Azerbaycanlı şair ve bilim insanı Prof. Dr. Abdullayeva: Kırım ortak hikâyemizin önemli sayfalarından biridir

İktisat alanında akademik çalışmalarını sürdüren ve aynı zamanda şair ve söz yazarı olarak eserler veren Prof. Dr. Resmiyye Abdullayeva, iktisat ve şiirle şekillenen yaşamını ve Türk dünyasının ortak edebî mirasını QHA'ya anlattı.

Haber Giriş Tarihi: 09.09.2026 12:00
Haber Güncellenme Tarihi: 09.09.2026 13:04
https://www.qha.com.tr/

İktisat alanındaki akademik kariyeri ile edebiyat dünyasındaki şair ve söz yazarı kimliğini bir arada sürdüren Prof. Dr. Resmiyye Abdullayeva (Rəsmiyyə Abdullayeva); bilim ve sanat ilişkisi, şairlerin toplumsal sorumlulukları ile Türk dünyası arasındaki edebî köprüler hakkında Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirmelerde bulundu.

Bilim insanlığı ile şair kimliğini bir arada yürütmenin kendisi için iki farklı dünyadan çok bir yaşam biçimi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Resmiyye Abdullayeva, şiirin kendisi için huzur ve teselli kaynağı olduğunu belirtirken, Türk dünyasının ortak edebî mirasının genç kuşaklar tarafından yeniden yorumlanması gerektiğini vurguladı.

Azerbaycan Mimarlık ve İnşaat Üniversitesinde eğitim alan Abdullayeva, 2006 yılında iktisat alanında doktora derecesini, 2009 yılında doçent, 2025 yılında profesör ünvanını aldı. Halen Azerbaycan Cumhuriyeti Bilim ve Eğitim Bakanlığı Ekonomi Enstitüsünde “Kapsayıcı Sosyal Kalkınma” Bölüm Başkanı olarak görev yapan ve Türk Dilli Devletler Ekonomistler Kamu Birliğinin başkanlığını yürüten Prof. Dr. Abdullayeva, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Devlet Yönetimi Akademisinde de yarı zamanlı profesör olarak çalışıyor.

177 bilimsel eserin yazarı olan Abdullayeva, 40’tan fazla uluslararası konferans ve sempozyumda bildiri sundu.

“BEN ŞAİR DOĞDUM, İKTİSATÇI OLDUM”

Bilim ile şiir arasındaki ilişkiyi değerlendiren Abdullayeva, iki alanı da çok sevdiğini ve ikisinin yaşam tarzına dönüştüğünü söyledi.

Abdullayeva, “Ben şair doğdum, iktisatçı oldum” diyerek çocukluk hayalinin bilim insanı olmak olduğunu ve bu hayalini gerçekleştirdiğini anlattı. İktisat ile şiirin kendisi açısından farklı işlevleri olduğunu belirten Abdullayeva, “İktisattan yorulduğumda huzuru şiirde buluyorum. Söz beni teselli ediyor” dedi.

Şiir ve sözün kendisi için kutsal olduğunu ifade eden Abdullayeva, iki farklı alanda başarılı bir şekilde faaliyet göstermenin zor ancak mümkün olduğunu dile getirdi.

“ŞİİRİMİN KIRMIZI ÇİZGİSİ KEDERDİR”

İnsanı şiir yazmaya yönelten tek bir duygu bulunmadığını söyleyen Abdullayeva, aşk acısı, dertler, acılar ve dünyayı anlamaya çalışma gibi birçok unsurun şiire kaynaklık ettiğini; en güzel şiirlerin büyük acılardan doğduğunu belirtti.

Kendi şiirlerinde de kederin önemli bir yere sahip olduğunu belirten Abdullayeva, vatan, anne ve toprak temalarının geniş yer tuttuğunu, ancak şiirinin “kırmızı çizgisinin keder” olduğunu ifade etti.

Şairin çevresindeki olaylardan diğer insanlara göre daha derin biçimde etkilenebildiğini söyleyen Abdullayeva, şair olarak doğduğu için Allah’a şükrettiğini dile getirdi.

