KTMM’den 18 Mayıs bildirisi: Kırım’ın işgali, Sovyet soykırım politikasının devamıdır

KTMM Başkanlık Divanı tarafından yapılan resmî bildiride, 1944 Kırım Tatar Sürgünü’nün zaman aşımına uğramayacak bir soykırım suçu olduğu belirtildi. Bildiride, Kırım’ın nihai kurtuluşu sonrasında Ukrayna çatısı altında bir "Kırım Tatar Millî-Bölgesel Özerkliği" kurulması hedefi yinelenirken, dünyaya Rusya’ya yönelik baskıyı artırma çağrısı yapıldı.

Haber Giriş Tarihi: 18.05.2026 11:49
Haber Güncellenme Tarihi: 18.05.2026 11:49
https://www.qha.com.tr/

Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanlık Divanı, 18 Mayıs Kırım Tatar Soykırımı Kurbanlarını Anma Günü’nün 82. yıl dönümü vesilesiyle resmî bir bildiri yayımladı. KTMM Başkanı Refat Çubarov’un imzasıyla yayımlanan bildiride, Rusya’nın 2014 yılından bu yana Kırım’da sürdürdüğü işgal ve baskı politikalarının, 1944 yılındaki Sovyet soykırım pratiğinin doğrudan bir devamı olduğu vurgulandı.

Bildiride, 18 Mayıs 1944’te çoğunluğu kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan 200 binden fazla Kırım Tatarının insanlık dışı şartlarda hayvan vagonlarına bindirilerek sürgüne gönderildiği ve ilk yıllarda halkın yüzde 46,2’sinin hayatını kaybettiği hatırlatıldı.

SOYKIRIMIN ULUSLARARASI ALANDA TANINMASI GENİŞLİYOR

Ukrayna Parlamentosu’nun (Verhovna Rada) 2015 yılında bu sürgünü resmi olarak soykırım ilan ettiğini belirten KTMM, uluslararası alanda bu doğrultuda atılan tarihi adımlara dikkat çekti. Bildiride; Hollanda, Letonya, Litvanya, Kanada, Polonya, Estonya ve Çek Cumhuriyeti parlamentolarının 1944 sürgününü soykırım olarak tanıdığı, Lüksemburg Parlamentosu’nun ise sürgünü kınayarak günümüz Rus işgalindeki insan hakları ihlallerine karşı sert bir çözümü kabul ettiği belirtildi.

“KIRIM TATARLARI YENİDEN SİSTEMATİK BİR YOK ETME POLİTİKASIYLA KARŞI KARŞIYA”

KTMM, Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı işgal etmesinden bu yana geçen 13 yıllık süreçte, Kırım Tatarlarının yeniden sistematik bir yok etme politikasıyla karşı karşıya kaldığını vurgulayarak şu açıklamada bulundu:

Kitlesel aramalar, tutuklamalar, siyasi amaçlı zulüm, zorla kaybetmeler, Kırım Tatar halkının Meclisi'nin faaliyetlerinin yasaklanması, Kırım Tatar kültürünü ve kimliğini yok etmeye yönelik hedefli eylemler ve Kırım tarihinin çarpıtılması, yerli Kırım Tatar halkını topraklarından uzaklaştırmayı ve yok etmeyi amaçlayan Rus emperyalist politikasının doğrudan bir devamıdır.

Yukarıda belirtilen Rusya Federasyonu'nun saldırgan bir devlet olarak eylemleri, Moskova'nın Kırım Tatar halkına, Ukrayna'ya ve Ukrayna ulusuna yönelik soykırımcı uygulamalarının bir devamı olarak nitelendirilmelidir.

20. yüzyılda SSCB komünist rejimi tarafından işlenen - Holodomor ve Sürgünlük - soykırım suçlarının hafızasını korumak; sadece milyonlarca kurbanın aziz hatırasını anmak adına ahlaki bir görev değil, aynı zamanda gelecekte bu tür suçların tekrarlanmasını önlemenin ve bugün Ukrayna topraklarında savaş suçları ile insanlığa karşı suçlar işleyen kişilerin cezalandırılmasının kaçınılmazlığını sağlamanın hukuki bir ön şartıdır.

