
Fatma Nur Sarıcaoğlu
QHA/Ankara
Ukrayna dili ve kültürünün Türkiye’de tanıtılması, iki ülke arasındaki kültürel ilişkilerin geliştirilmesi ve akademik iş birliğinin güçlendirilmesi açısından üniversiteler önemli bir rol üstleniyor. Ankara Üniversitesi (AÜ) Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi (DTCF) Slav Dilleri ve Edebiyatları Bölümü bünyesinde faaliyet gösteren Ukrayna Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı da Ukrayna dilinin, edebiyatının ve kültürünün akademik düzeyde incelenmesine katkı sunuyor.
AÜ Ukrayna Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Seda Köycü, Kırım Haber Ajansı (QHA) ile gerçekleştirdiği röportajda, anabilim dalının eğitim ve araştırma faaliyetlerini, Ukrayna dilinin ve kültürünün Türkiye’deki tanınırlığını, iki ülke arasındaki kültürel ilişkileri ve Kırım’ın Ukrayna ile tarihî ve kültürel bağlarını ele aldı.
Köycü, ilk yıl 20 öğrencinin kabul edildiği hazırlık sınıfıyla başlayan eğitim sürecinin, bu yıl lisans programının açılmasıyla yeni bir aşamaya geçtiğini ifade etti. Lisans programının birinci sınıfında yaklaşık 10-12 öğrencinin eğitim gördüğünü belirten Köycü, anabilim dalının henüz kuruluş aşamasında olduğunu ve akademik yapılanma çalışmalarının devam ettiğini kaydetti. Ders programının, hazırlık sınıfının eğitim süreci devam ederken kısa sürede oluşturulduğunu aktaran Köycü, eğitim faaliyetlerinin ihtiyaç duyduğu kaynak ve materyallerin temini için çalışmalar yürüttüklerini bildirdi.
FAKÜLTE KÜTÜPHANESİNDE UKRAYNA DİLİNE YÖNELİK BÖLÜM OLUŞTURULACAK
Türkiye'de Ukrayna Dili ve Edebiyatı alanında eğitim veren ilk birimlerden birinin İstanbul Üniversitesi bünyesinde kurulduğunu hatırlatan Köycü, Ankara Üniversitesi DTCF'nin farklı dil ve kültürlere yönelik akademik birimleriyle öne çıktığını vurguladı. Ukrayna Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalının da bu akademik yapıya katılmasıyla fakültedeki dil ve kültür çeşitliliğinin genişlediğini belirtti.
Anabilim dalının ihtiyaç duyduğu akademik kaynakların henüz geliştirilme aşamasında olduğunu ifade eden Köycü, Ukrayna dili ve edebiyatına ilişkin kitap, eğitim materyali ve diğer kaynakları mümkün olan en kısa sürede temin etmeyi amaçladıklarını söyledi. Henüz kendilerine ait bir kütüphanenin bulunmadığını aktaran Köycü, kaynakların çoğalmasıyla birlikte fakülte kütüphanesinde Ukrayna dili ve edebiyatına ayrılmış bir bölüm oluşturmayı ve bu bölümü zaman içinde yeni eserlerle zenginleştirmeyi hedeflediklerini kaydetti.
UKRAYNA ÜNİVERSİTELERİYLE ERASMUS İŞ BİRLİĞİ HEDEFLENİYOR
Köycü, bölümün kuruluş aşamasında önceliğin ders programının hazırlanması ve eğitim faaliyetlerinin başlatılması olduğunu belirterek, ilerleyen süreçte çeşitli üniversitelerle Erasmus kapsamında ilişkiler kurulacağını ifade etti.
Bu iş birlikleri aracılığıyla öğrencilerin Erasmus programına katılarak yurt dışında eğitim almalarının sağlanmasının hedeflendiğini aktaran Köycü, eğitim materyallerine ilişkin çalışmaların da sürdüğünü kaydetti. Hâlihazırda dijital materyallerden yararlandıklarını belirten Köycü, mevcut kaynakları çeşitlendirmek ve artırmak için çaba göstereceklerini bildirdi.
