STRATCOM 2026’da “Küresel Düzende Yeni Çerçeve: Stratejik İletişim Perspektifi” paneli düzenlendi

Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi (STRATCOM 2026) kapsamında "Küresel Düzende Yeni Çerçeve: Stratejik İletişim Perspektifi" başlıklı paneli tertip edildi. Panelde, Türk dünyasından önemli temsilciler yer aldı.

Haber Giriş Tarihi: 27.03.2026 17:50
Haber Güncellenme Tarihi: 27.03.2026 17:50
https://www.qha.com.tr/

"Uluslararası Sistemde Kırılma: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı" temasıyla düzenlenen Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi (STRATCOM 2026) kapsamında, "Küresel Düzende Yeni Çerçeve: Stratejik İletişim Perspektifi" isimli panel tertip edildi. TRT World'den Alican Ayanlar’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde; Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Kazakistan Kültür ve Enformasyon Birinci Bakan Yardımcısı Kanat İskakov, Suriye Enformasyon Bakanı Hamza Mustafa ve Bangladeş Enformasyon ve Yayıncılık Bakanı Zahir Uddin Svapon (Swapon), konuşmacı olarak yer aldı.

TÜRKİYE, DOĞU İLE BATI ARASINDA KUSURSUZ BİR DENGE SAĞLADI

Oktay, Türkiye’nin pandemi dönemi gibi zorlu süreçlerde inşa ettiği iletişim mimarisini ve bu zorlu süreçlerde sağladığı güven ortamı hususunda, “Herhangi bir işe başlarken önemli olan, güvenin sağlanmasıdır. Şu anda da gücün dönüşümüne şahit olmaktayız. Bu dönüşüm yeni bir kavram değildir, son birkaç yıldır buna şahit olmaktayız fakat gücün dönüşümü, her zaman kaosla gelir. Bu kaos, birçok alanda kendini gösterebilir; savaş, çatışma, göç ve siyasi istikrarın bozulması gibi birçok olayla gerçekleşebilir. Türkiye olarak önceden bu olayların hepsini deneyimledik.” ifadelerini kullandı.

Pandeminin de söz konusu olaylardan biri olduğunu ve bu dönüşümün bir nevi temel taşlarından biri olduğunu belirten Oktay, birkaç yıldır Doğu ile Batı arasında yaşanan güç mücadelesinde Türkiye’nin yerine dikkat çekerek “Doğu ile Batı’nın neredeyse kesişiminde yer alan Türkiye olarak hem Doğulu hem de Batılıyız. Bu şu demektir: Biz, her iki tarafı da anlayabiliyoruz. Bu, bizi öne çıkaran önemli bir avantajdır. Çatışma içerisinde bulunan taraflarla, güvene dayalı bir yaklaşımla iletişim kurabilmemizin kaynağı da budur.” ifadelerini kullandı.

OKTAY, TÜRKİYE’NİN RİSKLER KARŞISINDA ALDIĞI ÖNLEMLERİ VURGULADI

Kaos ve belirsizlik ortamının diğer bütün alanları etkilediğini, sadece yönetimin değil, enerji ve iletişim gibi alanların da buna dâhil olduğunu kaydeden Oktay, Türkiye’nin bu durumu tecrübe ettiğini ve birtakım politikalar geliştirmeye başladığını belirtti. Oktay bu hususta, “Krizlerden çok riskleri dile getirmek önemlidir. Biz bu riskleri gördük ve bu riskler için hazırlık yapabilmiş durumdayız. Tabii ki hiç kimse her bir riski öngöremez ve karşı karşıya gelinebilecek bütün belirsizlikler için hazırlık yapamaz fakat en azından bu risklerin analizini yapabilir ve bu riskleri mümkün olduğunca öngörebilirsiniz. Önünüzdeki belirsizlikleri en aza indirebilirsiniz, söz konusu risklere ve belirsizliklere göre politikalarınızı geliştirebilirsiniz. Aynı zamanda, bir şekilde kuruluşlarınızı hayata geçirip güçlendirebilirsiniz. Yalnızca kriz yönetimi için değil, aynı zamanda politikaların geliştirilmesi için de güven inşa etmeniz gerekir. Belirsizlikleri azaltmak; inşa ettiğiniz güveni kendi ülkenizde, hükûmetler arası ölçekte, vatandaşlarınız nezdinde ve tabii ki yönetim kademesinde gerçekten de sağlamlaştıracaktır. Güvenebileceğiniz bir lideriniz olmalıdır, bunun kaos ve belirsizlik ortamında özellikle önemi vardır.” dedi.

