Siyasi tutsak Refat Alimov'un annesi: Oğlumu cezaevinde gördüğüm zaman gözyaşlarımı tutamadım

Kırım Haber Ajansı (QHA), siyasi tutsakların ailelerinin durumunu ve yaşantısını anlatan yazı dizisine devam ediyor.

Haber Giriş Tarihi: 10.05.2020 19:42
Haber Güncellenme Tarihi: 10.05.2020 19:42
https://www.qha.com.tr/

İnsan hakları savunucularının verilerine göre yüze yakın Kırımlı, siyasi nedenlerden ötürü Rusya veya işgal edilen Kırım’daki hapishanelerde alıkonuluyor. Söz konusu siyasi tutsakların büyük çoğunluğu Kırım Tatarı. 

Kırım Haber Ajansı (QHA), siyasi tutsakların ailelerinin durumunu ve yaşantısını anlatan yazı dizisine devam ediyor. İlk görünüşte sadece tutsak listelerinde belirtilen bir isim olarak algılansalar da, siyasi tutsakların her birinin ayrı birer hikayesi var.

Siyasi tutsak Refat Alimov, Yalta bölgesindeki Kızıltaş (Krasnokamenka) köyünün sakini. Refat Alimov bir yaşındayken, ailesi sürgünde yaşadıkları Tacikistan’dan Kırım’a döndü. Liseden mezun olduktan hemen sonra Refat çalışmaya ve ailesine destek olmaya başladı.

Yalta ve yakınındaki köylerde 11 Şubat 2016 tarihinde bir dizi arama yapıldı. Yapılan aramalar sırasında birçok kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanların bir kısmı aynı gün serbest bırakılırken, Emir Üsein Kuku, Vadim Siruk, Enver Bekirov ve Muslim Aliyev (Yalta Grubu) Hizb-ut Tahrir örgütünün üyesi olmakla suçlanarak alıkonuldu. Ardından 18 Nisan 2016 tarihinde de Rus kolluk kuvvetleri Yalta bölgesindeki Kızıltaş (Krasnokamenka) köyünde aramalar düzenledi. Aramalar sonrası iki Kırım Tatarı Refat Alimov ve Arsen Cepparov alıkonuldu. İşgalciler iki Kırım Tatarını Hizb-ut Tahrir davası Yalta Grubuna dahil etti. Alıkonulduğu zaman Refat Alimov 24 yaşındaydı.

Kasım 2019’da Rus mahkemesi, Muslim Aliyev'i 19 yıl, Enver Bekirov'u 18,  Emir Üsein Kuku ve Vadim Siruk'u 12 yıl, Arsen Cepparov'u 7 yıl ve Refat Alimov'u 8 yıl hapis cezasına çarptırdı.

Rus mahkemesi Refat Alimov’u güya “terör örgütü üyesi olmaktan” ve “iktidarı ele geçirme hazırlıkları yapmaktan” suçlu buldu.

Kırım Haber Ajansına (QHA) konuşan Refat Alimov’un annesi Emine Lyumanova oğlunu, işgalci görevlilerin evlerinde yaptığı aramayı, oğlunun serbest bırakılması konusundaki umutlarını anlattı.

Oğlum Refat çok iyi kalpli, yardımsever bir insandır. Hiçbir zaman kimseye “hayır” demezdi. Yardım istenildiği zaman hemen yardım ederdi. Eve sık sık evsiz köpek, kedi getirirdi.  

Ben 2013 yılından itibaren 3 çocuğumu tek başıma yetiştiriyordum. Okulda eğitim alırken Refat ayrıca “Bilgisayar teknolojileri ve yeni yazılım araçları” kurslarından mezun olmuştu. 2009 yılında ise Refat, meslek lisesinin “Araba Tamircisi” sınıfından mezun oldu.

Komşumuzun evinde 2015'te yangın çıkmıştı. İtfaiye gelene kadar Refat ve arkadaşı Emir yangını söndürmeye çalıştılar. Daha sonra evi yanan komşumuz 6 ay kadar bizim evimizde yaşamıştı. Komşumuz Refat’ın yaptığı iyiliği mahkemede de anlatmıştı. 

Oğlum haftada 6 gün çalışır, tatil gününde ise futbol oynardı. Terörizm veya aşırıcılıkla uğraşmak için zamanı yoktu.

"KORKUNÇ BİR KABUS GİBİYDİ"

(Baskının olduğu) 18 Nisan 2016 sabahını ben korkunç bir kabus gibi hatırlıyorum. Evimize baskın düzenleyebileceklerini hayal bile etmiyordum. O zamanlar aramalar sık sık yapılıyordu ve şubat ayında kuzenim Enver Bekirov tutuklanmıştı. 2015 yılında da Akyar’daki (Sivastopol) gençler (Ruslan Zeytullayev, Nuri Primov, Rustem Vaitov, Ferat Sayfullayev) tutuklanmıştı.

Aramaya gelen kolluk kuvvetlerinin görevleri arasında oğlum hakkında tutuklama emri vardı. Ancak oğlumun neden, hangi gerekçeyle gözaltına alındığını bize açıklamadılar. O zaman büyük kızım ve üç çocuğu bizde kalıyordu. En küçük torunum 3 aylıktı. Çocuklar gürültüden uyandılar ve evimize dalan maskeli insanları görünce çok korktular. 