ÖĞRENCİLERİN UKRAYNA DİLİNE İLGİSİ MEMNUNİYET VERİYOR
Köycü, öğrencilerin Ukrayna diline ve alana yönelik ilgilerinin memnuniyet verici düzeyde olduğunu belirtti. Öğrenci profilinin büyük ölçüde Türk öğrencilerden oluştuğunu ifade eden Köycü, bir öğrenci dışında sınıfta Türk öğrencilerin ağırlıkta olduğunu kaydetti. Köycü, öğrencilerin dil öğrenimine ve alana gösterdikleri ilginin olumlu olduğunu vurgulayarak eğitim sürecinin iyi ilerlediğini dile getirdi.
UKRAYNA DİLİ VE EDEBİYATI MEZUNLARINA GENİŞ KARİYER OLANAKLARI
Köycü, bölüm mezunlarının kamu kurumlarından özel sektöre kadar pek çok alanda çalışma imkânına sahip olabileceğini belirtti.
“Aslına bakarsanız bir filoloji mezunu olmak, bir ulusun dilini, kültürünü öğrenmiş olmak size pek çok açıdan olanak sağlar profesyonel yaşam bağlamında. Bu bakımdan o dile ihtiyaç duyulan her alanda çalışabilirsiniz.” diyen Köycü, Ukrayna Dili ve Edebiyatı mezunlarının Dışişleri Bakanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı gibi kamu kurumlarında görev alabileceğini ifade etti. Turizm sektörünün de mezunlara çeşitli fırsatlar sunduğunu belirten Köycü, Ukrainceye ihtiyaç duyulan farklı sektörlerde de istihdam imkânlarının bulunduğuna dikkati çekti.
Türkiye'de Ukrayna Dili ve Edebiyatı alanındaki akademik yapılanmanın henüz yeni olduğunu kaydeden Köycü, bu alanda yetişmiş insanlara ihtiyaç duyulduğunu düşündüğünü belirterek mezunların iş olanakları açısından önemli bir güçlükle karşılaşmayacaklarını öngördüğünü dile getirdi.
UKRAİNCE ÖĞRENİMİNDE KARŞILAŞILAN ZORLUKLAR NELER?
Köycü, Ukrayna kültürünü tanımanın öncelikle dili öğrenmekten geçtiğini belirterek Türkçe ile Ukraincenin farklı dil ailelerine mensup olmasının öğrenciler açısından başlangıçta bazı güçlükler oluşturabileceğini ifade etti.
Türkçenin ve Ukraincenin farklı dil yapılarına ve dil mantıklarına sahip olduğuna dikkati çeken Köycü, Ukraincenin bir Doğu Slav dili olması nedeniyle ana dili Türkçe olan öğrencilerin dili öğrenme sürecinde zorlanabileceklerini kaydetti.
Köycü, “İki dilin yapısı ve mantığı birbirinden farklı olduğu için ana dili Türkçe olan öğrencilerimizin başlangıçta bir miktar zorlanabileceğini düşünüyorum. Ukraynaca bir Doğu Slav dili ve dil yapısı bizim dil mantığımızdan farklı. Ancak öğrencilerimiz dili öğrendikçe ve dil becerilerini geliştirdikçe Ukrayna kültürüne de aşinalık kazanacaklar. Gerek eğitimleri sırasında gerekse ilerleyen meslek yaşamlarında bu kültürü daha yakından tanıma fırsatı bulacaklar. Elbette iki farklı kültürden söz ediyoruz. Ancak filoloji eğitimi almak ve filolog olmak zaten başka bir kültürün güzelliklerini, niteliklerini ve özelliklerini mümkün olduğunca kapsamlı biçimde öğrenmek, anlamak ve benimsemek demektir. Bu nedenle öğrencilerimizin başlangıçta dil öğrenimi konusunda bazı güçlükler yaşayabileceklerini, ancak süreç ilerledikçe daha rahat edeceklerini düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Köycü, lisans programında birinci sınıftan itibaren “Ukrayna Ülke ve Toplum Bilgisi” dersinin yer aldığını belirtti. Zorunlu derslerin yanı sıra seçmeli derslerin de bulunduğunu aktaran Köycü, gelenek ve göreneklere yönelik derslerle öğrencilerin Ukrayna kültürünü daha yakından tanımalarının hedeflendiğini ifade etti.
