
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşın temelinde Donbas bölgesini ele geçirme hedefinin bulunduğunu belirterek, savaşın sona ermesi için diplomatik müzakereler ve tarafların karşılıklı tavizler vermesini içeren bir uzlaşma gerektiğini söyledi.
Rubio, ABD Dışişleri Bakanlığının resmî sayfasında yayımlanan açıklamaya göre, Hindistan merkezli India Today’e verdiği röportaj sırasında düzenlenen basın toplantısında konuştu.
Savaşın Ukrayna topraklarının yaklaşık yüzde 11’lik bir bölümünü oluşturan Donbas üzerindeki mücadeleyle ilgili olduğunu ifade eden Rubio, Rusya’nın bölgeyi askerî yollarla ele geçiremediğini, Ukrayna’nın ise egemenliği ve uzun vadeli güvenliği açısından bölgeyi teslim etmek istemediğini belirtti.
Rubio, savaşın askerî yollarla sona erdirilemeyeceğini savunarak diplomatik müzakerelerin ve iki tarafın da taviz vermesini gerektiren bir uzlaşmanın önemini vurguladı.
ABD’nin Ukrayna ile Rusya arasındaki görüşmelerde arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu belirten Rubio, tarafların müzakere masasında bir araya gelmesi gerektiğini söyledi. Rubio, aynı odada bulunmanın sorunu tek başına çözeceğini iddia etmediklerini ancak taraflar bir araya gelmeden çözüm ihtimalinin bulunmadığını ifade etti.
RUS DİZEL YAKITI ALIMINA İLİŞKİN AÇIKLAMA
Rubio, ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya’dan dizel yakıtı alımına izin verme kararına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Kararın, dizel fiyatlarının dünya genelinde yüksek seyrettiği ve Hürmüz Boğazı ile Kızıldeniz’deki istikrarsızlığın enerji piyasalarını etkilediği bir dönemde küresel pazara ek enerji arzı sağlamayı amaçladığını belirtti.
Ukrayna-Rusya Savaşı’nın sona erdirilmesi konusunda endişelerini koruduklarını ifade eden Rubio, savaşın küresel ekonomi üzerindeki etkilerinin de dikkate alınması gerektiğini söyledi. Rubio, Rusya’dan ek enerji akışına kısa süreli olarak izin verilmesinin hem ABD’ye hem de dünya piyasalarına fayda sağlayacağını savundu.
Öte yandan Trump, Rusya ve Ukrayna’yı savaşı sona erdirmeye zorlamak amacıyla iki ülkeye de yüzde 200 gümrük vergisi uygulanabileceğini belirtmişti.