Yazar Serra Menekay, Kırım Tatarlarının Kıbrıs’a uzanan tarihî hafızasını Ankara’da anlattı

Kırım Vakfı tarafından düzenlenen “Tarih ve Kültür Konferansları” kapsamında Kırım Tatar yazar Serra Menekay’ın “Kırım’dan Kıbrıs’a” adlı eserinin tanıtım konferansı gerçekleşti. Konferansta Kırım Tatarlarının göç süreci, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'ın ailesinin tarihî rolü ve Kıbrıs'ın özgürlük mücadelesi ele alındı.

Haber Giriş Tarihi: 07.11.2026 16:17
Haber Güncellenme Tarihi: 07.11.2026 17:42
https://www.qha.com.tr/

Kırım Vakfı tarafından 7 Kasım 2026 tarihinde düzenlenen “Tarih ve Kültür Konferansları” kapsamında Kırım Tatar yazar Serra Menekay’ın “Kırım’dan Kıbrıs’a” adlı eseri okurlarla buluştu. Yaklaşık 160 yıl önce Kırım’dan ayrılmak zorunda kalan Kırım Tatarlarının Kıbrıs’a uzanan göç sürecinin tarihî arka planının ele alındığı konferansta, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın ailesinin Kırım ile olan köklü bağları ve Kıbrıs Türk halkının özgürlük mücadelesindeki yeri üzerinde duruldu. Programa, Kıbrıs’ın kurtuluş mücadelesine ve 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’na katılan gaziler de konuk olarak iştirak etti.

KALKAY: KIRIM MEDENİYETİNİN HER BİR İNSANININ AYRI BİR HİKÂYESİ VAR

Konferansın açılış konuşmasını gerçekleştiren Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay, vakfın temel amaçlarından birinin Kırım konusunda Türkiye’de kaleme alınan eserleri daha geniş kitlelere tanıtmak ve bu alandaki akademik ve kültürel çalışmaları teşvik etmek olduğunu belirtti.

Menekay’ın Kırım Tatar kimliğinin yanı sıra üretkenliği, çalışkanlığı ve mücadeleci kişiliğiyle önemli eserlere imza attığını dile getiren Kalkay, “Bu işte on dördüncü kitabı oldu. Biz kendisini Kırım’la ilgili daha önce üç kitabıyla da tanıyorduk. Bu eser de aslında bizim için Kırım konusunda dördüncü kitap olacak. Çünkü bunun da kökü Kırım’dan başlıyor.” ifadelerini kullandı.

Kırım’ın köklü bir medeniyet birikimine sahip olduğunu ve tarih boyunca burada kurulan devletlerin bölgenin siyasi ve kültürel kimliğinin şekillenmesinde önemli rol oynadığını kaydeden Kalkay, Kırım’dan ayrılmak zorunda kalan insanların her birinin kendine özgü bir yaşam mücadelesi ve tarihî hikâyesi bulunduğunu söyledi.

Menekay’ın eserlerinde bu hikâyeleri farklı boyutlarıyla takip etmenin mümkün olduğunu vurgulayan Kalkay, “Bugün de burada Kırım’a uzanan bu dallardan Kıbrıs’a ulaşan bir romanı detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.” dedi.

Kitabın kendisinde derin bir etki bıraktığını ifade eden Kalkay, eserin yalnızca Kırım Tatarlarının tarihini değil, Kıbrıs Türk halkının millî mücadelesini de daha yakından tanımasına vesile olduğunu belirtti. Kalkay, özellikle Dr. Fazıl Küçük ve KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile birlikte mücadele veren Cemal Müftüzade ve Rüstem Tatar gibi isimlerin tarihî rollerinin kitap sayesinde daha kapsamlı biçimde anlaşılabildiğini dile getirdi.

Kalkay, Ersin Tatar’ın ailesinin Kıbrıs Türk halkının mücadelesindeki yerinin de kendisinde ayrı bir hayranlık uyandırdığını belirterek, “Ben hem Kırım davasını daha derinlemesine öğrendim hem de Fazıl Küçük’ten başlayıp Rauf Denktaş’la devam eden, onların bayraklarını düşürmeyen bu Tatar ailesine ve son nesil olarak da Ersin Tatar’a hayranlığım biraz daha arttı.” değerlendirmesinde bulundu.

