
İngiliz birliklerinin Osmanlı ordusu tarafından teslim alınmasıyla elde edilen Kut'ül Amare Zaferi'nin 110. yıl dönümü kaydediliyor. Kut'ül Amare Zaferi, Türk tarihinde Çanakkale Zaferi'nin ardından Birinci Dünya Savaşı'nın "en büyük zaferi" olma önemi taşıyor.
KÛTÜL‘AMÂRE NEREDE BULUNUYOR?
Bağdat ile Amâre arasında, Dicle nehrinin sol kıyısında ve Fırat ile Dicle’yi birleştiren eski Şattülhay (Garrâf) Kanalı’nın Dicle tarafındaki ağzının karşısında bulunan Kûtül‘amâre’nin ismindeki “Kût”, Hintçe’deki kot (kale) kelimesinden gelmekte ve Irak’ta bu isimle anılan Kûtülmuammer ve Kûtülhay gibi yerler de bulunmaktadır.
Kûtül‘amâre’nin kuzeyine doğru genişleyen ovalar, Arap kabilelerinden Benî Lâm’ın kollarından olan Benî Rebîa’nın yaşadığı yerdir. Çok eski bir yerleşim merkezi olmayan Kûtül‘amâre, Mazeraya adlı bir İlkçağ kasabasının bulunduğu yerde kuruldu.
Kûtül‘amâre bölgesinin Osmanlı idaresine girmesi, Kanûnî Sultan Süleyman zamanında yani 1520 ile 1566 yılları arasında, Bağdat’ın fethi sırasında gerçekleşti.
Kûtül‘amâre, İran Şahı I. Abbas’ın Bağdat’ı 1623 yılında ele geçirmesiyle bir süreliğine elden çıkmış da olsa IV. Murad’ın Bağdat’ı 1638 yılında yeniden fethi üzerine tekrar Osmanlı Devleti sınırları içine girdi. Bağdat vilâyeti merkez sancağına bağlı bir kaza merkezi olan Kûtül‘amâre’de, Dicle’de buharlı gemilerin çalışması ve İngiliz menşeli “Lynch” şirketinin burada kömür depoları ve yakıt istasyonları kurması üzerine büyük bir hareketlilik başladı.
İNGİLİZ MENŞELİ “LYNCH” ŞİRKETİ, BÖLGEYİ İSTASYON OLARAK BELİRLEMİŞTİ
1869 yılında ise Osmanlı Devleti’nden Bağdat ile Basra arasında vapur işletme imtiyazı alan İngiliz menşeli “Lynch” şirketi, arada kalan Kûtül‘amâre’yi bir istasyon olarak belirlemişti.
19. yüzyılın sonlarında Gureybe, Bedre, Cîzân ve Zurbatiye nahiyelerinin bağlı bulunduğu Kûtül‘amâre bölgesinin nüfusu çoğunlukla Sünnîlerden ve 30 bin kişiden oluşuyordu.
Bölge halkı, genelikle ziraat ve taşımacılıkla uğraşıyor; Yahudiler altın işlemeciliği ve ticareti, Hıristiyanlar ise daha çok demirhindi ticareti yapıyordu. Bölge merkezinde 200 iş yeri, 10 otel, 8 kahvehane ve yün eğirmek için de iki atölye vardı. Çevredeki verimli araziler, İran tarafından gelen ve Dicle’ye dökülen Kelâl nehriyle sulanırdı. 20. yüzyılın başlarında, yani Osmanlı döneminin sonlarına doğru kasabanın nüfusu 7 bin kişi kadardı ve burada bir rüşdiye mektebi, Sünnî ve Şiîler için birer cami, bir havra, iki han, çok sayıda iş yeri, mağaza ve dükkânla iki hamam bulunuyordu. 1911 yılında ise Bağdat salnâmesinde bin 500 ev, 150 dükkân ve 10 han kayıtlıydı.
İNGİLİZLER, 26 EYLÜL 1915'TE BÖLGEYİ İŞGAL ETTİ
I. Dünya Savaşı sırasında Kûtül‘amâre'de çok hareketli günler yaşandı. 1915 yılının eylül ayı sonlarına doğru İngiliz Generali Charles Townshend, Dicle nehri boyunda harekete geçti; Osmanlı kuvvetleri, Albay Yûsuf Nûreddin Bey’in kumandasında bulunuyordu. Hedefleri Bağdat’ı almak olan İngilizler, 26 Eylül 1915'te yol üzerindeki Kûtül‘amâre’yi işgal etti.
