
Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, çevrim içi olarak tertip edilen “2025-2026: Yanımıza Ne Alıyoruz ve Nereye Gidiyoruz?” başlıklı programda kamuoyunun sorularını yanıtladı. Rusya’nın işgali altındaki Kırım’da siyasi baskıların 2025 yılında yeni ve daha sert bir aşamaya geçtiğini belirten Refat Çubarov, özellikle Kırım’daki insan hakları ihlallerine ve siyasi tutukluların durumuna dikkat çekti.
Rusya’nın Kırım’ı işgalinin üzerinden uzun yıllar geçtiğini hatırlatan Çubarov, bugün gelinen noktada baskıların sadece bireyleri değil, tüm Kırım Tatar halkını hedef aldığını kaydederek, “Bugün itibarıyla Kırım’da 328’den fazla kişi siyasi nedenlerle özgürlüğünden yoksun bırakılmış durumda. Bunların 181’i Kırım Tatarıdır. Bu rakamlar, Kırım Tatarlarının işgal altındaki Kırım nüfusunun yalnızca yüzde 12-13’ünü oluşturmasına rağmen, siyasi tutukluların yarıdan fazlasını teşkil ettiğini açıkça göstermektedir.” dedi.
2025’TE BASKILAR YENİ BOYUT KAZANDI
Çubarov, 2025 yılının özellikle Kırım Tatar kadınlarına yönelik gözaltı ve tutuklamalarla hafızalara kazındığını vurgulayarak, ekim ayında gerçekleştirilen yasa dışı operasyonların toplumda derin bir travma yarattığını belirtti.
Tutuklanan kadınların isimlerini tek tek anan Çubarov, bu kişilerin “terör örgütü faaliyetlerine katılma” gibi asılsız suçlamalarla cezaevinde tutulduğunu ifade ederek, söz konusu uygulamaların terörle mücadele değil, devlet eliyle yürütülen bir sindirme politikası olduğunu dile getirdi.
Rusya’nın bu uygulamalarla Kırım Tatarlarını anayurtlarından koparmayı hedeflediğini belirten Çubarov, “Bu baskılar, Kırım’ın yerli halkını kendi topraklarını terk etmeye zorlamayı amaçlayan sistematik bir terördür.” dedi.
SİYASİ TUTUKLU AİLELERİNE DESTEK ÇAĞRISI
Konuşmasında 2026 yılına girerken ilk önceliklerinin siyasi tutuklu ailelerine yönelik desteğin artırılması olması gerektiğini vurgulayan Çubarov, özellikle Kırım’da yaşayanların bu ailelerle dayanışmayı güçlendirmesinin hayati öneme sahip olduğunu söyledi.
Konuşmasında Çubarov ayrıca, Kırım’ın özgürleştirilmesi ve Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün yeniden tesis edilmesinin, Kırım Tatar halkının geleceği açısından vazgeçilmez olduğunun altını çizdi.