
Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığının destekleriyle tertip edilen ve Kırım Tatar kültürünü ve sinemanın evrensel dilini bir araya getirecek olan 1. Uluslararası Kırım Film Festivali kapsamında Türkiye, Ukrayna, Kırım, Birleşik Krallık ve Katar'dan yönetmenlerin eserleri bir araya geliyor. Bu eserler arasında Kırım Tatar tarihini ve kültürünü sürgün, hafıza ve kimlik temalarıyla işleyen yapımlar yer alıyor.
Kırım Tatar sinemasının 100. yılı dolayısıyla düzenlenen ve direktörlüğünü yapımcı, yönetmen ve metin yazarı Neşe Sarısoy Karatay'ın yaptığı festivalin belgesel kategorisinde finale kalan yapımların afişleri, festivalin resmî sosyal medya hesabı üzerinden paylaşıldı.
"70 YAŞINDA BİR ÇINAR"
Festivalde finale kalan Kırım Haber Ajansı (QHA) Türkiye İrtibat Bürosu Müdürü Esma Kasar yönetmenliğindeki "70 Yaşında Bir Çınar" (Türkiye-Ukrayna) belgesel filmi, ana vatanlarından koparılmalarına rağmen kimliklerini, kültürlerini ve millî davalarını unutmayan Kırım Tatarlarının sesi olan Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneğinin hikâyesini anlatıyor. Belgesel film, derneğin zengin geçmişini ve 70 yılı aşkın mücadelesini gözler önüne seriyor.
"ANAVATANA YEMİN"
Zera Bekirova imzalı "Anavatana Yemin" (Kırım) ise 1944 yılında yurtlarından koparılan ve yarım asra yakın bir süre sürgünde kalan Kırım Tatarlarının, 1980'li yılların sonundan itibaren başlattığı destansı ve zorlu geri dönüş mücadelesini müzisyen ve besteci Rüstem Suleymanov’un gözünden ve yıllarca çektiği görüntülerin izinden giderek anlatıyor.
Festivalin resmî sosyal medya hesabı üzerinden yapılan paylaşımda, belgesel filme dair şu ifadelere yer verildi:
‘Anavatana Yemin’; 1944 yılında yurtlarından koparılan ve yarım asra yakın bir süre sürgünde kalan Kırım Tatarlarının, 1980'li yılların sonundan itibaren başlattığı o destansı ve zorlu geri dönüş mücadelesini müzisyen ve besteci Rüstem Suleymanov’un gözünden ve yıllarca çektiği görüntülerin izinden giderek anlatıyor. Boş arazilerde, hiçbir şeyleri yokken derme çatma çadırlardan ve barakalardan kendi elleriyle taş üstüne taş koyarak yuvalar kuran, vatanı adeta küllerinden yeniden yeşerten Kırım Tatarlarının bu dinmez mücadelesi; haksızlığa boyun eğmeyen, kimliğini koruyan ve ‘vatan’ söz konusu olduğunda her türlü zorluğu göğüsleyen onurlu bir halkın asla pes etmeyen ruhuna adanmış en derin saygı duruşudur.
"HAFIZAYA KAZINMIŞ"
Kristine Pasçın (Christina Paschyn) tarafından yönetilen "Etched in Memory (Hafızaya Kazınmış)" (Katar-Birleşik Krallık-Ukrayna) belgesel filminin ise savaşın yaralarını taşıyan Kyiv'de aralıksız füze saldırıları altında 3 çocuk büyüten ve aynı zamanda işgal altındaki vatanları Kırım'ı kurtarmak için mücadele eden Kırım Tatar Kaynak Merkezi (CTRC) Başkanı Eskender Bariyev ve Merkezin müdürü Zarema Bariyeva'nın hikâyesini konu aldığı belirtildi.
Kırım Tatar aktivistlerin, hava saldırıları arasındaki boşluklarda, bugün Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi olan ve geçmişte Rusya tarafından yasa dışı olarak alıkonulmuş Nariman Celâl gibi Kırımlı siyasi mahkûmlar için kampanyalar yürüttükleri kaydedildi.
