
Ukrayna’nın başkenti Kıyiv’de, 26 Şubat Kırım’ın Rus İşgaline Karşı Direniş Günü vesilesiyle "Kırım: Uğruna Savaştığımız Evimiz" başlıklı forum yapıldı. Forum çerçevesinde yarımadadaki direnişi kişisel hikayeler üzerinden aktaran ayrıca bir sergi düzenlendi. Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Temsilciliği tarafından hazırlanan sergi, Kırım'ın özgürlüğü için verilen mücadeleyi cephedeki askerler, siyasi tutsaklar ve işgal altındaki sivil direnişçiler olmak üzere üç temel boyutta ele aldı.
CEPHE HATTINDA DEVAM EDEN DİRENİŞ
Serginin askerî boyutunda, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri saflarında Kırım’ın özgürlüğü için savaşan askerlerin hayatlarına mercek tutuluyor. Deniz piyadesi Kırım Tatarı Alim Kerimov ile Kış Seferi Şövalyeleri 28. Mekanize Tugayında görev yapan "Kırım" lakaplı askerlerin hikayeleri, yarımada sakinlerinin vatanlarını geri almak için verdiği silahlı mücadelenin sembolü olarak sunuluyor. Bu askerlerin deneyimleri, 2014’te başlayan direnişin bugün cephe hattında kararlılıkla sürdüğünü kanıtlıyor.
İŞGALCİLERİN HEDEFİNDEKİ SİYASİ TUTSAKLAR VE AİLELERİ
Serginin en sarsıcı bölümlerinden birini, işgalci yönetim tarafından hapsedilen siyasi tutsaklar ve onların ailelerinin yaşadığı dram oluşturuyor. Yedi yıldır cezaevinde bulunan ve beyin tümörü nedeniyle görme yetisini neredeyse tamamen kaybeden Kırım Tatar siyasi tutsak Tofik Abdulgaziyev ile 2022’de kaçırıldıktan sonra hapis cezasına çarptırılan yurttaş gazeteci İrına Danılovıç’in hikayeleri, Kırım’daki insan hakları ihlallerini gözler önüne seriyor. Ayrıca Kırım Tatar siyasi tutsak Riza Nimetullayev’in eşi, beş çocuk annesi Esma Nimetullayeva’nın karşı karşıya kaldığı ağır hapis tehdidi, baskıların sadece aktivistleri değil, onların tüm aile bireylerini kapsayan sistematik bir cezalandırma yöntemine dönüştüğünü gösteriyor.
İŞGAL ALTINDA BİTMEYEN SİVİL DİRENİŞ
Serginin üçüncü boyutu ise Kırım’da kalmaya devam eden isimsiz kahramanların günlük direnişine odaklanıyor. Tüm baskı, baskın ve takip riskine rağmen Ukrayna yanlısı bröşürler dağıtan, fikirlerini açıkça ifade etmekten çekinmeyen ve kimliğini koruyan insanların çabaları sergide geniş yer buluyor. Bu bölüm, Kırım direnişinin sadece cephede ya da hapishanelerde değil, işgal altındaki yarımadanın her sokağında ve evinde yaşayan bir gerçeklik olduğunu vurguluyor.