
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezinin (CSIS) 27 Ocak 2026 tarihinde yayımladığı rapora göre, Rusya Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşta, 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana herhangi bir büyük gücün yaşadığı en ağır kayıpları verdi. Raporda, Moskova’nın sınırlı toprak kazanımları karşılığında son derece yüksek bir bedel ödediği vurgulandı.
CSIS’in tahminlerine göre, Şubat 2022’de başlayan topyekûn işgal girişiminden bu yana Rus ordusunun toplam kaybı 1,2 milyona yaklaştı. Bu rakama ölü, yaralı ve kayıp askerler dâhil edilirken, hayatını kaybeden Rus askerlerinin sayısının 325 bine kadar çıktığı belirtildi.
RUS ORDUSU YIPRANDI
Raporda, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in cephede inisiyatifin Rusya’ya geçtiği yönündeki açıklamalarına karşın, ilerlemenin son derece yavaş ve maliyetli olduğu ifade edildi. 2025 yılı boyunca cephenin en sıcak noktası olan Pokrovsk çevresinde Rus birliklerinin günlük ilerleme hızının ortalama yalnızca 70 metre olduğu, bunun da geçen yüzyılın en kanlı muharebelerinin bile gerisinde kaldığı kaydedildi.
CSIS verilerine göre Rusya, 2024’ün başından bu yana Ukrayna topraklarının yüzde 1,5’inden daha azını ele geçirebildi. Bu durum, savaşın yoğun bir yıpratma sürecine dönüştüğünü ve büyük insan ve teçhizat kayıplarına rağmen sahada sınırlı kazanımlar elde edildiğini ortaya koyuyor.
ÜÇÜNCÜ SINIF EKONOMİK GÜÇ
Raporda ayrıca Rusya, gerileyen üretim kapasitesi, iş gücü açığı ve azalan sermaye nedeniyle “ikinci ya da üçüncü sınıf bir ekonomik güç” olarak tanımlandı. Ülkenin, yapay zekâ başta olmak üzere yeni teknolojilerde de geri kaldığı, dünyanın en büyük 100 teknoloji şirketi arasında tek bir Rus firmasının dahi bulunmadığı belirtildi.
CSIS, Rusya’nın ekonomik durgunluğu ve yükselen sektörlerdeki yokluğunun, Çin ve ABD gibi küresel ekonomik aktörlerle rekabet edemeyen bir büyük güç gerilemesine işaret ettiğini savundu.
Raporun yayımlanması, ABD öncülüğünde savaşın sona erdirilmesine yönelik diplomatik girişimlerin yeniden hız kazandığı ve Rusya’nın Donbas bölgesini on yılı aşkın süredir tam olarak kontrol altına alamamasına rağmen Ukrayna’ya toprak tavizi baskılarının arttığı bir döneme denk geldi.