Öğrencilerin eğitim süreci boyunca yalnızca dil ve edebiyat alanında değil, Ukrayna kültürü konusunda da bilgi edinmelerine önem verdiklerini vurgulayan Köycü, mezunların Ukrayna kültürüne aşinalık kazanmasını sağlayacak kapsamlı bir eğitim programı oluşturmak için çalıştıklarını kaydetti.
Köycü, Slav dilleri arasında alfabe ve dil yapısı bakımından farklılıklar bulunduğuna dikkati çekerek Lehçenin Latin alfabesini, Ukraincenin ise Kiril alfabesini kullandığını hatırlattı. Bu farklılığın, öğrencilerin Ukraince öğrenirken aşmaları gereken ilk aşamalardan biri olduğunu belirten Köycü, alfabenin ardından dil bilgisi ve cümle yapısının öğrenme sürecinde öne çıktığını kaydetti.
SLAV DİLLERİ ARASINDAKİ FARKLILIKLAR ÖĞRENİM SÜRECİNİ ETKİLİYOR
Lehçenin Batı Slav dilleri, Ukraincenin ise Doğu Slav dilleri arasında yer aldığını belirten Köycü, Slav dillerinin aynı dil ailesi içerisinde bulunmalarına rağmen farklı özellikler taşıdığını ifade etti. Köycü, Rusça ve diğer Doğu Slav dillerinin yapısını da dikkate alarak Ukraincenin dil bilgisi bakımından Lehçeye kıyasla daha kolay bir yapıya sahip olduğunu dile getirdi.
Lehçenin dil bilgisi yapısında çok sayıda istisnai durum bulunduğunu vurgulayan Köycü, bu durumun dili öğrenme ve öğretme sürecini zorlaştırabildiğini belirtti. Lehçe öğretiminde öğrencilerin dil bilgisi kurallarını kavramaları için yoğun çaba gösterdiklerini aktaran Köycü, çeviri çalışmalarından da önemli ölçüde yararlandıklarını kaydetti.
UKRAİNCE ÖĞRETİMİNDE FARKLI YÖNTEMLER ÖNE ÇIKABİLİR
Köycü, Lehçe öğretiminde dil bilgisi ağırlıklı bir yöntem izlediklerini ve çeviriyi temel araçlardan biri olarak kullandıklarını belirterek Ukraince öğretiminde ise farklı yaklaşımların değerlendirilebileceğini ifade etti.
Ukraincenin dil yapısının Lehçeden farklı olması nedeniyle öğretim yöntemlerinin de buna göre şekillendirilebileceğini dile getiren Köycü, yalnızca dil bilgisi odaklı bir yaklaşımın benimsenmesi yerine farklı öğretim yöntemlerinden yararlanılabileceğini düşündüğünü söyledi.
Öğrencilerin yeni bir alfabeyle karşılaşmasının yanı sıra dilin mantığını, cümle kuruluşunu ve dil bilgisi kurallarını da öğrenmeleri gerektiğini belirten Köycü, dil öğretiminde kullanılan yöntemlerin öğrenilen dilin özellikleri doğrultusunda belirlenmesinin önemine işaret etti.
UKRAYNA’DAKİ SAVAŞ, ÜLKENİN KÜLTÜRÜNÜ KÜRESEL ÖLÇEKTE DAHA GÖRÜNÜR KILDI
Köycü, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı sürdürdüğü savaşın ardından uluslararası kamuoyunun Ukrayna’ya yönelik ilgisinin arttığını belirterek, bu süreçte ülkenin kültürünün de dünyada daha fazla tanınmaya başladığını ifade etti.
Ukrayna Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalının kuruluşunun diplomatik ilişkiler çerçevesinde de değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Köycü, dil ve tarihin diplomasi açısından önemine dikkati çekti. “Diplomasinin yolu dil ve tarihten geçer.” anlayışının önemini vurgulayan Köycü, dünyadaki siyasi ve toplumsal gelişmelerin üniversitelerdeki akademik yapılanmaları da etkileyebildiğini kaydetti.
Ukrayna’daki savaşın ülkenin uluslararası görünürlüğünü artıran gelişmelerden biri olduğunu belirten Köycü, bu görünürlüğün Ukrayna dili ve edebiyatına yönelik akademik ilginin gelişmesi açısından da değerlendirilebileceğini ifade etti. Köycü, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi bünyesinde Ukrayna Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalının kurulmasını da bu çerçevede ele aldı.