Öte yandan kriz ve kaos ortamında veya gücün geçiş aşamasında olduğu dönemlerde esneklik ile hızlı fakat nitelikli bir karar alma sürecinin önemine vurgu yapan Oktay, söz konusu geçiş döneminde Türkiye’nin parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçtiğini hatırlattı. Oktay, “Türkiye’nin hükûmet sisteminde gerçekleşen değişim, bu politikalardan biriydi. Parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçiş, bize gerçekten de bu dönemde sağlam bir karar alma mekanizması ve esnek bir ortam sundu.” ifadelerine yer verdi.

BAKAN ERTUĞRULOĞLU, KIBRIS TÜRKLERİNİN MÜCADELESİNİ GÜNDEME TAŞINDI

KKTC Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türklerinin mücadelesine dikkat çekerek “Eski dünya düzeninin yıkılmak üzere olduğu ve yeni dünya düzeninin ise şekillendiğine dair tartışmalar sürmektedir fakat bunun nasıl gerçekleşeceğine dair hiç kimse kesin bir bilgiye sahip değildir. Kıbrıs Türkleri için eski dünya düzeni 1963 yılında, kurucu ortağı olduğumuz bir devletten kovulmamızla sona ermiştir. Dünya, yani Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyinin 5 daimî üyesi, bu sırada saldırgan Kıbrıs Rumlarını mükâfatlandırma ve mağdur Kıbrıs Türklerini ise cezalandırma kararı vermiştir.” ifadelerini kullandı.

Yıllar önce Malezya Dışişleri Bakanının, Kıbrıs Türklerinin uluslararası kamuoyu tarafından Kıbrıs’ın ayrılıkçı azınlığı olarak görüldüğünü dile getirdiğini belirten Ertuğruloğlu, “Bu şekilde Kıbrıs Rumları, dünya kamuoyunda hepimizi, sanki Kıbrıs’ta ayrılıkçı bir etnik azınlıkmışızcasına temsil etme lüksüne sahip oldu. Değerli dostlar; bu durum, Kıbrıs Türklerinin hâlen devam eden mücadelesinin temelini oluşturmaktadır ve KKTC’nin varlığının tanınmamasının kaynağıdır.” değerlendirmesini yaptı.

Bununla birlikte, “Bugün bu salonda bulunan neredeyse her devlet, ne yazık ki tamamen Rumlardan oluşan bu devleti, sanki Kıbrıs Cumhuriyeti’ymişçesine tanımaktadır.” şeklinde konuşan Ertuğruloğlu, söz konusu mezenformasyonun kaynağının BM Güvenlik Konseyinin 5 daimî üyesi, özellikle bu konseyde bulunan Birleşik Krallık olduğunu belirtti. Ertuğruloğlu, öte yandan, “Kıbrıs Türkleri olarak uluslararası kamuoyu tarafından, sanki bir uluslararası yasa dışı oluşummuşuz gibi hedef alındık ve uluslararası hukuk düzeninin dışında bırakıldık. Kıbrıs Türkü olduğumuz için suçlu hissettirildik. Eşitliğimiz, egemenliğimiz ve özgürlüğümüzü korumak için çaba gösterdik. Allah’a şükür ki ana vatanımız Türkiye’nin yardımları sayesinde bunu yapabildik, yalnızca ana vatanımız Türkiye’nin yardımları sayesinde.” ifadelerine yer vererek Türkiye ile KKTC arasındaki sarsılmaz bağlara dikkat çekti.

