
Türkiye Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Kurtulmuş, İstanbul Kongre Merkezi'nde dün (10 Temmuz 2016) düzenlenen UNESCO Dünya Miras Komitesi 40. Toplantısı açılış törenindeki konuşmasında, İstanbul'un üç büyük küresel medeniyete ev sahipliği yaptığını ve bu üç medeniyetin de izlerini bugüne kadar taşımayı başardığını kaydetti.
“Verilecek en önemli mesajlardan birisi...”
Kurtulmuş, toplantının İstanbul'da ve böylesine önemli bir dönemde gerçekleşmesinin değerli olduğuna dikkat çekerek, "Özellikle Türkiye'nin de içinde bulunduğu bu coğrafyada, terörün her türlüsünün icra edildiği, sadece insanların değil, sadece çocukların, gençlerin, kadınların, ihtiyarların değil, aynı zamanda acımasızca tarihin de kültürün de katledildiği bir coğrafyada bu toplantının yapılması, teröre karşı dayanışma bakımından verilecek en önemli mesajlardan birisidir diye düşünüyorum. Bundan dolayı da sizlere ayrı ayrı teşekkürü Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti adına bir borç biliyorum” diye konuştu.
UNESCO'nun geride bıraktığı 71 yıl boyunca eğitim, bilim ve kültürü ön plana çıkardığını, toplumsal refahın temeli olarak da bu üç ana unsuru kabul ettiğini, bunların gelişmesini desteklediğini, ayrıca eğitim, kültür ve bilimdeki gelişmenin barış, istikrar ve güvenliğe de katkı sağlayacak en önemli hususlar olduğunun idraki içinde çalışmalarını sürdürdüğünü anlatan Kurtulmuş, şunları kaydetti:
"İşte bu nedenledir ki günümüz dünyasında UNESCO, değer ve ideallerini, bunların çağımızın olumsuz eğilimlere karşı mücadelede daha etkin kullanılması için daha etkin bir UNESCO'ya da ihtiyacımız olduğunu da bir kere daha ifade etmek isterim. Hatta bu ihtiyacımız, UNESCO'nun kurulduğundan bu yana belki hiçbir dönemde olmadığı kadar önemli bir ihtiyaçtır. Çünkü bir tarafta savaş ve çatışmanın, sömürü ve baskının, işgaller ve iç savaşların nedeni müsamahasızlık, hoşgörüsüzlüktür. Ayrıca farklı kültür ve inançlara saygı duymamaktır, başkasına değer vermemektir. Bunu aşmamızın yolu da insana, insan bireyine ve insanın ürettiklerine saygılı davranmak ve bu çerçevede insanın düşüncesine, varlığına, farklılıklarına, kültürüne saygı duymaktır. İşte bu çerçevede UNESCO günümüz dünyasında çok daha etkin bir şekilde çalışmak, çok daha etkin bir şekilde dünyada fonksiyon görmek durumundadır. Savaşsız ve çatışmasız bir dünyayı inşa edebilmemiz için, eğitim, bilim ve kültür temelinde aramızdaki dayanışmayı geliştirmek mecburiyetindeyiz, iş birliğimizi güçlendirmek mecburiyetindeyiz. Eğitim ve bilimin yanında çocuklarımızın insanlığın ortak kültürel ve doğal mirasını koruma bilincine kavuşmalarını sağlamak durumundayız."
“Türkiye'nin bu konudaki iradesi eksiksizdir, tamdır”
Kurtulmuş, komitenin varlık, etkinlik ve görünürlüğünü daha yüksek seviyelere çıkarmanın da toplantının ve UNESCO'ya güç veren devletlerin ortak sorumluluklarından biri olduğuna işaret ederek, "Türkiye'nin bu konudaki iradesi eksiksizdir, tamdır. Türkiye, UNESCO'nun kurucu üyesi ve icra organlarının yönetiminde aktif sorumluluk üstlenen bir ülke olarak, genelde UNESCO'nun ve özelde de Dünya Miras Komitesi'nin etkin ve başarılı çalışmasına yönelik katkılarını sunmaya devam edecektir. Sözleşmenin 192 taraf devletinin tamamının da aynı bilinçle çalışacağı ve aynı bilinçle bu sürece katkıda bulunacağına inanıyoruz." diye belirtti.