Ayrıca Köycü, anabilim dalının gelişmesi, mezun vermeye başlaması ve akademik kadrosunun güçlenmesiyle Ukrayna kültürünün Türkiye’de tanıtımına yönelik bilimsel çalışmaların ve çeviri faaliyetlerinin artacağını belirtti. Anabilim dalının akademik açıdan daha görünür hâle gelmesinin zaman içinde gerçekleşeceğini ifade eden Köycü, burada yürütülecek çalışmaların ve mezun öğrencilerin katkılarının Ukrayna kültürünün Türk toplumuna aktarılmasında önemli rol oynayacağını kaydetti.
UKRAYNA DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALINDA AKADEMİK KADRO GÜÇLENDİRİLECEK
Köycü, anabilim dalının akademik kadrosunu güçlendirmek amacıyla yeni öğretim elemanı alımına yönelik çalışmalar yürüttüklerini bildirdi. Köycü, hâlihazırda alandan sorumlu öğretim elemanı olarak Dr. Yuliya Biletska’nın görev yaptığını ve öğrencilerin derslerinin kendisi tarafından yürütüldüğünü belirtti. Akademik kadronun genişletilmesi için yeni bir öğretim elemanı alımına yönelik girişimlerin başladığını aktaran Köycü, yaklaşık 4-5 ay içerisinde yeni bir öğretim elemanını anabilim dalı bünyesine kazandırmayı hedeflediklerini ifade etti.
Köycü, anabilim dalının gelişmesiyle Türkiye ve Ukrayna arasındaki akademik iş birliklerinin farklı alanlarda genişleyebileceğini belirterek, Kırım Tatar kültürü ve Kırım Tatar çalışmalarının da bu süreçte önemli bir yer tutacağını ifade etti.
Türkiye ile Ukrayna arasındaki tarihsel ilişkilerin özellikle Kırım üzerinden şekillenen boyutlarına dikkati çeken Köycü, anabilim dalının kuruluş ve gelişim sürecinin ilerlemesiyle öğrenci değişim programlarının yanı sıra ortak akademik projeler ve farklı platformlarda iş birliklerinin de hayata geçirilebileceğini kaydetti.
Bu çalışmaların Kırım Tatar kültürünü ve tarihini ele alan araştırmaları da kapsayabileceğini vurgulayan Köycü, “Yapılacak tüm çalışmalar, her iki tarafın da gelişimine katkı sağlayacak. Bu çalışmaların hayata geçirilmesinde akademik bir yapılanma önemli bir ön koşul niteliği taşıyor. Anabilim dalımız, her iki ulus ve kültür arasında köprü kurma misyonuyla bu sürece katkı sağlayacak. Önümüzdeki dönemde bu amaca hizmet eden çalışmaların hız kazanacağını düşünüyorum.” dedi.
UKRAİNCE ARTIK BAĞIMSIZ BİR DİL VE KÜLTÜR OLARAK ELE ALINIYOR
AÜ DTCF Ukrayna Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Öğr. Gör. Dr. Yuliya Biletska, Türkiye’de Ukrayna diline, tarihine ve kültürüne yönelik ilginin son yıllarda önemli ölçüde arttığını belirterek, anabilim dalında disiplinlerarası bir eğitim yaklaşımını benimsediklerini söyledi. Biletska, Ukrayna’nın yalnızca Rusya perspektifinden değil, kendi dili, tarihi ve kültürüyle bağımsız bir alan olarak ele alınmasının önemine dikkat çekti.
Türkiye’de Ukrayna algısının özellikle son 10 yılda önemli bir değişim geçirdiğini belirten Biletska, Ukrayna’nın Rusya’dan ayrı, bağımsız bir tarihsel ve kültürel kimliğe sahip olduğunun daha fazla fark edilmeye başlandığını dile getirdi. Biletska, bu dönüşümün Ukrayna diline ve kültürüne yönelik akademik ilgiyi de güçlendirdiğini kaydetti.
