
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, Dolmabahçe Sarayı'nda tertiplenen NATO Parlamenter Zirvesi'nde konuştu. Diplomasi ve karşılıklı müzakerelerin önemine vurgu yapan Kurtulmuş, Rusya’nın 24 Şubat 2022 tarihinden itibaren devam eden Ukrayna’yı topyekûn işgal ve saldırı girişimleri, Amerika Birleşik Devletleri (ABD)-İran Savaşı, Filistin meselesi, NATO üyesi ülkelerin savunma sanayi alanındaki iş birliği ve dünyada değişen dengeler üzerine değerlendirmelerde bulundu.
TÜRKİYE, BARIŞ MÜZAKERELERİNİN YAPILABİLMESİ İÇİN BÜYÜK EMEK SARF EDİYOR
Ukrayna-Rusya Savaşı’nın 5. yılına geldiğine işaret eden Kurtulmuş, Türkiye’nin bu noktada ortaya koyduğu tavrın âşikar olduğunu belirterek “Türkiye, Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne, Ukrayna’nın egemenliğine, kayıtsız şartsız sonuna kadar destek vermiş ve destek vermeye devam etmektedir. Aynı zamanda krizin başladığı andan itibaren her iki ülkeyle konuşabilen dünyadaki neredeyse tek ülke olarak iki tarafla da barış müzakerelerinin yapılabilmesi için büyük bir emek sarf ediyor, sarf etti. Bugüne kadar büyük merhaleler elde edildi” ifadelerini kullandı.
“BAZI ÜLKELER BARIŞI İSTEMEDİĞİ İÇİN BARIŞ SAĞLANAMADI”
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisinde Ukrayna ve Rus tarafının bir araya geldiğini hatırlatan Kurtulmuş, neredeyse nihaî antlaşmanın taslaklarının imzalandığını kaydederek “Ama maalesef o dönemin şartları içerisinde bazı ülkeler barışı istemediği için barış sağlanamadı. Şimdi ümit ederiz ki, bundan sonra da Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne, egemen haklarına sonuna kadar saygı göstererek bu savaşın sonuçlandırılabilmesi mümkün olsun.” değerlendirmesini yaptı.
ÜÇLÜ MÜZAKERELER SONUÇSUZ KALMADI
Söz konusu müzakerelerin sonuçsuz kaldığının söylenemeyeceğini ve bazı konularda başarıların elde edildiğini dile getiren Kurtulmuş, bunlardan birisinin Karadeniz Tahıl Koridoru’nun açık tutulması olduğunu kaydetti. Bu sayede özellikle Afrika kıtasında açlık ve kıtlığın ortaya çıkmasının önlendiğini ve böylece dünyanın büyük bir felaketten kurtarıldığını bildiren Kurtulmuş, Ukrayna ve Rusya arasında esir takaslarının defaatle gerçekleştirildiğini hatırlattı.
Kurtulmuş, bununla birlikte aynı perspektifin bölgesel ve küresel meselelerde de hâkim olması yönündeki arzusunu ifade etti.
KURTULMUŞ, ABD VE İRAN ARASINDA KALICI VE ADİL BİR BARIŞIN SAĞLANMASINI TEMENNİ ETTİ.
“Bunun güzel bir örneği de sadece bölgemizi değil, bütün dünyayı etkileyen Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İran arasındaki savaşın sona erdirilmesi için olumlu bir adımın atılmış olmasıdır.” şeklinde konuşan Kurtulmuş, iki ülke arasında sadece ateşkesin değil, kalıcı ve adil bir barışın sağlanmasını temenni etti.
ABD ve İran arasında barışın tahsis edilmesinin bütün dünya için önem taşıdığını belirten Kurtulmuş, NATO üyesi ülkeler başta olmak üzere uluslararası camianın bu barış perspektifine destek vererek muhtemel provokasyonların önüne geçilmesi için gayret vermesi çağrısını yaptı.
“MESELE AYNI ZAMANDA İNSANLIĞIN GELECEK UMUTLARINA BOMBA ATILMASIDIR”
Bununla birlikte Filistin’de yaşanan gelişmelere de dikkat çeken Kurtulmuş, şu ifadelere yer verdi:
İsrail’in bütün uluslararası hukuku hiçe sayarak, hatta bütün uluslararası hukuk normlarına göre artık soykırım boyutlarına ulaşmış olan saldırganlıklarına son verilmesi gerekmektedir. Mesele sadece Filistinlilerin yaşadığı insanlık dramları değil, mesele sadece 100 bine yaklaşan sivil kayıplar değil, şehirlerin yakılmış olması, Gazze’nin haritadan silinmiş olması değil; mesele aynı zamanda insanlığın gelecek umutlarına bomba atılması, insanlığın gelecek umutlarının ortadan kaldırılmasıdır. Ümit ve temenni ediyoruz ki Filistin meselesinin çözümünde de nihaî olarak bir sonuca ulaşılsın. Başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, gerçekten bağımsız bir Filistin devletinin kuruluşu mümkün olsun. İki devletli çözümden başka bir yolun bulunmadığı bütün dünya tarafından anlaşılsın ve uygulansın.