Öte yandan Bariyev ve Bariyeva’nın, Rusya tarafından kaçırılan müze müdürü Leyla İbrahimova'yı kurtarma çabalarına öncülük ettikleri ve diğer mültecilere destek oldukları ifade edildi. Bir Rus saldırısında hayatını kaybeden genç oğlu için adalet arayan Rustem ve cephede ölen asker eşinin yasını tutan Elena’nın da söz konusu mülteciler arasında olduğu dile getirildi.
Belgesel filmin, hem kişisel bir yönü olduğu hem de aciliyet taşıdığı vurgulanırken bir çatışmanın içindeki başka bir çatışma olarak nitelendirilen hayatta kalma, adalete erişme ve evlerine dönme hakkı için mücadele eden Ukrayna'nın yerli Müslüman topluluğunun hikâyesini gözler önüne serdiği aktarıldı.
"İSMAİL BEY GASPIRALI"
İsmail Taha Feyizli'nin "İsmail Bey Gaspıralı" (Türkiye) belgesel-dramasının ise Türk dünyasının en vizyoner aydınlarından biri olan İsmail Bey Gaspıralı’nın yaşamını, entelektüel mirasını ve kalıcı etkisini ele aldığı belirtildi. Bununla beraber, belgesel-dramanın uzman görüşleri, nadir arşiv belgeleri ve sinematik canlandırmalar aracılığıyla Gaspıralı'nın eğitim, birlik ve kültürel uyanışa dair fikirlerinin nesilleri nasıl şekillendirdiğini ve bugüne nasıl ilham vermeye devam ettiğini gözler önüne serdiği dile getirildi.
Öte yandan, söz konusu yapımın bir biyografinin ötesine geçerek Türk dünyasının düşünce tarihini dönüştüren bir hareketin kökenlerine yapılan bir yolculuk niteliğinde olduğu kaydedildi.
"QANDIM: YÜREK ATEŞ KİBİ YANĞANDA"
Elzara İslamova'nın "Qandım: Yürek Ateş Kibi Yanğanda" (Kırım) belgeseli ise Kırım Tatar şair, yazar ve çevirmen Yunus Kandım’ı (Qandım) anlatıyor.
Festivalin resmî sosyal medya hesabı üzerinden yapılan paylaşımda, Kandım’ın sadece 45 yıllık kısa ömrüne ruhlara dokunan onlarca etkili şiir sığdırdığı, devâsâ bir Kırım Tatar edebiyatı antolojisi kazandırdığı, halkını büyük Kırım Tatar yazar Cengiz Dağcı'nın ölümsüz eserleriyle buluşturduğu ve Birinci Kırım Tatar Millî Kurultayı ile Kırım Tatar halkının unutulmaz lideri Numan Çelebicihan’ın mirasına ışık tutan tarihî eserler kaleme aldığının altı çizildi.
Paylaşımda, ayrıca şu değerlendirmelere yer verildi:
Sevdiğiniz esere, halkınıza ve vatanınıza tüm varlığınızla bağlıysanız tek bir saniyeyi bile boşa harcamadan yaşamak ve üretmek için âdetâ zamanla yarışırsınız. Seçkin Kırım Tatar şair, yazar ve çevirmen Yunus Kandım tam da böyle bir adanmışlığın simgesiydi. Sadece 45 yıllık kısa ömrüne ruhlara dokunan onlarca etkili şiir sığdırdı, devâsâ bir Kırım Tatar edebiyatı antolojisi kazandırdı, halkını büyük yazar Cengiz Dağcı'nın ölümsüz eserleriyle buluşturdu, Birinci Kurultay ve Numan Çelebicihan’ın mirasına ışık tutan tarihî eserler kaleme aldı. ‘Kandım: Yürek Ateş Gibi Yanarken’ belgeselinde izleyiciler; şairin kızı Hatice Kandım'ın rehberliğinde, bu dâhî kalemin ve sönmeyen büyük bir ruhun izini sürerek onu yeniden keşfedecekler.