Türkiye’de Ukrayna’ya yönelik ilginin artmasında ülkenin bağımsız kimliğinin daha görünür hâle gelmesinin etkili olduğunu belirten Biletska, Ukrayna’nın yalnızca Rusya tarihi, Rus dili ve Rusya perspektifi üzerinden değerlendirilmesinin ötesine geçildiğini söyledi.
Bu değişimi Ukrayna kimliğinin yeniden görünürlük kazanmasıyla ilişkilendiren Biletska, Ukrayna’nın kendi dili, tarihi ve kültürüyle bağımsız bir araştırma alanı olarak ele alınmasının önemini vurguladı. Türkiye’de bu yaklaşımın giderek daha fazla karşılık bulduğunu belirten Biletska, öğrencilerin de Ukrayna diline, tarihine ve kültürüne yoğun ilgi gösterdiğini ifade etti.
Anabilim dalındaki öğrencilerin dil eğitiminde iyi bir seviyeye ulaştığını kaydeden Biletska, hazırlık sınıfında alınan eğitimin bu gelişimde önemli bir rol oynadığını belirtti. Derslerin hem Türkçe hem de Ukraince yürütüldüğünü aktaran Biletska, bu sayede öğrencilerin dil becerilerini geliştirirken Ukrayna’yı farklı yönleriyle tanıma imkânı bulduğunu söyledi.
DİSİPLİNLERARASI MÜFREDATLA DAHA GENİŞ KARİYER OLANAKLARI
Yalnızca dil ve edebiyat odaklı bir eğitim anlayışıyla yetinmediklerini belirten Biletska, öğrencilerin farklı alanlarda bilgi edinmesini sağlayacak disiplinlerarası bir müfredat oluşturduklarını dile getirdi. Müfredat hazırlanırken filoloji ve edebiyat derslerinin yanı sıra tarih, kültür, sinema ve toplum gibi alanlara da yer verildiğini aktaran Biletska, bu yaklaşımın öğrencilerin Ukrayna’yı çok yönlü biçimde tanımalarına katkı sağladığını ifade etti.
Biletska, disiplinlerarası eğitimin öğrenciler açısından önemli bir avantaj oluşturduğunu belirterek, “Bu sayede yalnızca filoloji alanıyla sınırlı kalmayan, daha geniş iş olanakları ortaya çıkacak.” değerlendirmesinde bulundu.
Anabilim dalının temel edebiyat derslerini koruduğunu, ancak bunları daha geniş bir akademik perspektifle desteklediğini kaydeden Biletska, öğrencilerin farklı disiplinlerden edindikleri bilgileri eğitim ve meslek hayatlarında kullanabileceklerini belirtti.
UKRAYNA TARİHİ VE TOPLUMU DA MÜFREDATTA YER ALIYOR
Anabilim dalında uygulanan eğitim programının Ukrayna’nın tarihsel ve toplumsal yapısını anlamaya yönelik derslerle zenginleştirildiğini aktaran Biletska, öğrencilerin mevcut program kapsamında Ukrayna tarihi, folkloru ve toplum yapısına ilişkin dersler aldığını söyledi. Öğrencilerin yalnızca dilin yapısını ve edebî eserleri incelemekle kalmadığını belirten Biletska, Ukrayna’nın tarihsel gelişimini, kültürel birikimini ve toplumsal özelliklerini de öğrenme fırsatı bulduğunu ifade etti.
Programın ilerleyen aşamalarında modern tarih derslerine de ağırlık verileceğini kaydeden Biletska, Rusya-Ukrayna ilişkileri ile Rusya-Polonya ilişkilerinin de sosyal, tarihsel ve sosyolojik perspektiflerden ele alındığını belirtti.
Bu derslerin öğrencilerin bölgesel ilişkileri ve tarihsel süreçleri daha kapsamlı biçimde değerlendirmelerine katkı sağlaması hedefleniyor. Böylece öğrencilerin Ukrayna’yı yalnızca dil ve edebiyat üzerinden değil, ülkenin içinde bulunduğu tarihsel, kültürel ve siyasi bağlam üzerinden de tanımaları amaçlanıyor.