ERSİN TATAR: TARİHÎ MÜCADELELERİN GELECEK NESİLLERE AKTARILMASI ÖNEMLİ

KKTC 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar da konferansta yaptığı konuşmada, Serra Menekay ile bir program vesilesiyle tanıştığını ve yazarın kararlı kişiliğinden etkilenerek bu çalışmaya başladığını aktardı. Eserin ortaya çıkış sürecinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Tatar, tarihî mücadelelerin kayıt altına alınmasının ve gelecek kuşaklara aktarılmasının taşıdığı öneme dikkati çekti.

Tatar, geçmişte verilen mücadelelerin yalnızca bugünün toplumları açısından değil, çocuklar ve torunlar başta olmak üzere gelecek nesillerin tarih bilinci kazanması bakımından da büyük değer taşıdığını belirterek, “Bütün bunların kayda geçmesi, bütün bunların yazılması ve gelecek nesillere, çocuklarımıza, torunlarımıza bu mücadeleleri nasıl verdiğimizi aktarmak çok önemli.” ifadelerini kullandı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecine ve Mustafa Kemal Atatürk’ün verdiği mücadeleye de değinen Tatar, Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesinin ardından güçlü bir devlet olarak ortaya çıkmasının Türk dünyası açısından tarihî bir anlam taşıdığını vurguladı.

Kırım Tatarları, Kıbrıs Türkleri ve Türk devletleri arasındaki tarihî ve kültürel bağların ortak değerlerden beslendiğini kaydeden Tatar, bu bağların toplumları geleceğe taşıyan temel unsurlar arasında yer aldığını ifade etti.

Tatar, “Kırım’daki Türklerin pozisyonu, Kıbrıs Türklerinin pozisyonu, bütün Türk devletlerinin pozisyonu, hepsi esas itibarıyla bizleri birbirimizle bağlayan temel değerlerimizdir, temel ülkümüzdür. Hepimizi geleceğe götürebilecek temel karakterimizdir.” şeklinde konuştu.

MENEKAY, KIBRIS'IN SİYASİ TARİHİNİ TATAR AİLESİNİN HİKÂYESİ ÜZERİNDEN ANLATTI

Yazar Serra Menekay ise kitabının ortaya çıkış sürecini ve eserin tarihî çerçevesini aktarırken, Kıbrıs'ın yakın tarihini Ersin Tatar'ın ailesinin kuşaklar boyunca üstlendiği roller üzerinden ele aldı. Tatar ailesinin Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinde ve devletleşme sürecinde önemli sorumluluklar üstlendiğini belirten Menekay, ailenin tarihinin aynı zamanda Kıbrıs'ın siyasi tarihine ışık tuttuğunu ifade etti.

Kıbrıs'ın İngiliz yönetimine geçiş sürecini Osmanlı Devleti'nin son dönemindeki gelişmelerle ilişkilendirerek anlatan Menekay, Birleşik Krallık'ın Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti'nin savaşa girmesini gerekçe göstererek 1914 yılında adayı işgal ettiğini hatırlattı.

Bu sürecin hukuki ve siyasi boyutlarına değinen Menekay, “Aslında kiralamış, kullanım hakkını almış ama o sırada şartlar öyle. Osmanlı da zayıf zaten deyip oturuvermiş adanın üstüne.” sözleriyle Londra'nın adadaki hâkimiyetini pekiştirmesini değerlendirdi.

Osmanlı Devleti'nin askerî ve diplomatik koşullar nedeniyle Birleşik Krallık'a karşı etkili bir itiraz geliştiremediğini belirten Menekay, adanın İngiliz sömürge yönetimine girmesiyle birlikte Kıbrıs'ta yaşayan halkın da İngiliz vatandaşlığına geçtiğini anlattı. Lozan Antlaşması'nın 16. maddesinin Türkiye Cumhuriyeti'nin Kıbrıs meselesindeki konumuna ilişkin önemine işaret eden Menekay, bu düzenlemenin Türkiye'nin adanın geleceğiyle ilgili gelişmelerde taraf olmasının önünü açtığını kaydetti.

