
Birleşik Krallık’ın geleceğine ilişkin tartışmalar yeniden gündeme gelirken İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’nın siyasi liderlerinin, kendi kaderini tayin hakkı ve bölgesel iş birliği konusunda ortak deklarasyon imzalamaya hazırlandığı bildirildi.
The Telegraph’ın haberine göre İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda liderleri 14 Eylül’de Galler’in başkenti Cardiff’te bir araya gelecek. Görüşmede tarafların ekonomi, enerji, Avrupa ile ilişkiler ve kendi kaderini tayin hakkı gibi alanlarda iş birliğini kapsayan bir mutabakat zaptı imzalaması bekleniyor.
Ayrıca, İskoçya’da İskoç Ulusal Partisi (SNP) iktidarını sürdürürken, Galler’de mayıs ayında yapılan seçimlerin ardından milliyetçi Plaid Cymru en büyük siyasi parti konumuna geldi. Kuzey İrlanda’da ise İrlanda Cumhuriyeti ile birleşmeyi savunan Sinn Féin yönetimde bulunuyor.
LONDRA ÜZERİNDEKİ SİYASİ BASKI ARTABİLİR
Üç siyasi gücün ortak hareket etmesi, Birleşik Krallık’ın geleceğine ilişkin tartışmaların yeni bir boyut kazanmasına yol açabilir. Tarafların oluşturmayı planladığı ortak siyasi platformun, Londra yönetimi üzerindeki baskıyı artırması bekleniyor. Üç bölgenin liderleri, Birleşik Krallık’ın geleceğinin yalnızca İskoçya’nın bağımsızlık tartışması çerçevesinde değerlendirilemeyeceği mesajını vermeyi hedefliyor.
Bunun yanında, Birleşik Krallık Başbakanı Andy Burnham’ın İskoçya’nın bağımsızlığı konusunda yaptığı açıklamalar da tartışmayı yeniden alevlendirdi. Burnham, parlamentoda yaptığı açıklamada, toplumda “açık bir uzlaşı” oluşması halinde İskoçya’nın bağımsızlığı konusunda yeni bir referandum düzenlenmesinin mümkün olabileceğini söyledi.
İskoçya’nın bağımsızlığını savunan siyasi çevreler bu açıklamayı yeni bir referandum ihtimalinin kabul edilmesi olarak değerlendirirken Burnham, mevcut koşullarda yeni bir referandum için yeterli gerekçe bulunmadığını belirtti.
Başbakanı Burnham ayrıca İskoç hükûmetine gönderdiği mektupta, bir sonraki genel seçimlerden önce bağımsızlık referandumu düzenlenmesinin gündemde olmadığını ifade etti. İşçi Partisinin de İskoçya’nın bağımsızlığını ve yeni bir referandumu desteklemediğini vurguladı.
BAĞIMSIZLIK SONRASI AVRUPA SEÇENEĞİ
Bunun yanı sıra, İskoçya ve Galler’in bağımsızlık kazanması halinde Avrupa Birliği’ne (AB) katılması bekleniyor. Kuzey İrlanda’nın ise İrlanda Cumhuriyeti ile birleşmesi durumunda AB’ye dahil olması gündeme gelebilecek.
Kuzey İrlanda açısından böyle bir süreç, 1998 tarihli Belfast Anlaşması kapsamında mümkün. Anlaşma, bölge halkının çoğunluğunun Birleşik Krallık’tan ayrılarak İrlanda ile birleşmek istemesi yönünde bir kanaat oluşması halinde statü referandumu yapılmasına imkan tanıyor.
Galler’de ise milliyetçi çevrelerin Londra’dan daha fazla mali ve idari yetki talep ettiği belirtildi. Bu talepler arasında deniz tabanındaki açık deniz rüzgar santrallerinden elde edilen gelirlerden daha fazla pay alınması ve bölgeye sağlanan mali desteğin artırılması bulunuyor.
TRUMP’TAN BİRLEŞİK İRLANDA MESAJI
Tartışmaya ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamaları da dahil oldu.
Donald Trump, Dublin ziyareti sırasında Kuzey İrlanda’nın İrlanda Cumhuriyeti ile birleşmesini görmek istediğini belirterek, böyle bir gelişmeyi “harika bir şey” olarak nitelendirdi.
Trump’ın açıklaması, Cardiff’te yapılması planlanan toplantının hemen öncesinde geldi ve Birleşik Krallık’ın geleceğine ilişkin tartışmaya uluslararası bir boyut kazandırdı.
BİRLEŞİK KRALLIK’IN DAĞILMASI KAÇINILMAZ DEĞİL
Öte yandan mevcut gelişmeler, Birleşik Krallık’ın kısa vadede dağılmasının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmiyor. Ancak İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’da bağımsızlık veya İrlanda ile birleşme fikrini destekleyen siyasi güçlerin aynı dönemde yönetimde etkili olması, Birleşik Krallık’ın siyasi geleceği açısından önemli bir değişim olarak değerlendiriliyor.