Gaspıralı’nın izinde birlik çağrısı: Türk dünyasının dil, kültür ve hafızası Ankara’da konuşuldu

Türk Dünyası Diyalog Forumu’nda bir araya gelen akademisyen, gazeteci ve yazarlar, İsmail Bey Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” ülküsünün eğitim, yayıncılık ve ortak alfabe çalışmalarıyla hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Panelde, Sovyet Rusyası'nın dil politikaları ve aydınlara yönelik baskılarının Türk halklarının ortak hafızasında yarattığı kopuşlara dikkat çekildi.

Haber Giriş Tarihi: 31.10.2026 21:27
Haber Güncellenme Tarihi: 31.10.2026 21:44
https://www.qha.com.tr/

Cihan Özkan
QHA/Ankara

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından Türk Devletleri Teşkilatının (TDT) 13. Zirvesi marjında, 30-31 Ekim 2026 tarihlerinde Ankara’da düzenlenen Türk Dünyası Diyalog Forumu’nun ikinci gününde “Gaspıralı’nın İzinde: Türk Dünyasında Dil, Kültür ve Hafıza” paneli gerçekleştirildi.

TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev’in açış konuşmasını yaptığı panelin moderatörlüğünü MHP Genel Başkan Başdanışmanı, İsmail Gaspıralı Dış Politika Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Esma Özdaşlı üstlendi. Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden (KKTC) konuşmacılar, Türk dünyasının ve Kırım Tatarlarının büyük aydını İsmail Bey Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” ülküsünü farklı yönleriyle değerlendirdi.

RAEV: GASPIRALI’NIN İZİNDE YÜRÜMEK YALNIZCA SÖZLERİNİ TEKRARLAMAK DEĞİLDİR

Sultan Raev, yayımlamaya başladığı Tercüman gazetesinin uzak coğrafyalar arasında bir gönül ve fikir köprüsü kurduğunu belirtti. Ortak dil ve kültürün birleştirici gücüne inanan Gaspıralı’nın, düşüncelerini gazetesinin yanı sıra “Usûl-i Cedid” okullarıyla da hayata geçirdiğini anlattı.

Geçtiğimiz yüzyılda yaşanan siyasi baskıların, aydın kayıplarının ve kültürel kopuşların ortak hafızada derin izler bıraktığını söyleyen Raev, Cengiz Aytmatov’un eserlerinde hafızanın taşıdığı öneme dikkat çekti. Gençlere yalnızca geçmişin anlatılmasının yeterli olmadığını, bu birikimden güç alarak geleceği inşa etme cesaretinin de kazandırılması gerektiğini vurguladı.

Ortak alfabe, dil öğretimi ve yayıncılık çalışmalarının hedefinin yalnızca aynı harfleri kullanmak olmadığını belirten Raev, Türk halklarının birbirlerinin düşüncelerini, edebiyatını ve bilimsel üretimini doğrudan anlayabilmesinin önemine işaret etti. Film, dizi ve müzik gibi kültür ürünlerinin, resmî çalışmaların ulaşamadığı geniş kitleler arasında bağ kurabildiğini söyledi.

KÜLTÜREL HAFIZA VURGUSU

Yapay zekâ sistemlerinin Türk dünyasına ilişkin hangi bilgi ve kaynaklardan beslendiğinin önemini vurgulayan Raev, dijital ortamda yeterince temsil edilmeyen dillerin ve kültürlerin gelecekte eksik ya da yanlış tanınma tehlikesiyle karşılaşabileceğini belirtti. Ortak dijital kütüphaneler, kültür platformları ve eğitim programları geliştirilmesini önerdi.

“Ancak hiçbir teknolojinin kültürümüzün yerini almayacağını da unutmamalıyız.” diyen Raev, kültürel mirasın kayda alınmasının yanında eğitim, sanat ve kültürel üretimle yaşatılması gerektiğini söyledi.

Tercüman’ın kendi döneminde kurduğu köprülerin bugün yeni imkânlarla sürdürülebileceğini ifade eden Raev, “İsmail Gaspıralı’nın izinde yürümek yalnızca onun sözlerini tekrarlamak değildir.” dedi. Gaspıralı’nın cesaretinin, yenilikçi düşüncesinin ve çalışma anlayışının bugünün şartlarında devam ettirilmesi gerektiğini vurguladı.

ÖZDAŞLI: GASPIRALI FİKİR VE EYLEM ADAMIYDI

Panelin giriş konuşmasında Prof. Dr. Esma Özdaşlı, “İsmail Gaspıralı bir fikir ve eylem adamıydı.” diyerek onu farklı kılan özelliklerden birinin düşüncelerini hayata geçirme mücadelesi olduğunu belirtti. Özdaşlı, Rusya’nın baskılarına rağmen yürüttüğü yayıncılık ve eğitim faaliyetlerine dikkat çekti.

Gaspıralı’nın kadın haklarını savunmakla yetinmediğini ifade eden Özdaşlı, kızı Şefika Gaspıralı’nın Âlem-i Nisvan dergisinin başına geçmesini ve kız çocuklarının eğitimine yönelik girişimlerini örnek gösterdi. Gaspıralı’nın birlik ülküsünün TDT Ankara Zirvesi’nin temasına taşınmasının önemini vurguladı.

