NATO’dan Rusya’nın derinliklerine uzanan yeni savunma planı

NATO, olası bir Rus saldırısına karşı askerî üsleri, ikmal depolarını ve savunma sanayisi tesislerini Rusya topraklarının derinliklerinde hedef almayı öngören yeni bir savunma stratejisi hazırlıyor.

Haber Giriş Tarihi: 04.11.2026 15:52
Haber Güncellenme Tarihi: 04.11.2026 15:56
https://www.qha.com.tr/

NATO, olası bir Rus saldırısına karşı savunma stratejisini yeniden şekillendiriyor. The Wall Street Journal’ın (WSJ) haberine göre, ittifakın hazırladığı yeni savunma planı, önceki kısıtlamaların terk edilerek Rusya topraklarının derinliklerindeki askerî hedeflere konvansiyonel saldırılar düzenlenmesini öngörüyor.

Ukrayna ve Orta Doğu’daki savaşlardan edinilen tecrübeler, NATO komutanlarını Rus ordusuna karşı izlenecek yöntemleri yeniden değerlendirmeye yöneltti. On yıllardır NATO’nun doğu kanadındaki savunma anlayışı, engeller ve kontrol noktaları oluşturarak düşman birliklerinin ilerleyişini durdurmaya dayanıyordu. Ancak Ukrayna’da yaklaşık beş yıldır devam eden savaşın ardından ittifakın stratejistleri, olası bir Rus işgalinin yalnızca askerî ilerleyişi engelleyerek durdurulamayacağı sonucuna vardı.

Yeni yaklaşım, Rusya’nın saldırı kapasitesini yalnızca sınır hattında değil, ülkenin derinliklerindeki askerî altyapısını hedef alarak etkisiz hâle getirmeyi amaçlıyor. Bu kapsamda Rus askerî üsleri, ikmal depoları ve savunma sanayisi tesislerinin vurulması planlanıyor.

NATO Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı General Alexus Grynkewich, söz konusu yaklaşımı kendi “zafer teorisi” kapsamında ortaya koydu. Buna göre müttefikler, öncelikle saldırının ilk dalgasını durduracak, ardından Rusya’nın saldırıyı sürdürme kapasitesini ortadan kaldırmaya çalışacak.

Grynkewich, “Bize karşı kullanılan savaş sistemini, hem ilerleyen kuvvetleri hem de bu kuvvetleri destekleyen, ikmal sağlayan veya kontrol eden unsurları hedef alarak çökerteceğiz.” ifadelerini kullandı. WSJ, açıklanan planın nükleer silah kullanımına geçişi öngörmediğini vurguladı.

Polonyalı Tümgeneral Ireneusz Nowak da Ukrayna’nın direnişinden çıkarılan en önemli derslerden birinin saldırganlığa güç kullanarak karşılık vermek olduğunu belirtti. Nowak, savunmanın karşı saldırıları da kapsadığını ifade ederek Rusya ile silahlı çatışma yaşanması hâlinde Rus savunma sanayisi kompleksinin hedef alınmasının isteneceğini söyledi.

Nowak, uzun menzilli ve yüksek hassasiyetli saldırıların caydırıcılık aracı olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. NATO’nun Moskova’ya yönelik mesajının açık olması gerektiğini belirten Polonyalı general, ittifakın Rusya’yı cezalandırabilecek askerî kapasiteye sahip olması gerektiğini dile getirdi.

Yeni stratejinin, Ukrayna’nın Rusya’nın askerî ve ekonomik altyapısına yönelik uzun menzilli saldırı yaklaşımıyla benzerlik taşıdığı belirtiliyor. Ukrayna, uzun menzilli silahlı insansız hava aracı (SİHA) ve füzelerle Rus petrol rafinerilerini, insansız hava aracı (İHA) üretiminde kullanılan batarya fabrikalarını, veri merkezlerini ve yakıt depolarını hedef alıyor.

Ukrayna’nın NATO Daimî Temsilcisi Alyona Getmançuk da bir savunma konferansında uzun menzilli saldırı kapasitesinin önemine dikkat çekti. Getmançuk, hava savunmasını ağrı kesiciye benzeterek bunun belirtileri hafifletebileceğini ancak asıl sorunun kaynağının ortadan kaldırılması gerektiğini ifade etti.

NATO ÜLKELERİ UZUN MENZİLLİ FÜZE STOKLARINI ARTIRIYOR

Yeni savunma yaklaşımının hayata geçirilmesi için ABD, Tomahawk seyir füzeleri ve ATACMS balistik füzelerinin modernizasyonu ile stoklarının artırılması üzerinde çalışıyor. Avrupa ülkeleri ise Storm Shadow, SCALP ve Taurus seyir füzelerinin stoklarını genişletmeyi ve daha düşük maliyetli yeni uzun menzilli silah sistemleri geliştirmeyi hedefliyor.

Norveç Savunma Araştırmaları Enstitüsünden kıdemli araştırmacı Fabian Hoffmann, Avrupa’da en az 48 düşük maliyetli seyir füzesi geliştirme projesinin duyurulduğunu hatırlattı.

Hoffmann, yüksek yoğunluklu bir çatışmada karşı tarafın güçlü uzun menzilli silah stoklarına sahip olmasının belirleyici olabileceğini belirterek, Avrupa ülkelerinin bu alandaki askerî kapasitesini geliştirmesinin önemine işaret etti.