“UKRAYNA DİLİ VE EDEBİYATI PROGRAMI TÜRKİYE-UKRAYNA İLİŞKİLERİNİN GELECEĞİNE YATIRIMDIR”
Programın hayata geçirilmesi için 2018 yılında başlayan çalışmaların uzun bir sürecin ardından sonuç verdiğini belirten Dr. Biletska, bu gelişmenin iki ülke arasındaki iyi ilişkilerin ve stratejik iş birliğinin bir göstergesi olduğunu ifade etti. Programın açılmasını memnuniyetle karşıladıklarını dile getiren Biletska, uzun süredir devam eden çalışmaların meyvelerini vermeye başladığını söyledi. Türkiye’nin en köklü ve büyük üniversitelerinden birinde Ukrayna dili ve kültürüne yönelik akademik çalışmaların yürütülmesinin hem Ukrayna hem de ikili ilişkiler açısından önemli olduğunu kaydetti.
“İLİŞKİLERİN KARŞILIKLI OLARAK GELİŞMESİ GEREKİYOR”
Rusya'nın Ukrayna'ya karşı 24 Şubat 2022 tarihinden bu yana sürdürdüğü topyekûn işgal girişimi ve saldırılarından itibaren Türkiye’de Ukrayna’ya yönelik bakış açısının son yıllarda değiştiğine dikkat çeken Biletska, Ukrayna’nın bağımsız dili, tarihi ve kültürüyle tanınmasının akademik ilişkilerin gelişmesinde önemli bir rol oynadığını belirtti.
Ukrayna’da Türk dili ve Türkoloji alanlarında uzun süredir eğitim veren bölümlerin bulunduğunu hatırlatan Biletska, Ukrayna’da Türkiye, Türk dili ve Türk kültürü üzerine uzmanlaşmış akademik birikimin mevcut olduğunu ifade etti. Ancak bu ilişkinin tek taraflı kalmaması gerektiğini vurgulayan Biletska, Türkiye’de de Ukrayna dilini, tarihini ve kültürünü inceleyen akademik programların açılmasının iki ülke arasındaki ilişkileri daha ileri bir seviyeye taşıyacağını söyledi.
Biletska, karşılıklı akademik birikimin geliştirilmesinin Türkiye ile Ukrayna arasındaki ilişkilerin geleceği açısından önemli olduğunu belirterek, üniversitelerde bu alanda eğitim alan uzmanların yetişmesinin iş birliğini daha sağlam temellere oturtacağını kaydetti.
İKİ ÜLKE İLİŞKİLERİ İÇİN UZMAN KADROLAR YETİŞECEK
Ukrayna Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalının açılmasının uzun vadeli sonuçlarına değinen Biletska, programın yalnızca dil eğitimi sunmakla sınırlı olmadığını, aynı zamanda Türkiye’de Ukrayna üzerine uzmanlaşmış insan kaynağının yetişmesine katkı sağlayacağını ifade etti.
Biletska, Ukrayna hakkında uzmanlaşmış kişilerin yetişmesinin diplomasi başta olmak üzere farklı alanlarda önemli fırsatlar oluşturacağını belirtti. Özellikle Dışişleri Bakanlığı gibi kurumlarda görev alacak ve Ukrayna konusunda uzmanlık sahibi olacak kişilerin, iki ülke arasındaki ilişkilerin yürütülmesine ve geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini dile getirdi.
Akademik çalışmaların uzmanlar tarafından yürütülmesinin önemine işaret eden Biletska, Türkiye’de Ukrayna üzerine bilgi ve deneyim sahibi uzmanların yetişmesinin, iki ülke arasındaki ilişkilerin daha nitelikli ve sürdürülebilir biçimde geliştirilmesine yardımcı olacağını söyledi.
Programın uzun vadeli önemini vurgulayan Biletska, Ukrayna Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalının Türkiye ile Ukrayna arasındaki akademik ve kültürel ilişkilerin gelişmesine katkı sunacak bir yapı oluşturduğunu belirtti.
“KIRIM TATARLARI, TÜRKİYE İLE UKRAYNA ARASINDA TARİHSEL BİR KÖPRÜ”
Kırım Tatarlarının iki ülke arasındaki tarihsel bağların anlaşılmasında önemli bir yere sahip olduğunu belirten Biletska, Kırım Tatar kültürüne ilişkin konuların yalnızca belirli derslerle sınırlı tutulmadığını, mümkün olduğunca farklı derslerin içeriğine dâhil edildiğini söyledi.