Bunun üzerine bölgedeki Altıncı Ordu’nun başına Birinci Ordu kumandanı Alman Mareşali Wilhelm Colmar von der Goltz (Goltz Paşa) getirildi. 22-26 Kasım 1915’te General Townshend, Bağdat’a 30 kilometre uzaklıktaki Selmânıpâk bölgesinde taarruza başladı.
İNGİLİZLER ÇOK SAYIDA KAYIP VERDİ
Çok sayıda kayıp veren İngilizler, Kûtül‘amâre’ye çekilirken Osmanlı kuvvetleri, kaleyi kuşatma altına aldı. Halil Paşa kumandasındaki bu kuşatma ve İngilizlerin verdikleri karşı mücadele ise I. Dünya Savaşı’nın en önemli çarpışmaları arasında yer aldı.
1916 yılının başlarında, İngilizlerin Irak cephesi kumandanlığında bulunan General John Nixon’un yerine General Percy Lake tayin edildi. General Percy Lake’in emriyle, Basra tarafındaki İngiliz kuvvetlerinin kuşatma altındaki General Townshend’e yardım teşebbüsleri sonuç vermedi ve İngilizler, Hindistan’dan Basra’ya gönderilen yeni tugayların desteğiyle, 5 Nisan 1916’da Felâhiye’de başlattıkları dört gün süren taarruza rağmen kuşatmayı yaramadılar.
TÜRKLER, İNGİLİZLERİN TESLİM OLMASINDA DİRENDİ
İngilizler, 21-22 Nisan 1916 tarihlerinde IV. Felâhiye Muharebesi denilen bir saldırı daha gerçekleştirdilerse de geri püskürtüldüler. Başka çaresi kalmayan General Percy Lake, 26 Nisan 1916’da kuşatma altındaki General Townshend’e, Türklerle teslim müzakerelerini başlatmasını bildirdi.
Yaklaşık beş ay süren kuşatmanın kaldırılması karşılığında İngilizler, bütün silâhlarıyla 1 milyon sterlin tazminat vermeyi teklif ettiler ve karşılığında Amâre yolu ile Hindistan’a gitmek için müsaade istediler; Türk tarafı ise İngilizlerin kayıtsız şartsız teslim olmasında direndi.
Nihayet 27 Nisan 1916’da Kûtül‘amâre’nin 4 kilometre kuzeybatısında, nehir üzerinde Halil Paşa ile General Townshend arasında yapılan görüşmede İngilizler, tazminatı 2 milyon sterline çıkardılar. 29 Nisan 1916 günü protokol imzalanmasının ardından, halkın coşkulu gösterileri arasında Türk kuvvetleri, Kûtül‘amâre’ye girdi ve 13 bin 309 kişilik İngiliz ordusunu teslim aldı.
KÛTÜL‘AMÂRE ZAFERİ’NDEN SONRA NE OLDU?
Kûtül‘amâre Zaferi, Bağdat’ı ele geçirmeye yönelik planlar yapan İngilizlere büyük bir darbe vurdu. Buna karşın bu askerî başarı, Haziran 1916’da Hicaz’da ortaya çıkacak olan İngilizlerin planladığı Şerif Hüseyin ayaklanmasını engelleyemedi. 1916 ve 1917 yıllarındaki savaşlar, Osmanlı Devleti’nin bağlı bulunduğu tarafın başarısızlığı ile sonuçlandığı için Orta Doğu, tamamen kaybedildi.
Şubat 1917’de Kûtül‘amâre ve Mart ayında Bağdat, İngilizlerin eline geçti. Bölgeye gelen İngiliz manda idaresinin yaptığı idarî taksimata göre Kûtül‘amâre, yeni kurulan on dört livânın ana şehirlerinden biri, daha sonra da Ağustos 1921’de Irak Devleti’nin kurulmasıyla bu on dört livâdan birinin merkezi oldu.
Bugün on sekiz muhafazadan Vâsıt’ın merkezi olup 2002 verilerine göre muhafazanın nüfusu 860 bin, Kûtül‘amâre’nin nüfusu ise 380 bindir.