
Kırım’ın Rusya tarafından işgal edilmesinin üzerinden geçen 12 yılda, yarımadadaki sivil toplum yapısı köklü bir yıkıma uğradı. 2014 öncesinde faaliyet gösteren 10 binden fazla sivil toplum kuruluşundan (STK) geriye kalanların büyük çoğunluğu, bugün tamamen Rus yönetiminin kontrolündeki sözde "askerî-vatansever" yapılar haline gelmiş durumda.
KIRIM'DA GERÇEK BİR SİVİL TOPLUM NEREDEYSE YOK
Suspilne Kırım’a güvenlik gerekçesiyle ismini vermeden konuşan bir Kırımlı aktivist, işgalci yönetimin sivil toplum üzerindeki baskıcı stratejisini gözler önüne serdi. Yarımadadaki mevcut STK yapısının gerçek bir özerk sivil alan oluşturmadığını, aksine devlet organlarının birer uzantısı gibi çalışan "göstermelik” yapılar olduğunu vurgulayan aktivist şunları kaydetti:
2014'ten önce Kırım'da on binden fazla kayıtlı sivil örgüt vardı, şimdi ise üç bin tane var. Kırım'da Rus işgalinin on ikinci yıldönümünde, buradaki sivil faaliyetlerin Ukrayna’ya karşı savaşan Rus askerlerinin kurduğu dernekler, Rus yanlısı örgütler, çocuk ve spor örgütler tarafından temsil edildiğini söyleyebiliriz. Yani Kırım'da gerçek bir sivil toplum neredeyse yok, tamamen yetkililer tarafından kontrol edilen, işgalci yönetiminin uzantıları olan bir tür sahte STK’lar var.
Öte yandan Kırım'da bağımsız sivil faaliyetin kısmen de olsa korunduğunu belirten aktivist, “Siyasi tutsakların yakınlarını ve insan hakları savunucularını bir araya getiren ‘Kırım Dayanışması’ platformu, Bekir Mamutov yönetimindeki bağımsız 'Kırım' gazetesi ve gizli faaliyet yürüten çeşitli yeraltı grupları, işgalci yönetimin tüm engellemelerine rağmen bağımsız sivil sesin tamamen susturulamadığını kanıtlıyor.” dedi.
STK’LAR PROPAGANDA İÇİN KULLANILIYOR
Rusya Adalet Bakanlığının resmî kayıtlarında yer alan 3 bin 392 kuruluşun büyük bir kısmı eğitim, bilim ve kültür alanında faaliyet gösteriyor gibi görünse de, bu derneklerin temel misyonu genellikle Rus resmî ideolojisinin yaygınlaştırılmasıyla sınırlı kalıyor. Bölgedeki 700’den fazla spor organizasyonu ve yüzlerce sendika, merkezi otoriteye tam bağlılık prensibiyle çalışırken; bağımsız hak savunuculuğu yapan oluşumlar ağır hapis cezaları ve sürekli takip gibi baskı yöntemleriyle sindirilmeye çalışılıyor.