
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yalçın Topçu, 26 Şubat dolayısıyla yayımladığı mesajda, Hocalı Katliamı ile Kırım’ın işgaline karşı direnişin aynı tarihsel hakikate işaret ettiğini belirterek uluslararası toplumu adalet temelinde sorumluluk almaya çağırdı.
Topçu, tarihin bazı günleri yalnızca bir takvim yaprağı olarak değil, insanlığın ortak vicdan muhasebesi olarak kaydettiğini vurgulayarak, 26 Şubat’ın bu anlamda iki ayrı coğrafyada yaşanan ancak aynı insanlık suçlarını simgeleyen bir gün olduğunu ifade etti.,
Topçu, 26 Şubat 1992’de Hocalı’da yaşananların modern çağın en ağır sivil katliamlarından biri olduğunu belirtti. Kadınların, çocukların ve yaşlıların hedef alındığı katliamın yalnızca Azerbaycan Türklerine karşı değil, tüm insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu kaydeden Topçu, aradan geçen yıllara rağmen adaletin tesis edilememesinin uluslararası sistemdeki çifte standardı gözler önüne serdiğini dile getirdi.
Birleşmiş Milletler’in tutumuna da değinen Topçu, uluslararası mekanizmaların sorumluluklarını yerine getirmemesi nedeniyle benzer trajedilerin önlenemediğini ifade etti.
26 Şubat 2014’te Kırım’ın Rusya tarafından işgal sürecine karşı Kırım Tatarlarının ortaya koyduğu direnişin de aynı tarihsel sürekliliğin parçası olduğunu belirten Topçu, şu ifadeleri kullandı:
Kırım’ın 26 Şubat 2014 de Rus işgaline karşı direnişi de aynı tarihsel sürekliliğin parçasıdır.
Kırım Tatar Türkleri, yurtlarından sürülmüş, kimlikleri baskılanmış ve tarihleri inkâr edilmiştir.
Buna rağmen direnişlerini, silahla değil; kimliklerini, dillerini ve inançlarını muhafaza ederek sürdürmüş ve sürdürmektedirler.
Kırım Tatar Türklerinin,Rus işgaline karşı günümüzde yapmış olduğu bu destansı direniş,yalnızca askeri bir mesele olması ötesinde, her asırda uğradığı yasa dışı Rus işgaline ve zulmüne karşı milli bir hafıza ile varlık mücadelesi olduğunun tüm dünyaya gösterilmesidir.
Kırım meselesinin görmezden gelinmesi her yüzyılda yapılan Rus işgallerini asla meşrulaştıramamış,aksine dünyanın işgale, uluslararası hukukun çiğnenmesine ve adaletsizliğe karşı vurdum duymaz tavrını daha da netleştirmiştir.
Kırım’ın 26 Şubat 2014 de uluslararası hukukun fiilen askıya alınarak Rusya tarafından işgaline karşı bir çok ülke ve BM tarafından gösterilen sessizlik, tarafsızlığın ötesinde işlenen suça ortaklık olarak tarihe geçmiştir.
Bugün dahi dünya coğrafyasının çeşitli yerlerinde insanlık suçları işlenmeye devam ediyor ise baş sorumlusu görevini Hocalı ve Kırım'da zamanında yapmayan uluslararası sistemin ta kendisidir.
Sonuç olarak 26 Şubat , bize şu gerçeği hatırlatmaktadır: Zulmün coğrafyası değişse de mahiyeti asla değişmiyor.
Hocalı’da ve Kırım’da yaşananlar; güç karşısında suskun kalan bir dünyanın, adalet iddiasını yitirdiğinin göstergesidir.
Mesajında, bugün dünyanın farklı bölgelerinde insanlık suçlarının işlenmeye devam etmesinin temel nedeninin geçmişte gerekli tepkinin gösterilmemesi olduğunu savunan Topçu, zulme karşı din, dil ve kimlik ayrımı gözetmeden ortak bir ahlâkî duruş sergilenmesi gerektiğini ifade etti.
Topçu, 26 Şubat vesilesiyle Hocalı’da ve Kırım’da hayatını kaybedenleri rahmetle andığını belirterek, Azerbaycan halkı ile Kırım Tatar Türklerinin mücadelesini selamladı.
Açıklamasını, “Dünyadan küçük beşe, insanlık adına bir kez daha sesleniyoruz; adaletin olmadığı yerde barış, barışın olmadığı yerde hiç kimse için yarın olmaz!” sözleriyle tamamladı.