Kırım Tatar Halkının Soykırım Kurbanlarını Anma Günü’nde, Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanlık Divanı şunları beyan eder:

Sovyet rejimi tarafından Mayıs 1944'te gerçekleştirilen Kırım Tatar halkının sürgünü bir soykırım eylemidir ve bu suçta zaman aşımı bulunmamaktadır. Geçici işgal altında bulunan Kırım topraklarında yürütülen zulüm ve baskılar, Rusya'nın Kırım Tatar halkını yok etmeye yönelik soykırımcı politikasının sürekliliğinin doğrudan bir devamı ve tezahürüdür. Sovyet rejimi tarafından Mayıs 1944'te işlenen soykırımın dünya genelinde resmi olarak tanınması; gelecekte bu tür suçların tekrarlanmasını önlemenin hukuki ön şartı ve Rus işgali altındaki Kırım'da yeniden yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan yerli halkı korumanın hukuki bir yoludur. Kırım Tatar Millî Meclisi; yerli Kırım Tatar halkının haklarının iade edilmesinin ve insan haklarının güvence altına alınmasının, yalnızca Kırım'ın işgalden kurtarılması ve Ukrayna'nın yarımada üzerindeki egemenliğinin eksiksiz bir şekilde yeniden tesis edilmesi şartıyla mümkün olduğunu vurgular.

Buna bağlı olarak, aşağıdaki görevlerimiz geçerliliğini korumaktadır:

Kırım Özerk Cumhuriyeti ve Akyar (Sivastopol) şehrinin işgalden kurtarılması; Ukrayna'nın uluslararası alanda tanınmış sınırları dahilinde toprak bütünlüğünün yeniden sağlanması; Kırım Tatar halkının kendi kaderini tayin etme hakkının bir uygulama biçimi olarak ve Kırım topraklarında yaşayacak tüm Ukrayna vatandaşlarının hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınması adına, egemen Ukrayna bünyesinde Kırım'a Kırım Tatar halkının millî -bölgesel özerkliği statüsünün verilmesi; 1944 Sürgünü'nün uluslararası toplum tarafından bir soykırım eylemi olarak tanınması.

Kırım Tatar Millî Meclisi, uluslararası topluma şu çağrılarda bulunur:

Rusya Federasyonu'nun uluslararası hukukun genel kabul görmüş ilke ve normlarını ihlal etmesine son vermek, ayrıca uluslararası toplumun taleplerini (özellikle işgalin sona erdirilmesi, Ukrayna'nın devlet egemenliğinin ve uluslararası alanda tanınmış sınırları dâhilindeki toprak bütünlüğünün yeniden tesis edilmesini) yerine getirmesini sağlamak amacıyla; askerî, yaptırım, siyasi-diplomatik ve ekonomik tüm mekanizmaları kullanarak Ukrayna'ya verilen desteği ve saldırgan devlet olan Rusya Federasyonu üzerindeki baskıyı artırmak; BM Yerli Halkların Hakları Bildirgesi uyarınca, Kırım Tatar halkı başta olmak üzere yerli halkların haklarını korumak; 1944 yılında Kırım Tatarlarının Kırım'dan sürülmesini aldıkları kararlarla Kırım Tatar halkına yönelik bir soykırım eylemi olarak tanıyan devletlerin safına katılarak, 18 Mayıs'ta Kırım Tatar halkının soykırım kurbanlarını anma etkinliklerinde yer almak.

Kırım Tatar halkı, totaliter Sovyet rejimine karşı direnmiş ve yiğitçe mücadele etmiştir. Bugün de halkımız; vakur duruşunda, sarsılmazlığında ve Ukrayna devletinin ayrılmaz bir parçası olan ve öyle kalacak olan anavatanı Kırım'a olan bağlılığında kararlılığını göstermektedir.

Kırım Tatar halkının soykırım kurbanlarını dua ederek saygıyla anıyoruz. Yüce Allah hayatını kaybedenlerin ruhlarını şad eylesin.

18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI

Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti.

Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü.

Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’ageri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde KırımTatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı.

2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL

— QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026