Öte yandan Kurtulmuş, Orta Doğu tarihinden yola çıkarak bölgede barış olmadan dünyada barışın olmayacağını ve Filistinliler özgür olmadan da bölgede barışın asla sağlanamayacağını dile getirdi.
“AMBARGOLARIN İTTİFAK’IN RUHUNA UYGUN OLMADIĞI ÂŞİKÂRDIR”
Türkiye’nin millî savunma kapasitelerinin artırılmasının ve NATO üyesi ülkeler arasında savunma alanındaki iş birliğinin güçlendirilmesinin üye ülkelerin ve İttifak’ın geleceği açısından önemini vurgulayan Kurtulmuş, Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayi alanında büyük ilerleme kaydettiğini belirtti. “Bu İttifak üyeliği çerçevesinde bazı üyelerin, özellikle savunma sanayi ürünleri konusunda uygulamaya devam ettiği ambargoların son derece tek taraflı, anlamsız ve İttifak’ın ruhuna uygun olmadığı âşikârdır. Biz Türkiye olarak bütün üye ülkelerle savunma sanayinde iş birliğine hazırken aynı yaklaşımın bütün ülkeler tarafından da Türkiye’ye karşı sergilenmesini isteriz.” şeklinde konuşan Kurtulmuş, son zamanda Orta Doğu’da artan tehditlere karşı başta İspanya olmak üzere bazı üye ülkelerin Türkiye’nin hava savunma sistemine verdiği destek dolayısıyla teşekkürlerini ifade etti.
“NATO TARİHÎ BİR DÖNEMEÇTEDİR, DÜNYA TARİHÎ BİR DÖNEMEÇTEDİR”
Öte yandan “NATO tarihî bir dönemeçtedir, dünya tarihî bir dönemeçtedir.” şeklinde konuşan Kurtulmuş, üye ülkelerin birlikte çalışarak riskleri ortadan kaldırması ve üye ülkelerin güvenliğinin sağlanmasının yanında dünya barışına da katkıda bulunulması gerektiğinin altını çizdi.
Ayrıca Kurtulmuş, “Özellikle parlamentolar, sadece güvenlik doktrinleri ve savunmayla ilgili alanlarda kararların alındığı platformlar değildir.” diye konuşarak parlamentoların öncelikli vazifelerinden birisinin, halklarının güvenliğini sağlamak olduğu kadar halklarının endişelerini de gidermek olması gerektiğini belirtti.
“ESKİ EZBERLERİN HİÇBİRİSİNİN GEÇERLİ OLMADIĞI BİR DÖNEME GİRİYORUZ”
Kurtulmuş, son olarak şu değerlendirmelerde bulundu:
Yeni bir dönemdeyiz. Dünya, tabiricaizse yeniden yıkılıyor ve yeniden yapılıyor. Eski ezberlerin hiçbirisinin geçerli olmadığı bir döneme giriyoruz. Burada yeni fikirlerin, yapıcı fikirlerin, yol gösterici fikirlerin her zamankinden daha önemli olduğunu düşünüyoruz. Dünyada bütün küresel sistemin uluslararası kurumlarıyla çöküşe geçtiği, uluslararası kuralların hâk ile yeksan olduğu, hatta uluslararası ilişkilerin terminolojilerinin bile yok olduğu bir dönemde, önümüzde yepyeni bir ödev olarak yeni, adil, hakkaniyetli bir dünya sisteminin kurulması durmaktadır. Bu, hiçbirinin kaçınamayacağı ortak bir vazife, ortak bir sorumluluktur.
Onun için sözlerimi tamamlarken tek tek her birimize şu çağrıyı tekrarlıyorum: Gelin, hep beraber kendi meselelerimizi, NATO çerçevesindeki meselelerimizi konuşmakla beraber adil, hakkaniyetli bir dünya sisteminin kurulması için, ulusların egemenlikte eşitliği, halkların da yaradılışta eşitliği prensibine oturan, yeni bir dünyanın kurulması için hep beraber çalışalım, çalışmalarımızı ortaklaştıralım ve yeni bir dünyanın kuruluşunun kapılarını sonuna kadar açalım.