Biletska, özellikle tarih derslerinde Kırım Tatarlarının geçmişine ve Ukrayna ile ilişkilerine yer verildiğini, dil derslerinde ise Ukraince ile Kırım Tatarca arasındaki benzerliklerin ve dilsel etkileşimlerin ele alındığını aktardı.
Diller arasındaki ilişkilerin kelime alışverişi üzerinden de incelendiğini belirten Biletska, öğrencilerin farklı dillerdeki ortaklıkları ve etkileşimleri karşılaştırmalı olarak öğrenme fırsatı bulduğunu ifade etti. Bu yaklaşımın, Ukrayna’nın tarihsel ve kültürel yapısını daha kapsamlı biçimde anlamaya katkı sağladığını kaydetti.
Kırım Tatarlarının Ukrayna’nın yerli halkı olduğuna dikkat çeken Biletska, “Ukrayna resmî olarak bu halkın dilini, edebiyatını geliştirme sorumluluğu aldı. Bu sebepten neredeyse tüm derslerinde Kırım Tatar komponenti mutlaka olması gerektiğini vurguluyoruz ve bu şekilde geliştiriyoruz.” ifadelerini kullandı.
“UKRAYNA’YI BAĞIMSIZ BİR ALAN OLARAK ELE ALMAK İSTİYORUZ”
Ukrayna Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalında kullanılacak kaynakların hazırlanmasının temel bir ihtiyaç olduğunu vurgulayan Biletska, ders notları, uygulama defterleri ve tarih materyalleri üzerinde çalıştıklarını belirtti. Hazırlanan kaynakların yalnızca mevcut öğrencilerin eğitimine katkı sunmakla kalmayacağını, gelecekte diğer üniversitelerdeki akademik çalışmalar için de kullanılabileceğini ifade etti.
Biletska, özellikle Ukrayna tarihine ilişkin Türkçe kaynakların geliştirilmesinin önemine işaret ederek farklı akademik alanlarda da kullanılabilecek materyaller hazırlamayı hedeflediklerini söyledi.
Programın hazırlanmasında temel yaklaşımlarından birinin Ukrayna’yı bağımsız bir akademik alan olarak ele almak olduğunu belirten Biletska, İstanbul Üniversitesinin Ukrayna dili ve edebiyatı alanındaki deneyimine de değindi. İstanbul Üniversitesinde yaklaşık sekiz yıllık bir birikim bulunduğunu, ancak Ankara Üniversitesindeki programın farklı bir yaklaşım üzerine kurulduğunu ifade etti.
Biletska, programı oluştururken Ukrayna’nın dilini, tarihini ve kültürünü yalnızca Slav dilleri ve edebiyatı çerçevesinde ele almak yerine, kendine özgü tarihsel ve kültürel kimliğiyle incelemeyi amaçladıklarını söyledi.
Biletska, Ukrayna tarihinin aktarımında kullanılan kavramların ve adlandırmaların da bu yaklaşımın önemli bir parçası olduğunu ifade etti. Özellikle “Kıyiv Knezliği” tarihinin nasıl adlandırıldığına dikkat çeken Biletska, bazı yayınlarda görülen Rusya merkezli adlandırmaların tarihsel açıdan sorgulanması gerektiğini belirtti. Biletska, yer adlarının yazımına ilişkin tartışmalar devam etse de tarihsel kavramların Rusya merkezli bir çerçevede sunulmamasını önemsediklerini söyledi.
Bu nedenle eğitim materyallerinin hazırlanması sırasında kullanılan terminolojiye büyük hassasiyet gösterdiklerini belirten Biletska, amaçlarının Ukrayna’nın tarihini ve kültürünü kendi bağlamı içerisinde ele alan kaynaklar oluşturmak olduğunu kaydetti.
