Kırım’daki stratejik varlıklar Putin'nin iş çevrelerinin kontrolüne geçti!

Rusya’nın 2014’te Kırım’ı işgal etmesinin ardından yarımadada geniş çaplı bir mülkiyet devri süreci yaşandı; şarap fabrikaları, sanatoryumlar, kıyı arazileri, doğal kaynaklar ve havalimanı gibi çok sayıda stratejik varlık Putin'nin yakın iş insanlarının kontrolüne geçti.

Haber Giriş Tarihi: 28.02.2026 16:07
Haber Güncellenme Tarihi: 28.02.2026 16:07
https://www.qha.com.tr/

Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı işgal etmesinin ardından bölgede Rus mevzuatı uygulanmaya başlanırken Ukrayna yasaları yürürlükten kaldırıldı. Ukraynalı insan hakları savunucuları, bu durumu 1907 tarihli Lahey Sözleşmesi’nin 43. maddesinin işgali olarak değerlendiriyor.

Kırım Realii (Kırım’ın Gerçekleri) tarafından gündeme taşınan haberde, büyük işletmelerin, turizm tesislerinin, sanatoryumların, bağ ve şarap üretim merkezlerinin, kıyı arazilerinin ve doğal kaynakların önemli bölümünün Kremlin iş insanlarının çevreleri kontrolüne geçtiği belirtiliyor.

KIRIM'IN TARİHSEL ŞARAP TESİSLERİ

Habere göre, Bank Rossiya’nın hissedarlarından ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e yakınlığıyla bilinen Yuri Kovalçuk, 2017’de “Novıy Svet” şampanya fabrikasını, 2020’de ise “Massandra” şarap tesisini satın alan yapılarla ilişkilendiriliyor. 2021’de “Koktebel” markalı şarap ve konyak fabrikasının mülkiyetinin Leningrad bölgesindeki “Gatchinskiy Spirttovıy Zavod”a devredildiği, söz konusu tesisin Sergey Narışkin’in (Rus devlet adamı, siyasetçi ve askerî yetkili) akrabası olarak bilinen Mihail Yakubçik’in ailesine ait olduğu kaydediliyor.

KIYI MÜLKLERİ VE TURİZM TESİSLERİ

Kırım Realii’nin haberine göre, Vladimir Putin’e yakın iş insanlarından Arkadi Rotenberg’in (Rus milyarder iş insanı ve oligark) güney kıyısında çok sayıda turizm tesisinin yararlanıcısı olduğu belirtiliyor. Bunlar arasında “Ay-Petri”, “Mishor”, “Dülber”, “Jemçujina” ve “Daça Rahmaninov” adlı kompleksler yer alıyor. Söz konusu tesislerin 2014 sonrasında sözde “millileştirildiği” aktarılıyor.

Ukraynalı iş insanı Rinat Ahmetov’a ait Büyük Yalta’daki “Novıy Kuçuk-Koy” malikanesinin ise 2019’da Gazprom’a bağlı bir şirket tarafından satın alındığı, Ukraynalı SCM şirketinin konuyu uluslararası yargıya taşıma niyetini açıkladığı ifade ediliyor.

2018’de Yalta yakınlarındaki “Livadia” kardiyoloji sanatoryumunun Rus iş insanı Konstantin Malofeev tarafından satın alındığı; satış bedelinin piyasa değerinin altında olduğu yönünde yerel basında değerlendirmeler bulunduğu belirtiliyor.

DOĞAL KAYNAKLAR

Haberde, Malofeev ve ortaklarının 2018’den itibaren Kırım'ın Sak (Saki) bölgesinde pembe tuz üretimi yaptığı; projede Rus artistik patinaj sporcusu ve Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov’un eşi Tatiana Navka'nın da ortak olduğu aktarılıyor. Navka’nın Rus basınına yaptığı açıklamada tuzun teknik amaçlarla kullanıldığını söylediği kaydediliyor.

GAYRİMENKUL VE YEREL YÖNETİM

Moskova tarafından atanan sözde Kırım yönetiminin başındaki isim Sergey Aksyonov’un aile çevresiyle bağlantılı şirketlerin inşaat ve gayrimenkul alanında faaliyet gösterdiği; aile üyelerinin inşaat ve arazi politikalarında etkili pozisyonlarda bulunduğu açıklanarak, Kırım Parlamentosu Başkanı Vladimir Konstantinov’un ise aile şirketi “Konsol”un da işgal sonrası dönemde yeni arazi projeleri üstlendiği belirtiliyor.

AKMESCİT HAVALİMANI

Kırım Realii’nin haberine göre, Akmescit (Simferopol) Havalimanı’nın işletmesinin Bank Rossiya’ya bağlı yapılar tarafından yönetildiği; 24 Şubat 2022’den bu yana sivil uçuşlara kapalı olmasına rağmen altyapı modernizasyonu için federal bütçeden kaynak almaya devam ettiği bildiriliyor.

BİNLERCE MÜLKİYE İDDİASI

Ukraynalı insan hakları örgütlerinin verilerine atıf yapılan haberde, 330’dan fazla devlet ve sendika mülkünün “millileştirildiği”, yaklaşık 4 bin kamu kuruluşunun benzer süreçten etkilendiği belirtiliyor.

“Bölgesel İnsan Hakları Merkezi”nin en az 3 bin 900 kişinin mülkiyetine el konulması veya zarar verilmesi nedeniyle mağdur olduğunu tespit ettiği; ayrıca “sınır bölgesi” uygulaması nedeniyle yaklaşık 10 bin arazi sahibinin mülkiyet hakkını kaybetme riskiyle karşı karşıya bulunduğu ifade ediliyor. Ukrayna Savcılığı ise bu uygulamaların ulusal ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunuyor.