
Kırım’da gerçekleştirilen sözde referandumun 12. yıl dönümünde Kırım Vakfı tarafından yayımlanan basın bildirisinde Kırım’ın acı durumunu ve günümüzdeki küresel istikrarsızlığın temellerinin 2022 yılında değil 2014 yılında atıldığı vurgulandı. 17 Mart 2026 tarihinde kamuoyu ile paylaşılan metinde Rusya’nın uluslararası hukuku çiğneyen hamleleri ile batılı devletlerin süreçteki tavrına eleştiriler yöneltildi.
"Dünya düzeninin bugün yerle bir olduğunu görüp hayıflananların büyük çoğunluğu, o düzenin cenazesinin tam olarak ne zaman kılındığını bilmiyor ya da bilmek istemiyor. 2022'yi işaret ediyorlar. Yanılıyorlar. Defin 2014'te yapıldı. Kırım'da katil Rusya’ydı. Suç ortakları ise, ellerini ovuşturarak 'diyalog' çağrısı yapan o 'nezih' Batılı başkentlerdi." ifadeleri ile dünya düzenindeki bozulmanın 2022 yılında değil, Kırım’ın 2014’teki işgali ile başladığı savunuldu.
2014 yılının şubat ayında “yeşil adamlar” olarak bilinen Rus askerlerinin Kırım’ı işgal etmelerinin ardından düzenlenen referandumun meşruiyetinin sorgulandığı bildiride, silah zoru ile uluslararası gözlemci olmadan gerçekleştirilen oylama sonuçları hakkında "Yüzde 96,77. Sovyet diktatörleri bile bu oranı görseler fazla abarttıklarını fark edip biraz kırar, biraz daha inandırıcı bir yüzde uydururdu." değerlendirmesi yapıldı.
KIRIM MESELESİ BATILI GÜÇLER İÇİN BİR İLKE SORUNU DEĞİLDİ
Bildiride batılı güçler “özgür dünya” olarak nitelendirilirken, bu güçlerin yaptıklarının yalnızca kınama metinleri ve birkaç sınırlı yaptırımdan ibaret olduğuna değinildi. Obama yönetiminin “deep concern”, “grave concern” ifadelerinin bir sonuç vermediği kaydedilirken, Alman politikacıların Nord Stream 2’yi savunmaya devam ettiği, Fransız yapımı helikopter gemilerinin Rusya’ya teslim edilmeyi beklediği vurgulandı. Bu tutum ile ilgili olarak zafiyet değil, bilinçli bir tercih değerlendirmesinde bulunulurken, "Batılı güçler, Kırım meselesini bir ilke sorunu olarak değil, yönetilmesi gereken bir 'kriz' olarak ele aldı. Ukrayna'nın toprak bütünlüğü, Rusya ile ekonomik ilişkileri sürdürmenin diyeti olarak görüldü" denildi.
2008’de Gürcistan’ın işgaline dünyanın seyirci kaldığının ifade edildiği bildiride Kırım’ın işgaline ise yalnızca seyirci kalınmayıp, seyirciliği meşrulaştıracak bir söylem üretip ihraç ettiği üzerinde duruldu. “Karmaşık bir jeopolitik gerçeklik”, “tarihsel hassasiyetler”, “provokasyondan kaçınmak” gibi ifadelerle toprak işgallerinin normalleştirildiği ve böylece sonraki bir işgalin davetiyesinin yazıldığı vurgulanan açıklama, tarihin bu sorumluluktan kaçmak için ne kadar “zarif bir dil” kullanıldığı ile ilgilenmeyeceği ifade edildi.
Bildiride son olarak “Kırım, dünya düzeninin çöküşüne kapıyı aralayan andı ve o kapı artık ardına kadar açık.” ifadelerine yer verildi.