Mustafa Destici: Kırım Tatar Sürgünü’nü lanetle anıyorum

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, İstanbul İl Kongresinde yaptığı konuşmada 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı başta olmak üzere Türk dünyasına yönelik açıklamalarda bulundu.

Haber Giriş Tarihi: 18.05.2026 10:10
Haber Güncellenme Tarihi: 18.05.2026 10:10
https://www.qha.com.tr/

İstanbul’da partisinin olağan il kongresinde konuşan Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82’nci yıl dönümüne ilişkin açıklamalarda bulundu.

“SÜRGÜNÜ LANETLİYORUM”

Türk milletinin tarihte kıyım, katliam ve soykırımlara tabi tutulduğunu anımsatan Destici, “Dönemin proletarya diktatörü Stalin tarafından gerçekleştirilen Kırım sürgününün yıl dönümü. Öncelikle bu soykırımı, bu sürgünü lanetliyorum ve orada hayatını kaybeden Kırım Türkü kardeşlerimi rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyorum. Kırım davası için, Türk'ün davası için, Müslüman'ın davası için canını veren şehitlerimizi rahmetle anıyorum.” dedi.

Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve KTMM’nin mücadelesini selamlayan Destici, “Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ağabey olmak üzere bu sürgün ve sonrasında büyük bir mücadele veren, yıllarca esir hayatı yaşayan dava büyüklerimizi de ağabeylerimizi de liderlerimizi de buradan İstanbul'dan saygıyla, sevgiyle, muhabbetle selamlıyorum. Cenab-ı Hak yar ve yardımcıları olsun, diyorum.” ifadelerini kullandı.

“ÇİN TÜRKİYE’NİN DOSTU OLAMAZ”

Konuşmasında Doğu Türkistan’da, Türkmeneli’nde, Balkanlar’da yaşanan Türk kıyımına da değinen Destici, “Oralarda yaşayan kardeşlerimiz çektikleri acılara rağmen ne Türklüklerinden ne de Müslümanlıklarından vazgeçtiler.” diye konuştu.

ÇKP rejiminin Doğu Türkistan’da sürdürdüğü soykırıma ilişkin konuşan Destici, Çin’in Türkiye’nin dostu olamayacağının altını çizdi.

Destici konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

1949'da işgal etti Kızıl Çin, Doğu Türkistan'ı. Tam 77 yıldır Doğu Türkistan Çin işgali altında. Hem fiilî soykırım uygulandı hem kültür soykırımı uygulandı hem inanç soykırımı uygulandı. Onun için biz açığız, netiz. Büyük Birlik Partisi olarak, Alperenler olarak netiz. Doğu Türkistan'daki işgal bitmeden, Doğu Türkistan'daki katliamlar sona ermeden, ölüm kampları uygulamalarına son vermeden Çin bizim dostumuz olamaz.

“TÜRK SOYLULAR TÜRK VATANDAŞLIĞINA ALINMALI”

Ülke nüfusundaki aşağı yönlü ivmeye dikkat çeken Destici, Türk soyluların Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına alınmasına ilişkin, “İster Batı Trakya'dan ister Suriye'den ister Irak'tan ister Türkistan’dan ister Kafkaslar'dan ister Kırım'dan Türk soylu olarak kim Türk vatandaşlığına müracaat ediyorsa onların vatandaşlığı kabul edilmeli ve Türkiye Cumhuriyeti devleti vatandaşı yapılmalıdır.” şeklinde konuştu.

18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI

Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti.

Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü.

Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı.

2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL

— QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026