“SOVYET RUSYASI BİR DİLDEN 72 DİL YARATTI”

Şark Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Akif Aşırlı, Gaspıralı’nın Azerbaycan aydınlarıyla ilişkilerini ve Tercüman’ın farklı coğrafyalardaki okurları buluşturan rolünü anlattı. Sovyet yönetimi altında Azerbaycan ve Türkistan’daki Türk halklarının yaklaşık 70 yıl boyunca ortak kültürlerinden uzaklaştırıldığını belirtti.

Konuşmasında aktardığı “Sovyet Rusyası bir dilden 72 dil yarattı.” sözünün ardından Aşırlı, “İşte bizi 70 yıl, 80 yıl birbirimizden uzaklaştıran buydu.” ifadelerini kullandı. Tercüman’ın ortak Türkçeyle kurduğu iletişim bağının önemine dikkat çekerek günümüzde gazetecilerin ve yazarların dil alanındaki yakınlaşmaya katkı sunması gerektiğini söyledi.

Ortak terminoloji için Türk dillerinin birbirlerinin söz varlığından yararlanmasını öneren Aşırlı, Türk dünyasının birliğini hedef alan dezenformasyona karşı da ortak sorumluluk çağrısı yaptı.

ESDAULET’TEN GASPIRALI’NIN MİRASINI SOMUT HEDEFE DÖNÜŞTÜRME ÇAĞRISI

Kazakistanlı şair, yazar ve gazeteci Ulugbek Orazbayulı Esdaulet, Gaspıralı’nın mirasının yalnızca hafızada tutulmayıp somut hedeflere dönüştürülmesi gerektiğini belirterek TDT zirvelerinin önemine işaret etti. Kazakistan ile Türkiye arasındaki ilişkilerin birçok alanda gelişen ortaklıklarla ve gönülden dayanışmayla güçlendiğini söyledi.

Ahmed Yesevi ve Yunus Emre’nin eserlerini ortak Türk vicdanının sesi olarak değerlendiren Esdaulet, “Türkistan Edebiyatı” kavramının genişletilmesi gerektiğini vurguladı.

ELTAZAROV: SOVYET POLİTİKALARI ORTAK HAFIZADA KOPUŞLAR YARATTI

Semerkant Devlet Üniversitesi Filoloji Fakültesi Dekanı ve Türk dilleri uzmanı Prof. Dr. Juliboy Eltazarov, Sovyet dönemindeki alfabe değişikliklerinin, tarih yazımının ideolojik denetiminin ve millî aydınların tasfiyesinin ortak Türk hafızasında ciddi kopuşlar yarattığını belirtti.

Ortak tarihî şahsiyetler ve kültürel değerler üzerinden yaşanan anlaşmazlıkların ortak tarih ve kültür çalışmalarıyla aşılmasını öneren Eltazarov, alfabe sürecindeki gecikmelere de dikkat çekti. Ortak ders kitapları, öğrenci değişimleri, Türkoloji merkezleri, dijital arşivler ve bilimsel terminoloji çalışmalarının geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

Eltazarov, “Gaspıralı’nın izinde yürümek yalnızca geçmişi anmak değil, geleceğe ortak bir dil, ortak bir kültür ve ortak bir hafıza bırakmaktır.” ifadeleriyle birlik anlayışının günlük hayata, eğitime ve medyaya taşınması gerektiğini vurguladı.

ORTAK MİRAS GENÇLERİN BULUŞMASIYLA YAŞATILMALI

Uluslararası Kantörö Şaripoviç Toktomamatov Üniversitesi Öğretim Görevlisi, Türkolog Prof. Dr. Elmira Huribayeva; dil, destanlar, gelenekler, müzik ve el sanatlarının Türk halkları arasındaki ortaklıkları ortaya koyduğunu anlattı. Manas, Dede Korkut ve Köroğlu gibi kültürel değerlerin gelecek kuşaklara aktarılmasının önemine dikkat çekti.

Gençlerin birbirlerinin kültürlerini doğrudan tanıyabilmesi için ortak yaz programları, seminerler ve festivaller öneren Huribayeva, bu buluşmaların Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde ve işte birlik” anlayışını hayata geçirmeye katkı sağlayacağını belirtti.

KIBRIS TÜRK HALKININ VAROLUŞUNDA DİL VE KÜLTÜRÜN ROLÜ

TDT KKTC Aksakalı Oktay Öksüzoğlu, Kıbrıs Türk halkının baskılar karşısında dilini, kültürünü ve kimliğini koruyarak varlığını sürdürdüğünü anlattı. Türkiye’den gelen tarih ve edebiyat öğretmenlerinin yetiştirdiği kuşakların millî bilincin güçlenmesindeki rolüne dikkat çekti.

Eski bir mücahit olduğunun altını çizen Öksüzoğlu, Gaspıralı’nın düşüncelerinin yaşatılması gerektiğini vurguladı. Türk dünyasında birlik bilincinin çocuklara ve gençlere kazandırılmasında ailelerin, okulların, medyanın ve yöneticilerin sorumluluk taşıdığını ifade etti.