İnsanın maddi ve manevi gelişiminin tezahürünün medeniyet kelimesiyle özetlenebilecek insani varlık, kültürel varlık olduğunu ifade eden Kurtulmuş, "Hatta diyebiliriz ki medeniyet iki kelimeden, iki aşamadan oluşur. Birisi tahayyüldür, birisi tasavvurdur. Yani birisi insanın iç dünyasındaki zihin dünyasını düşünmesi, bunu bir şekilde ifade etme gücü, bu ifade ettiği gücü ise tasavvura, surete dönüştürmesi ise medeniyetin kalıcı eserlerini oluşturur. Tarih boyunca medeniyet değerleri, insanoğlunun zihnindeki ve ruhundaki aşkın olanın, manevi olanın, insani olanın ve iyi olanın, doğru olanın tezahürüyle ortaya çıkmış olan gelişmelerdir. İnsanoğlunun amacı da medeniyetlerin amacı da bu eserleri ortaya koyanların amacı da ruhumuzdaki iyiyi, güzeli, doğruyu, aşkın olanı sonraki nesillere aktarmaktır." şeklinde konuştu.
Türkiye Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş,sanat eserlerine bakıldığında ortak güzele, ortak iyiye ulaşmak için bu amaç çerçevesinde hareket eden insanların eserlerinin görüldüğünü kaydederek, söz konusu eserlerin, kötünün, kaosun, savaşın, adaletsizliğin geçici olduğunu, insanların yeryüzünde iyi olanı, güzel olanı bir mirasla bırakarak arınmak istediğini kültürel ve medeniyet mirasının bütün insanlığa öğrettiğini söyledi.
"Tıpkı Süleymaniye'yi yapan Mimar Sinan gibi tıpkı Ayasofya'yı yapan Miletli Isidoros gibi tıpkı Michelangelo gibi ve hatta isimleri bize ulaşmamış, büyük eserlerin büyük mimarları, büyük sanatların büyük sanatkârları gibi bütün bu insanlar içlerindeki iyiyi, ruhlarındaki, hayallerindeki güzeli, sonraki nesillere bırakmak için bu eserleri verdiler” ifadelerini kullanan Kurtulmuş, çatışmalar ve ayrışmalar içindeki dünyaya verilebilecek en güzel cevabın sadece politik cevaplar olmadığının vurgulaayarak sözlerine şöyle devam etti: "Hiç kuşkusuz, savaşa, çatışmalara, işgal ve baskılara karşı, teröre karşı hep beraber bir siyasi iradeyi ortaya koyacağız. Ama bunun ötesinde insanlığın bu kötüye, kaos ve krizlere karşı vereceği en büyük cevap ise kültürel eserleri, medeniyet eserlerini ve sanat eserlerini çoğaltmak olacaktır. İnsanlığın yeryüzünde bıraktığı güzelliklerin ve iyiliklerin kalıcı olduğu, insanların bunlarla hatırlanacağı, sevileceği, aksine savaşı, yıkımı ve kaosu seçenlerin unutulacağı ve ancak mağdurların ve mazlumların zihninde yer bulabileceği açıktır."
“En saygın hükümetlerarası kurumlardan birisi”
Numan Kurtulmuş, Dünya Miras Komitesinin küresel anlamda en saygın hükümetlerarası kurumlardan birisi olduğunu, yürüttüğü görevinde en önemli insani görevlerden birisi olduğuna inandığını ifade ederek, "Dünya kültürel mirasının korunması için Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti olarak üzerimize düşen her türlü sorumluluğu, sadece uluslararası anlaşmalar ve yükümlülüklere uymak bakımından değil, bu çerçevede üzerimize düşen her sorumluluğu yerine getirmekte olduğumuzu ve getireceğimizi bir kere daha ifade etmek istiyorum." dedi