
İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Türkiye'nin envanterindeki ABD menşeli misket mühimmatı ile bunları taşıyan roket, füze ve top mermilerini Ukrayna'ya yeniden ihraç etme talebine ilişkin açıklama yaptı.
HRW'nin 11 Ağustos 2026 tarihli açıklamasında, misket mühimmatlarının geniş bir alana çok sayıda patlayıcı alt mühimmat yaydığı ve bunların bir bölümünün patlamadan kalarak uzun süre siviller için tehdit oluşturabildiği savunuldu.
Kuruluş, ABD yönetimine Türkiye'den Ukrayna'ya yapılması planlanan transferi yeniden değerlendirmesi çağrısında bulundu.
HRW, söz konusu anlaşmanın yaklaşık 256 milyon dolar değerinde olduğunu belirtirken ABD Dışişleri Bakanlığının Senato Dış İlişkiler Komitesine sunduğu “Silah Satış Bildirimi” kapsamında yer alan belgede teçhizatın ilk edinim bedelinin 283 milyon dolar tutarında olduğu bildirilmişti. Ayrıca, bu silahların 1987 yılından itibaren ABD lisansları kapsamında kısmen Türkiye’de üretildiği ifade edildi.
Konuya ilişkin açıklama yapan HRW’nin Vaşington Müdür Yardımcısı Nicole Widdersheim, eski misket mühimmatının bir çatışma bölgesine gönderilmesinin siviller açısından öngörülebilir bir insani risk oluşturacağını iddia etti.
Widdersheim, 112 ülkenin misket mühimmatlarının kullanılmasını yasaklayan Uluslararası Misket Bombası Sözleşmesi’ne taraf olduğunun altını çizdi. Ancak Türkiye, ABD ve Ukrayna’nın bahsi geçen sözleşmeyi imzalamadığı biliniyor.
ABD TRANSFERİ ONAYLAMAYA HAZIR
ABD Dışişleri Bakanlığının 6 Ağustos'ta Kongreye gönderdiği bildirimde, ABD yönetiminin Türkiye’nin söz konusu mühimmatları Ukrayna’ya devretmesine izin vermeye hazır olduğu belirtildi.
Belgede Türkiye'nin Ukrayna'ya devretmek istediği sistem ve mühimmatlar şöyle sıralanmıştı:
12 adet M270 Çok Namlulu Roketatar Sistemi (ÇNRA), 70 adet M39 ATACMS füzesi, 47 bin adet M509A1 203 milimetrelik DPICM obüs mühimmatı, 2 bin 524 adet M26 güdümsüz DPICM roketi.
Ayrıca, Türkiye’nin mevcut sistemlerin bakım ve idame maliyetlerini azaltarak finansal kaynaklarını daha modern savunma sistemlerine yönlendirmeyi amaçladığı kaydedilmişti.
Söz konusu silahların Ukrayna'nın Rusya'nın topyekûn işgal saldırılarına karşı yürüttüğü savunmada ve Rus askerî hedeflerine yönelik operasyonlarında ateş desteği kapasitesini artırması bekleniyor.