UKRAYNA KİTAPLIĞI İÇİN KAYNAKLAR HAZIR
Anabilim dalının, Ukrayna Enstitüsünün İvan Lısyak-Rudnıtskyi Ukrayna Çalışmaları Destek Programı kapsamında uluslararası proje desteği almaya hak kazandığını bildiren Biletska, bu desteğin bölümün gelişimi açısından önemli olduğunu ifade etti ve “Bu projeyle Türkçe-Ukraynaca eğitim materyalleri hazırlamayı, Ukrayna üniversitelerinden akademisyenleri derslerimize dâhil etmeyi ve yeni akademik etkinlikler düzenlemeyi hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Proje kapsamında farklı Ukrayna üniversitelerinden filoloji ve tarih alanlarında uzman akademisyenlerin Ankara Üniversitesindeki programa katılmasının planlandığını aktaran Biletska, akademisyenlerin bu dönem ve gelecek dönem derslere katkı sunacağını belirtti. Misafir öğretim elemanlarının katkısının dönemlik dersler ve farklı uygulamalar üzerinden sağlanacağını kaydeden Biletska, farklı uzmanların programa katılmasının eğitim içeriğini zenginleştireceğini vurguladı.
Anabilim dalında yürütülen çalışmalar yalnızca ders materyallerinin hazırlanmasıyla sınırlı kalmıyor. Ukrayna dilini, tarihini ve kültürünü tanıtan kaynaklara erişimi artırmak amacıyla bir Ukrayna kitaplığı oluşturulması için de hazırlıklar sürüyor.
Biletska, bu süreçte Ukrayna'nın Ankara Büyükelçiliği, Ankara Ukrayna Derneği gibi ilgili derneklerin ve farklı paydaşların önemli katkılar sağladığını belirtti. Ukrayna kitaplığı için gerekli kitapların ve diğer kaynakların hazır olduğunu, geriye bürokratik işlemlerin tamamlanması ve kitaplık alanının düzenlenmesinin kaldığını söyledi.
Gerekli prosedürlerin tamamlanmasının ardından kitapların belirlenen alanda bir araya getirilmesi ve öğrencilerin kullanımına sunulması hedefleniyor. Böylece öğrencilerin Ukrayna üzerine daha fazla kaynağa erişebilmesi ve akademik çalışmalarını destekleyebilecek bir kitaplık imkânına kavuşması amaçlanıyor.
“ÖĞRENCİLERİMİZİN AKADEMİK KARİYER DÜŞÜNÜYOR”
Biletska, öğrencilerin dil becerilerini geliştirmek ve farklı deneyimlerden yararlanmalarını sağlamak amacıyla bu hafta konuşma kulübünü faaliyete geçirmeyi planladıklarını belirtti. Üniversite dışındaki kurumlarla kurulan bağlantıların öğrencilere önemli fırsatlar sunduğunu ifade eden Biletska, geçen hafta Ukrayna’nın Ankara Büyükelçiliğine gerçekleştirdikleri ziyarette öğrencilere Türkiye-Ukrayna ilişkileri ve Kırım Tatarlarının bu ilişkilerdeki önemi hakkında bilgi verildiğini aktardı.
Bu tür etkinliklerin öğrencilerin farklı bakış açıları kazanmalarına katkı sağladığını vurgulayan Biletska, şirketler, kuruluşlar ve staj programları hakkında bilgi edinmelerinin kariyer seçeneklerini genişlettiğini, Ukrayna ile bağlantılı kurumlarda çalışma ve staj imkânlarını tanımalarının mesleki gelişimleri açısından önemli olduğunu kaydetti.
Biletska, öğrencilerin önemli bir bölümünün şimdiden akademik kariyer yapmayı düşündüğünü belirterek bunun gelecek açısından umut verici olduğunu söyledi. İlerleyen yıllarda lisansüstü eğitim olanaklarının geliştirilmesinin gündeme gelebileceğini ifade eden Biletska, gerekli akademik kadronun oluşturulması hâlinde Ankara Üniversitesinde yüksek lisans programı açılması veya İstanbul Üniversitesiyle ortak bir program yürütülmesi gibi seçeneklerin değerlendirilebileceğini kaydetti.
Öğrencileri gelecekteki fırsatlara şimdiden hazırladıklarını belirten Biletska, yüksek lisans ve doktora eğitimi için sunulan Ukrayna Hükûmet Bursu gibi burs programları hakkında bilgilendirme yaptıklarını söyledi. Öğrencilerin akademik kariyerin yanı sıra özel sektörde de çalışma imkânlarına sahip olabileceklerini vurgulayan Biletska, amaçlarının mezunların farklı alanlarda sağlam bir gelecek kurabilecekleri konusunda onları desteklemek olduğunu ifade etti.