
The Telegraph gazetesi, Avrupa'da önümüzdeki dönemde yaşanabilecek siyasi liderlik değişimlerinin, Ukrayna'ya destek amacıyla oluşturulan Gönüllüler Koalisyonu'nun (Coalition of the Willing) geleceğini riske atabileceği konusunu gündeme taşıdı.
Gazetenin diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Avrupa'daki en büyük endişe Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından görevinden ayrılacak olması. Haberde, Macron'un Ukrayna'ya verilen Avrupa desteğinin en önemli mimarlarından biri olduğu, ancak aynı çizgiyi sürdürecek güçlü bir halefin henüz görünmediği belirtildi.
LE PEN'İN OLASI ZAFERİ ENDİŞE YARATIYOR
Habere göre, bahis şirketlerinin favori adaylarından biri olan aşırı sağcı lider Marine Le Pen'in seçilmesi halinde Fransa'nın Ukrayna politikasında önemli değişiklikler yaşanabileceği değerlendiriliyor.
The Telegraph, Le Pen'in daha önce Fransa'nın NATO'nun askeri komuta yapısından ayrılmasını savunduğunu, Rusya'ya yönelik yaptırımların kaldırılmasını istediğini ve Ukrayna'nın Moskova'nın şartları doğrultusunda bir barış anlaşmasını kabul etmesi gerektiğini dile getirdiğini hatırlattı.
Gazeteye göre, sol görüşlü siyasetçi Jean-Luc Mélenchon ise Fransa'nın Batı ittifakından tamamen ayrılmasını savunuyor.
İngiliz yetkililerin, olası bir yönetim değişikliğinin Gönüllüler Koalisyonu'nun geleceği ile müttefikler arasındaki gizli istihbarat paylaşımını nasıl etkileyeceği konusunda şimdiden değerlendirmeler yaptığı aktarıldı.
Haberde görüşlerine yer verilen ismi açıklanmayan Batılı bir yetkili, böyle bir senaryonun NATO açısından "büyük bir sorun" oluşturabileceğini ifade etti.
GÖZLER MERZ'DE, ANCAK BERLİN'DE DE BELİRSİZLİK HÂKİM
The Telegraph, Macron'un ardından Avrupa'da liderliği üstlenebilecek en güçlü isimlerden birinin Almanya Başbakanı Friedrich Merz olduğunu yazdı.
Haberde, Merz'in Almanya ordusunu Avrupa'nın en güçlü ordularından biri haline getirmeyi hedefleyen reformlar yürüttüğü, ancak iç siyasette ciddi baskılarla karşı karşıya bulunduğu belirtildi.
Merz'in kendi partisinden milletvekili olan emekli albay Roderich Kiesewetter, Almanya'daki Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ile Sosyal Demokrat Parti (SPD) içinde hâlâ "Moskova bağlantısı" olarak tanımladığı bir anlayışın etkili olduğunu savundu. Kiesewetter'e göre, her iki partide de savaş sona erdiğinde Rusya ile eski ilişkilerin yeniden kurulmasını isteyen çevreler bulunuyor.
Milletvekili, bunun Almanya'nın Ukrayna'ya Taurus uzun menzilli seyir füzelerini vermemesi ve Rusya'nın "gölge filosuna" (uluslararası yaptırım listesinde olan fakat üçüncü ülke bayrağı altında faaliyet yürüten gemiler) ait gemilere el koymaması gibi kararlara da yansıdığını belirtti.
"Merz'in de bu Moskova bağlantısıyla mücadele etmesi gerekiyor." ifadelerini kullanan Kiesewetter, Almanya Başbakanı'nın ayrıca Rus diplomatların Schengen Bölgesi'ndeki serbest dolaşımının sınırlandırılmasına yönelik Avrupa Birliği (AB) girişimini engellediğini ve Berlin'deki, Rus istihbarat ağı için paravan olarak değerlendirilen "Rus Evi" kültür merkezini kapatmayı da reddettiğini açıkladı.
Kiesewetter, "Bu liderlik değildir. Avrupa'ya yeni bir Churchill gerekiyor. Avrupa birkaç kez 'Churchill anı' yaşadı ancak hâlâ kendi Churchill'ini çıkaramadı." değerlendirmesinde bulundu.
Alman siyasetçi, Batı'nın kararsızlığının sürmesi halinde Ukrayna'nın bölgede farklı güç odaklarından destek aramak zorunda kalabileceği uyarısında bulundu.
POLONYA VE İTALYA'NIN LİDERLİĞİ ÜSTLENMESİ BEKLENMİYOR
Haberde, Polonya Başbakanı Donald Tusk ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin de Avrupa'daki liderlik boşluğunu doldurmasının zor olduğu ifade edildi.
The Telegraph'a göre, her iki lider de Ukrayna'ya asker gönderilmesine karşı çıkıyor ve gelecek yıl yapılacak seçimlere odaklandıkları için Avrupa'nın yeni lideri rolünü üstlenmeye sıcak bakmıyor.
İNGİLTERE UKRAYNA POLİTİKASINI SÜRDÜRMEK İSTİYOR
Gazete, Birleşik Krallık'ta göreve gelen yeni Başbakan Andy Burnham'ın dış politika deneyiminin sınırlı olmasına rağmen göreve başladıktan sonraki ilk yabancı lider görüşmesini Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy ile yaptığını hatırlattı.
Burnham'ın Portsmouth'ta Zelenskıy'yı ağırlayarak Londra'nın Ukrayna'ya ve NATO'ya verdiği desteğin süreceği mesajını müttefiklerine ilettiği kaydedildi.
Haberde, daha önce Keir Starmer ile Emmanuel Macron'un, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump'ın Avrupa'ya yönelik ilgisinin azalması döneminde Londra ile Paris arasındaki uzun yıllara dayanan anlaşmazlıkları geride bırakarak Avrupa'da ortak liderlik üstlendikleri belirtildi.
İki liderin, Ukrayna'ya destek amacıyla 30'dan fazla ülkeyi aynı platformda buluşturduğu ve Hürmüz Boğazı'nda mayın temizleme planı gibi ortak girişimlerde öncü rol oynadığı ifade edildi.
The Telegraph, Starmer'in görevden ayrılışının doğal karşılandığını ancak Macron'un ayrılmasının Avrupa'da çok daha büyük endişe yaratabileceğini, Burnham'ın ise tek başına Gönüllüler Koalisyonu'nun liderliğini üstlenip üstlenemeyeceğinin belirsiz olduğunu yazdı.
Öte yandan Gönüllüler Koalisyonu, son aylarda Ukrayna'ya yönelik çok sayıda savunma girişiminin koordinasyon platformu olarak öne çıkıyor. Temmuz ayında Ukrayna ile dokuz Avrupa ülkesi balistik füze tehditlerine karşı ortak savunma kapasitesini güçlendirmek amacıyla Anti-Balistik Koalisyonunu kurmuş, aynı dönemde Reuters da koalisyon üyelerinin Ukrayna hava savunmasını önemli ölçüde güçlendirecek somut bir plan üzerinde çalıştığını duyurmuştu.