar yazdığını hatırlattı.
Kadının sadece evde değil, toplumun her alanında olması gerektiğini savunan ve Şefika Gaspıralı’nın sadece bir yazar olmadığını, aynı zamanda Türk ve Müslüman bir kadının siyasi temsil hakkını erkenden dünyaya ilan ettiğini belirten Başarangil Demir, Şefika Gaspıralı’nın Bolşevikler tarafından şehit edilen Numan Çelebicihan önderliğinde 1917 yılında kurulan Kırım Halk Cumhuriyeti’nin meclisinde yer alan beş kadın milletvekilinden biri olduğunu dile getirdi.
“ONA GÖRE EĞİTİLMİŞ BİR KADIN SADECE BİR BİREY DEĞİL, İNŞA EDİLMİŞ BİR GELECEKTİ”
Kırım’ın işgalinin ve yaşadığı sürgünlerin Şefika Gaspıralı’yı yıldırmadığını, kendisinin Kırım’dan Bakü’ye ve Bakü’den İstanbul’a kadar uzanan yaşam yolculuğunda her zaman kadın ve çocukların eğitimi için ömrünü adadığını vurgulayan Başarangil Demir, Şefika Gaspıralı’nın modernleşmenin sadece kıyafetle değil, zihniyetle ve eğitimle de olacağını bir asır öncesinden tüm dünyaya kanıtladığını dile getirerek şu ifadelere yer verdi:
Ona göre eğitilmiş bir kadın sadece bir birey değil, inşa edilmiş bir gelecekti. Bizler de tayin olduğumuz her şehirde, kurduğumuz her yuvada aslında medeniyetin taşıyıcılarıyız. Çocuklarımıza vatan sevgisini, dürüstlüğü ve adaleti aşılayan ilk öğretmenleriz. Şefika Hanım’ın bir asır önce Kırım’dan yükselttiği o ses, bugün Türkiye’nin her köşesindeki dik duruşumuzda yankılanıyor. Şefika Gaspıralı’nın sönmeyen azmini ve Türk kadınına olan inancını yüreğimde taşıyorum.”
Bununla birlikte asker eşlerinin yaşadığı zorluklar ve yaptığı fedakârlıkların yanı sıra hayalleri, yetenekleri ve kendi hikâyeleri olan güçlü kadınlar olduğunu da belirten Başarangil Demir, farklı coğrafyalarda yaşamanın ve farklı kültürlerde insanları tanımanın asker eşlerinin hayata bakış açısını değiştirdiğini ve onlara ilham kaynağı olduğunu dile getirdi.
YAZAR, ROMANINDA 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜN VE SOYKIRIMINI ANLATTI
2025 Emine Işınsu Roman Ödülü’nü 269 eser arasından kazanan ve atalarından kalan içsel hafızadan yola çıkarak kurgulayıp kaleme aldığı “Bilinmeze Doğru” isimli romanından bahseden Başarangil Demir, “27 Kasım’da Ankara Üniversitesi Dil-Tarih ve Coğrafya Fakültesinde düzenlenen ödül törenimde Ayşe Sucu hocam ile beraberdik. Bugün de burada kendisi ile aynı programda konuşmak bana nasip oldu. Kendisini saygı ve sevgi ile selamlıyorum.” dedi.
Öte yandan, “Romanımda, ay yıldızlı bayrağımızın bağımsızca dalgalanmasını sağlayan Millî Mücadele ile Cumhuriyetimizin kuruluş yıllarını; Türk toprağı oluşundan asla vazgeçmediğim ve vazgeçemeyeceğim, Tarak Tamgalı Gök Bayrağın özgürce dalgalanmasını ümit ettiğim Kırım topraklarını, Kırım’dan Ak Topraklara göç eden bir ailenin hikâyesini ve 1944 Kırım Tatar Soykırımı’nı anlattım.” ifadelerini kullanan Başarangil Demir, karakterlerine yüklediği psikolojik olgular ve anlattığı olaylar üzerinden okuyuculara vatan sevgisini ve özlemini hissettirmeyi amaçladığını belirterek asker eşlerinin vatan sevgisinin anlamını sadece kitaplardan okuyarak değil, yalnız gecelerde, kapı ardında beklediği o sessiz nöbetlerden öğrenmiş kadınlar olduğunun altını çizdi.
PROGRAMDA YAZAR EMİNE IŞINSU UNUTULMADI
Ayrıca Emine Işınsu’nun Türk edebiyatına çok kıymetli eserler kazandıran değerli bir yazar olduğunu ifade eden Başarangil Demir, kendisini sadece bir yazar olarak tanımlamanın yetersiz kalacağını dile getirerek, “Kelimeleriyle vatan coğrafyasını ve kadının iç dünyasındaki fırtınaları sessiz bir asaletle kâğıda döken bir fikir insanıdır. Bize, bir kadının fikirlerinden ödün vermeden nasıl güçlü durabileceğini ve zarafetini nasıl koruyabileceğini öğretti. Kendisini saygı ve rahmetle anıyorum.” şeklinde konuştu.
Konuşmasını sonlandırırken Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.” sözüne atıf yapan Başarangil Demir, son olarak “Karanlık ne kadar yoğun olursa olsun, Türk kadınları olarak gökyüzündeki yıldızlar gibi parlamaya devam edeceğiz.” dedi.