“KAZAKİSTAN, ULUSLARARASI İŞ BİRLİĞİNİN SAĞLANMASINA ÖZEN GÖSTERMEKTEDİR”

Panelde, Kazakistan’ın denge sağlayan bir güç hâline gelmesi ile birbiriyle zaman zaman rekabet içerisinde olan devletlerle sürdürdüğü ilişkilerinde dengeli bir strateji izlemesi gündeme taşındı. Kazakistan’ın dış ilişkilerde çok boyutlu bir strateji kullanması hususunda Bakan Yardımcısı İskakov, “Bu zirvenin teması, dünya gündemine kesin ve açık bir şekilde işaret etmektedir. Bugün yalnızca krizlere şahit olmuyoruz; aynı zamanda yeni şekillenen kurallara, devletler arasındaki güvenin zayıflamasına, uluslararası ilişkilerdeki gerilimin tırmanmasına ve güvenlik, adalet ve meşruiyet ilkelerine bağlılığın zayıflamasına da şahit olmaktayız.” dedi. Yaşanan çatışmaların, dünya kamuoyunun bilgiye erişimini de etkilemeye başladığını dile getiren İskakov; söz konusu çatışmaların sosyal ağlar, dijital platformlar ve algoritmalara da yansıdığını kaydederek görsel içeriklerin de milyonların bakış açısını şekillendirmeye başladığını belirtti.

Stratejik iletişimin yalnızca destekleyici bir araç değil, aynı zamanda uluslararası istikrarın, toplumsal bütünlüğün ve ulusal güvenliğin bağımsız bir unsuru hâline geldiğini vurgulayan Bakan Yardımcısı İskahov, “Olayların hızlı yorumlanmasının, sıklıkla olayların kendisinden de önemli olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Bir olayın yorumlanma şekli; kimin mağdur, kimin suçlu ve hangi olayın meşru görüleceğini belirleyebilirken diğer olayları da kısıtlayabilmektedir. Uluslararası sistem, sadece jeopolitik tezatlarda değil, aynı zamanda gerçeklerin gizlenmesiyle de hasar almaktadır.” ifadelerini kullandı.

Bakan Yardımcısı İskakov, Dünya Ekonomik Forumu’na (WEF) göre iki yıl içerisinde, mezenformasyon ve dezenformasyon riskinin en büyük riskler arasında ikinci sırada yer alacağını, siber güvenlikle ilişkili risklerin altıncı sırada yer alacağını, yapay zekâyla bağlantılı risklerin de uzun vadede hızla artacağının beklendiğini hatırlattı. Uzmanların, bilgi manipülasyonu ile toplumda artan kutuplaşma, radikalleşme ve kurumlara duyulan güvenin azalması arasında doğrudan bir ilişki olduğunu gösterdiğini belirten Bakan Yardımcısı İskakov, öte yandan, “Kazakistan, uluslararası iş birliğinin sağlanmasına, diyalog içerisinde olunmasına ve devletler arasında sorumluluğa dayalı ilişkiler geliştirilmesine özen göstermektedir. Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev de buna istinaden ‘Bugün, küresel ölçekte yaşanan istikrarsızlık ortamında ana önceliklerimizden biri, stratejik güveni onarmaktır.’ şeklinde konuşmuştu.” dedi.

Bununla birlikte Bakan Yardımcısı İskakov, zirvenin özellikle küresel istikrar konusunda yeni yaklaşımların geliştirilmesi ve profesyonel iletişim ortamlarının iyileştirilmesi ile daha adil, güvenli ve öngörülebilir bir dünyanın inşasına katkı sağlayacağını dile getirdi.

DEZENFORMASYONUN SURİYE VE BANGLADEŞ’TEKİ KULLANIMINA DA DİKKAT ÇEKİLDİ

Bakan Mustafa, devrik Beşşar Esed rejiminin dezenformasyona yatırım yaptığını ve dezenformasyonu propaganda amacıyla kullandığına dikkat çekti. Suriye’deki iç savaş sürecinde bu durumun devam ettiğini belirten Bakan Mustafa, Suriye halkının ve diasporasının dezenformasyona karşı mücadele ettiğini kaydetti.

Öte yandan son dönemlerde Suriye medyasının yeniden yapılandırılmasına yönelik çabalardan bahseden Bakan Mustafa, dezenformasyonla mücadelenin kolay olmadığını ve bu hususta farkındalık yaratılmasının önemini vurguladı.

Bakan Svapon ise Bangladeş'in sistematik manipülasyona maruz kaldığını dile getirdi. Manipülasyonla mücadelede Bangladeş’in gelişmiş ülkeleri takip ettiğini bildiren Bakan Svapon, ayrıca manipülasyonun bütün insanlığın sorunu olduğunu ve tam olarak çözülemediğinin altını çizerek Bangladeş halkının doğru bilgiye erişme isteğine dikkat çekti.