
Rus Çarlığı tarafından 1 milyon Müslüman Çerkes'in vatan topraklarından sürgün edilişinin bugün 162’nci yıl dönümü. Çerkesler, 21 Mayıs 1864’ten itibaren başta Osmanlı İmparatorluğu olmak üzere, dünyanın çeşitli bölgelerine sürgüne maruz kaldı.
Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Vakfı, Büyük Çerkes Sürgünü’nün 162’nci yıl dönümü dolayısıyla bir basın bildirisi yayımladı.
RUS İMPARATORLUĞU, YIKIMIN TARİHİ
Kırım Vakfının resmî internet sayfasından yayımlanan bildiride, Rus İmparatorluğu’nun yayılmacı politikalarının, zorunlu göçlerin, kitlesel ölümlerin, açlığın, salgınların ve toplumsal yıkımın tarihi olduğu belirtildi.
21 Mayıs 1864 tarihinin Çerkeslerin ana yurtlarından koparılışının sembolü olduğunun belirtildiği bildiride, “Bu tarih yalnızca bir askerî yenilginin değil; yüz binlerce insanın yaşam hakkının, yurt hakkının ve insan onurunun ağır biçimde ihlal edildiği büyük bir insani felaketin hafızasıdır.” ifadeleri kaydedildi.
“Ortak tarihî hafızamız, yalnızca geçmişin acılarından değil; sürgün, ayrılık ve kimlik mücadelesinden de oluşmaktadır.” denilen bildiride, Kırım Tatarları ile Çerkeslerin benzer acıları yaşadığının altı çizilirken, iki halkın da Kırım Hanlığı’nın yıkılışı sonrasında başlayan baskılar sonucu vatanlarından koparıldığı aktarıldı.
Kolektif cezalandırma politikalarının ve sivillerin kitlesel göçe zorlanmasının kabul edilemeyeceği anımsatılırken, “Tarihsel travmaların inkâr edilmesi ya da küçümsenmesi ise toplumsal yaraların derinleşmesine neden olmaktadır.” ifadeleri aktarıldı.
“ACIMIZ ORTAK”
Kırım Tatarları ile Çerkeslerin yaşadığı acıların ortak olduğunun kaydedildiği bildiride şunlar kaydedildi:
Bizler, yüz yıllardır ortak tarih, ortak acı ve ortak dayanışma duygusunu paylaşan halklar olarak; 21 Mayıs’ın taşıdığı derin insani trajediyi saygı, hüzün ve vicdani sorumluluk duygusuyla anıyoruz.
Bildiride, Çerkeslerin yaşadığı büyük acının unutulmadığı aktarılırken, “162 yıl önce ana yurtlarından koparılan Çerkeslerin yaşadığı büyük acıyı unutmadığımızı; insan onuru, tarihsel adalet ve halkların kendi kimlikleriyle özgürce yaşama hakkı adına hafızamızı canlı tutmaya devam edeceğiz.” denildi.