
6 Kasım Savaş ve Silahlı Çatışmalarda Çevrenin İstismarının Önlenmesi Uluslararası Günü’nde Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Temsilciliği, Rus işgalinin yarımadadaki ekosisteme vurduğu ağır darbeyi gözler önüne seren kapsamlı verileri açıkladı
Söz konusu günün çoğu zaman fark edilmeyen ancak doğanın durumunu on yıllarca etkileyebilen silahlı çatışmaların çevresel sorunlarına dikkat çekmek için kaydedildiğini hatırlatan Kırım Temsilciliği şu ifadeleri kullandı:
Geçici olarak işgal altındaki Kırım; Rus saldırganlığının doğal ekosistemler için nasıl tehditler oluşturduğunun en açık örneklerinden biridir. Koruma altındaki doğa alanlarının askerîleştirilmesi, Karadeniz’in kirletilmesi, su kaynaklarının tükenmesi ve deniz canlıları için oluşan tehlikeler, yarımadanın yakıcı sorunları olmaya devam etmektedir. 2026 yılı boyunca, Rus işgalinin yol açtığı veya şiddetlendirdiği ekolojik tehditlere dair yeni kanıtlar ortaya çıkmıştır.
272 BİN HEKTARDAN FAZLA DENİZ KORUMA ALANI İŞGAL ALTINDA
Ukrayna Ulusal Bilimler Akademisi’nin 2026 raporuna göre; Kırım ve Azak Denizi sınırları dâhilinde 272 bin hektardan fazla deniz koruma alanı Rus işgal güçlerinin kontrolü altında bulunuyor.
Bu kapsamda 12 ulusal doğa parkı ve koruma alanı ile 10’dan fazla bölgesel peyzaj parkı askeri faaliyetlerin tehdidi altında yer alıyor. Ukraynalı uzmanların bölgeye erişiminin engellenmesi, bilimsel araştırmaların ve ekolojik izleme çalışmalarının yapılmasını imkânsız hale getiriyor.
AKYAR VE YALTA KIYILARINDA 30 KİLOMETRELİK PETROL SIZINTISI
Karadeniz ekosistemini tehdit eden en büyük unsurlardan biri petrol ürünleri kirliliği olmaya devam ediyor. 2026 Mayıs ayında "Kırım Rüzgarı" izleme grubunun uydu görüntüleriyle tespit ettiği verilere göre, Akyar (Sivastopol) açıklarında 30 kilometre uzunluğunda mazot ve petrol sızıntısı saptandı.
Benzer petrol sızıntılarının Fiolent Burnu, Büyük Yalta ve Gurzuf kıyılarında da tekrarlandığı, bu durumun deniz canlıları ve kıyı florası için geri dönülemez zararlar ürettiği kaydedildi.
BÜYÜK KARASU KURUDU: KIRIM’IN SU KAYNAKLARI ALARM VERİYOR
Yarımadadaki su krizinin 2026 Nisan ayında kritik bir aşamaya geldiği belirtildi. Kırım’ın en büyük nehirlerinden biri olan Büyük Karasu yatağının, Karasu (Belogorsk) Baraj Gölü’ndeki su seviyesinin dibe vurması nedeniyle tamamen kuruduğu aktarıldı. Akışı sürdürmek için kullanılan Taygan Baraj Gölü’nün de çekilmesi, işgalci yönetimin bilinçsiz su politikasının felaket boyutunu gözler önüne serdi.
KARADENİZ’DE YUNUS KATLİAMI
Askerî gemilerin kullandığı yüksek güçlü sonar sistemleri ve su altı patlamaları deniz memelilerini hedefe koydu. "Ekoloji-Hukuk-İnsan" kuruluşunun verilerine göre, 26 Temmuz 2026 itibarıyla Odesa bölgesindeki Tuzla Lagünleri (Tuzlivski Limanı) Ulusal Parkı kıyılarında 81 ölü yunus ve deniz domuzu karaya vurdu. İşgal altındaki Kırım'da yer alan Kerç Boğazı'nın yunusların ana göç rotası olması, askerî hareketliliğin canlı populasyonunu yok ettiğini kanıtlıyor.
Tuzla Lagünleri Ulusal Parkı Bilimsel Araştırma Bölüm Başkanı İvan Rusev 31 Ekim 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, Rus saldırganlığı nedeniyle ölen Karadeniz memeli türlerinin anısını yaşatmak ve çevre felaketine dikkat çekmek amacıyla "Yunuslar Anıt Panteonu" projesinin başlatıldığını duyurdu.
OPUK BURNU ASKERİ ATIŞ SAHASINA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ
İşgalci yönetimin Nisan 2026’da Opuk ve Kazantip doğa koruma alanlarına sivil erişim yasağını uzattığı, buna karşılık Opuk Burnu’nun Rus ordusu tarafından aktif askerî tatbikat ve canlı atış sahası olarak kullanıldığı bildirildi. Ağır askerî araçların ve patlamaların, bölgenin hassas bozkır ekosistemini ve kuş üreme alanlarını tahrip ettiği kaydedildi.
Kırım Temsilciliği açıklamasında, “Kırım’ın doğal mirasının korunması, ekolojik ihlallerin belgelenmesi ve zarar gören ekosistemlerin ihyasına yönelik mekanizmaların geliştirilmesi; yarımadanın gelecekteki işgalden kurtarılması ve yeniden egrasyonunun önemli bileşenleridir. Rus işgalinin sonuçları yalnızca bugünü ilgilendirmemekte; gelecek nesillerin ekolojik güvenliğini ve yaşam kalitesini de doğrudan etkileyecektir.” diye vurguladı.