Bu gelişmelerin sonucunda 1955 yılında EOKA'nın kurulduğunu hatırlatan Menekay, Kıbrıs Türk toplumunun da kendisini savunmak ve örgütlü bir direniş oluşturmak amacıyla Türk Mukavemet Teşkilatını (TMT) kurduğunu açıkladı. Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş'ın bu dönemde Kıbrıs Türk toplumunun siyasi ve millî mücadelesinde öne çıkan isimler olduğunu ifade eden Menekay, TMT'nin teşkilatlanma sürecine ve Türkiye'den adaya gerçekleştirilen silah sevkiyatlarına ilişkin bilgiler paylaştı.

TATAR AİLESİNİN KIBRIS CUMHURİYETİ'NİN KURULUŞUNDAKİ ROLÜ

Yazar Menekay, kitabında Kıbrıs Türk direnişinin örgütlenme sürecine ilişkin dikkat çekici olaylardan biri olan ilk silah sevkiyatını da ayrıntılarıyla ele aldı. Asaf Elmas, Vehbi Mahmut ve Cevdet Remzi isimli üç gencin 1958 yılında gerçekleştirdiği girişimin, TMT'nin silah temininde ve adadaki direnişin güçlendirilmesinde önemli bir aşama olduğunu belirtti.

1959 yılında başlayan müzakerelerin ardından 16 Ağustos 1960'ta Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kurulduğunu hatırlatan Menekay, Cumhuriyet'in ilk Cumhurbaşkanı Makarios olurken Dr. Fazıl Küçük'ün Cumhurbaşkanı Yardımcılığı görevini üstlendiğini aktardı.

Menekay, Ersin Tatar'ın aile geçmişinin de bu dönemin önemli isimleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayarak, Tatar'ın anne tarafından dedesi Cemal Müftüzade'nin Dr. Fazıl Küçük'ün müsteşarlığını yaptığını, babası Rüstem Tatar'ın ise Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Sayıştay Başkanı olarak görev aldığını söyledi.

Rüstem Tatar'ın Cemal Müftüzade'nin kızı Canev Hanım ile evlendiğini belirten Menekay, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kuruluşundan birkaç hafta sonra Ersin Tatar'ın dünyaya geldiğini kaydetti. Menekay, bu tarihî kesişimin kendi anlatısında özel bir yere sahip olduğunu ifade ederek, “1960'ı belki de ondan seviyorum.” dedi.

E. TUĞGENERAL CEMAL ERUÇ, KIBRIS BARIŞ HAREKÂTI'NDA YAŞADIKLARINI ANLATTI

Konferansın dikkat çeken konuklarından biri olan emekli Tuğgeneral Cemal Eruç da Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında yaşadıklarını katılımcılarla paylaştı. Harekâtın askerî safhalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Eruç, özellikle 20 Temmuz 1974'te başlayan harekât sırasında birliklerin karşılaştığı güçlükleri, aldığı kararları ve sahadaki gelişmelerin seyrini anlattı.

Eruç, görev yaptığı bölgede uygulamayı planladığı askerî harekâtın muhtemel sonuçlarını değerlendirirken, birliklerin birleşmesini engelleyebilecek bir düşman taarruzunun çok daha ağır kayıplara yol açabileceğine dikkati çekti. Komutan olarak askerî sorumluluğunun gerektirdiği kararları almak zorunda olduğunu belirten Eruç, üst komutanlıktan gelen emir ile sahadaki şartlar arasında değerlendirme yapmak durumunda kaldığı anları aktardı.

Birliklerinin bulunduğu mevziden ayrılmasının harekâtın genel seyrini tehlikeye atabileceğini düşündüğü için farklı bir plan uyguladığını anlatan Eruç, iki bölüğe taarruz görevi verdiğini, ardından havan birliklerinin desteğiyle düşman mevzilerine yönelik müdahalede bulunduğunu söyledi.

Kıbrıs Barış Harekâtı'nın iki safhasında da görev aldığını belirten Eruç, konuşmasının sonunda Kıbrıs'a ilişkin duygularını “Ve Kıbrıs bizimdir.” sözleriyle dile getirdi.

Program, toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.