18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi kutlu olsun!

Mehmetçiğin vatanı için can verdiği Çanakkale Zaferi’nin üzerinden 111 yıl geçti.

Haber Giriş Tarihi: 18.03.2026 11:23
Haber Güncellenme Tarihi: 18.03.2026 11:23
https://www.qha.com.tr/

Çanakkale Savaşları'nın dönüm noktası olan 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi ile Mehmetçiğin hatırasının, inancının, cesaretinin, azminin, manevi mirasının ve Türk milletinin birlik ve beraberliğinin tarihe kazınması üzerinden 111 yıl geçti.

HEMEN HEMEN HER OCAK, OLAĞANÜSTÜ FEDAKÂRLIKLA BÜYÜK KAYIPLAR VERDİ

Babalar, oğullar ve aydınların katıldığı; hemen hemen her ocağın şehit, yaralı ve kayıp verdiği Çanakkale Zaferi, Osmanlı Devleti’nin de katıldığı Birinci Dünya Savaşı’nda kazandığı muharebelerden biri oldu.

Yaklaşık 300 bin Türk askerinin katıldığı, yaklaşık 55 bin Mehmetçiğin şehit olduğu ve yaklaşık 100 bin askerin de yaralandığı Çanakkale Savaşı’nda, İtilaf Devletleri saflarında yaklaşık 550 bin asker savaşırken İtilaf Devletleri, yaklaşık 150 bin ölü ve kayıp verdi.

ÇANAKKALE’NİN UNUTULMAZ TÜRK KAHRAMANLARI

28 Temmuz 1914 tarihinde başlayan Birinci Dünya Savaşı devam ederken 18 Mart 1915 sabahı Boğaz’a giren ve tabyaları topa tutan İngiliz ve Fransız filoları, Çanakkale Boğazı’nın iki yakasındaki mevzilerden açılan yoğun ateş ve Karanlık Liman’a dökülen mayınların etkisiyle, mevcutlarının yüzde 35’ini kaybedip çekilmek zorunda kaldı. Manevralar sırasında mayınlara çarpan İtilâf donanmasının “Bouvet”, “Océan”, “Irrésistible” savaş gemileriyle iki muhrip ve yedi mayın arama gemisi battı; “Gaulois” ve “Inflexible” da dâhil olmak üzere yedi zırhlı, görev yapamayacak duruma geldi. Bu başarılı savunmayı idare eden Çanakkale Müstahkem Mevki Kumandanı Cevat Paşa, “18 Mart Kahramanı” ünvanı ile anıldı.

Bu deniz muharebesinde Seyit Onbaşı ve “Nusret” mayın gemisinin komutanı Yüzbaşı Hakkı Bey de dünya savaş tarihindeki onurlu yerlerini aldı. Seyit Onbaşı, Mecidiye Tabyası’nda 215 okka mermiyi sırtlayarak topun namlusuna sürdü. Yüzbaşı Hakkı Bey ise büyük bir kahramanlıkla Erenköy Koyu’na, kıyıya paralel olarak ve yüzer metre aralıklı, su seviyesinin dört buçuk metre altına, yirmi altı mayını yerleştirdi…

Bundan sonra ise kara muharebeleri süreci başladı Çanakkale’nin savunması için 24 Mart 1915 tarihinde, Mareşal Liman Von Sanders komutasındaki 5. Ordu kuruldu. Kurmay Yarbay Mustafa Kemal (Atatürk), 19. Tümen Komutanı olarak burada görevlendirildi; 1 Haziran 1915 tarihinde albaylığa yükseldi; 9 Ağustos 1915 tarihinde ise Anafartalar Gurup Komutanlığına getirildi. Emri altında üç kolordu bulunan Mustafa Kemal, 10 Aralık 1915 tarihine kadar bu görevde kaldı ve Çanakkale’de zaferi sağlayan komutan olarak Türk tarihine, adını altın harflerle kazıdı.

TÜRK’ÜN EMPERYALİZMİ YENDİĞİ BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİ

Mustafa Kemal’in tarih sahnesine çıktığı Çanakkale Zaferi, emperyalizmin yenildiği Kurtuluş Savaşı’nın fitilini ateşleyen olaylardan biri oldu. 19 Mayıs 1919 tarihinde başlayan Kurtuluş Savaşı’nda Mustafa Kemal’in askerlikten istifa ederek komutayı üzerine almasındaki gücün temelleri, Çanakkale’de atıldı. Türk’ün hürriyet, istiklâl ülküsü ile imanı ve gücü, Çanakkale’den başlayarak “Kurtuluş”a giden yolu açtı. Mustafa Kemal’in Conkbayırı’nda, 57. Alay’a verdiği, “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum! Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde, yerimizi başka kuvvetler ve kumandanlar alabilir!” emri, Türk’ün zafer bayrağını Çanakkale semalarında dalgalandıran kuvvet oldu.

Osmanlı Devleti, dört yıl süren Birinci Dünya Savaşı’nda kaybedince savaşın galipleri Çanakkale ve İstanbul’u işgal etseler de devamındaki Kurtuluş Savaşı’nı Türk milleti kazandığında “geldikleri gibi gittiler.”. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün 18 Mart vesilesiyle Türk milletine ve bütün dünyaya verdiği mesajda ise şu ifadeler yer aldı:

“Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar! Burada dost bir vatan toprağındasınız, huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçikle koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarını dindiriniz. Evlatlarınız, bizim bağrımızdadır; huzur içindeler ve huzur içinde uyuyacaklardır. Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”