"FSB'NİN GETİRDİĞİ TANIKLAR SARHOŞTU"

FSB (Rusya Federal Güvenlik Servisi) görevlilerinin yanında aramaya tanık olarak getirdiği kişilerden alkol kokusunu aldım. Bu insanların kim olduğunu ve neden alkol koktuklarını sordum. Buna karşılık sadece alaycı bir şekilde güldüler.

Söz konusu tanıklar, bize kimliklerini göstermedi ve aramaların yapıldığı odalara girmediler bile. Evimizdeki aramayı, “FSB’nin sözde Kırım ve Akyar (Sivastopol) Müdürlüğü soruşturma görevlisi” Aleksandr Kompaneytsev (işgalden önce Ukrayna Güvenlik Servisi [SBU] görevlisiydi) yürüttü.

FSB, oğlumun odasında bir dolapta Hizb-ut Tahrir kitapçığını bulduklarını iddia etti. Onların bu kitapçığı yanlarında getirdiğini düşünüyorum çünkü aramanın nasıl yapıldığını kimse görmedi. Bunun dışında FSB, bilgisayar kasasına, Müslüman ilahilerin yer aldığı iki CD’ye ve Peygamberimiz Hz. Muhammed’in hayatını anlatan bir kitaba el koydu.

Arama sona erdiği zaman tutanağın imzalanmasını talep ettim ama bunu reddettiler. Ve Refat’ımı götürdüler. Oğlumu nereye götürdüklerini ve ne yapacağımı bilmiyordum. Sokağa koştum ve arabalarının önünü kestim. Bana oğlumu nereye götüreceklerini söyleyene kadar ve soruşturma görevlisi bana telefon numarasını verene kadar arabanın önünden çekilmedim. 

Evimizde yapılan aramada kolluk kuvvetleri bize ait olan ve kimsenin yaşamadığı bir evi de aradı. 

"HİÇBİR DURUŞMAYI KAÇIRMADIM"

Daha sonra "mahkeme" duruşmaları başladı. Her duruşmaya katıldım, hiçbirini kaçırmadım çünkü oğlumun beni beklediğini ve desteğimi hissettiğini biliyordum.

Duruşmalardan birinde kendime hakim olamadım. Oğluma “iktidarı ele geçirme hazırlıkları” suçlaması yöneltildiği duruşmada “hakim” sözde mahkeme salonuna çıktığında ona: “Kırım’daki iktidarı kim ele geçirdi?” diye sordum. O ise cevap olarak da bana: “Kim?” diye sordu. Ben: “Kırım’daki iktidarı ele geçiren sizsiniz!” dedim.

Aralık 2019’da Refat Taganrog’a sevk edildi. 23 Ocak 2020 tarihinde onunla görüştük. Oğlumu cezaevinde gördüğüm zaman gözyaşlarımı tutamadım…

"OCAK AYINDA PENCERESİ KAPANMAYAN HÜCREDE TUTULDU"

Refat beni sakinleştirdi ve cezaevinde başına gelenleri not almayı teklif etti. Rostov-na-Donu kentinden getirildikten sonra o tek kişilik hücreye yerleştirildi, daha sonra 10 günlük hücre cezasına gönderildi. Bunlar ocak ayındaydı. Hücre cezasını geçirdiği hücrenin penceresi kapanmıyordu. Fakat şikayetlere kimse aldırış etmiyordu. Ayrıca o hücrede ne yatabiliyorsun, ne de oturabiliyorsun. Hücre çok rutubetli. Refat’ta kronik gastrit ve sinüzit, ayrıca böbrek taşı hastalığı var.

Oğlum, Rusya’da cezaevlerinde tutulan kişilerin insan haklarının korunmasını denetleyen Sivil Denetleme Komisyonuna ve Rusya İnsan Hakları Yetkilisi Tatyana Moskolkova’ya şikayet dilekçeleri yazdı. Ancak cezaevi çalışanları onun mektuplarını göndermedi.

Daha sonra ben oğlumun bana anlattıklarını yazdım ve mektubu Rusya İnsan Hakları Yetkilisine gönderdim. Bir buçuk ay sonra cevap geldi. Bana başvurumun incelendiğini ve savcılığa iletildiğini bildirmişlerdi.

"HALKIMIZIN DESTEĞİ OLMADAN NE YAPARDIM BİLEMİYORUM"

Halkımız bana büyük destek veriyor. Oğlumun alıkonulmasından hemen sonra çok zorlanıyordum. O zaman Kırım Dayanışması teşkilatı henüz oluşturulmamıştı. Sürekli Yalta’dan Akmescit’e gidip gelmek gerekiyordu. Şu an ise teşkilattaki gençler gıda yardımlarını tutukevlerine kendileri götürüyor. Ayrıca gelip bana ev işlerinde yardım ediyorlar, yiyecek yardımında bulunuyorlar. Onlar olmasaydı ne yapardım bilemiyorum. Hak savunucu Mumine Saliyeva ve avukat Lilya Gemeci’ye, ayrıca tüm halkımıza çok minnettarım. 

Bir kere “mahkeme” sonrası oğlumu aldıkları için tek başıma kaldım diye ağladım. O akşam bir Kırım Tatar genç bana: “Emine tata, yalnız değilsiniz. Biz sizin aileniziz.” diye yazdı. Bu beni çok duygulandırdı.

Oğlum Refat’ın yakın zamanda serbest bırakılacağını umuyorum ve bunun için Allah’a dua ediyorum.