“ESER ARTIK SENİN OLMAKTAN ÇIKAR”

Sözleri bestelenerek geniş kitlelere ulaşan bir şair açısından bunun nasıl bir duygu olduğu sorusunu da yanıtlayan Abdullayeva, bunun muhteşem bir duygu olduğunu belirterek şunları kaydetti:

O eser artık senin olmaktan çıkar ve milyonların sevgilisi haline gelir. İnsanlar senin eserlerinle manevi olarak beslenirler. Bundan daha güzel ne olabilir?

Bir eserin milyonlarca insan tarafından sevilmesinin bir yazar için en büyük servet olduğunu belirten Abdullayeva, kısa süre önce yaşadığı bir anıyı da anlattı. Kızıyla birlikte S. Vurgun adlı Yaratıcılık ve Dinlenme Merkezi’nde bulunduğu sırada, restoranda sözlerini yazdığı “Unutdun” adlı şarkının seslendirildiğini belirten Abdullayeva, şarkıcıya söz yazarının orada olduğunu söyleyerek teşekkür ettiğini aktardı.

Abdullayeva, genç şarkıcı İslam Alizade’nin kendisine tarihe geçecek anlar yaşadığını söylediğini belirterek bunun bir yazar için mutluluk olduğunu ifade etti.

TÜRK DÜNYASI EDEBİYATI İÇİN “KÖPRÜ” VURGUSU

"Dünya Genç Türk Yazarlar Birliyi" isimli STK'nın kuruluşunda da yer alan Abdullayeva, Türk dünyasının edebiyatçılarını birbirine bağlayan ortak edebî ve kültürel alanın geçmişe kıyasla daha güçlü olduğunu, ancak olması gereken seviyede bulunmadığını söyledi.

Azerbaycan, Türkiye, Kırım, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve diğer kardeş coğrafyaların birbirinden öğrenecek çok şeyi bulunduğunu belirten Abdullayeva, ortak edebî alanın yalnızca toplantılar, festivaller ve karşılıklı ziyaretlerle sınırlı kalmaması gerektiğini ifade etti.

Eserlerin birbirine çevrilmesi, genç yazarların ortak projelerde buluşması, dergi ve yayınevlerinin daha geniş bir dolaşım ağı oluşturması gerektiğini söyleyen Abdullayeva, özellikle genç kuşaklar arasında doğrudan edebî iletişim kurulmasının önemine dikkat çekti.

Ortak edebî alanı hazır bir yapıdan çok sürekli kurulması gereken bir köprü olarak gördüğünü belirten Abdullayeva, "O köprünün taşları da şiir, hikâye, roman, çeviri, dergi, kitap ve en önemlisi insan ilişkileridir. Çünkü edebiyat bizi sadece aynı geçmişte buluşturmaz; ortak bir gelecek hayal etmemizi de sağlar." şeklinde konuştu.

"VATAN VE YURT DUYGUSU TÜRK DÜNYASI EDEBİYATLARINDA ÇOK GÜÇLÜDÜR"

Türk dünyası edebiyatlarını birbirine bağlayan değerler konusunda ise Abdullayeva; vatan, dil, tarih, hafıza, aile, özgürlük ve insan sevgisini öne çıkardı.

Coğrafyaların farklı olmasına rağmen acıların, sevinçlerin ve hayallerin edebiyata yansıyan tarafında büyük bir ortaklık bulunduğunu belirten Abdullayeva, "Özellikle vatan ve yurt duygusu Türk dünyası edebiyatlarında çok güçlüdür. Şair için toprak sadece üzerinde yaşanan bir mekân değildir; geçmişin, ataların, hatıraların ve kimliğin taşıyıcısıdır." ifadelerini kullandı.

Anne, aile, gurbet, ayrılık, doğa ve kardeşlik gibi temaların da ortak bir duygu dili oluşturduğunu belirten Abdullayeva, destanlar, halk şiiri, ozan geleneği ve musikinin farklı coğrafyalarda aynı büyük kültürel hafızanın izlerini taşıdığını söyledi.

Türk dünyasının ortak değerleri noktasında sözlü kültür geleneğine de parantez açan Resmiyye Abdullayeva, şöyle konuştu:

Destanlarımız, halk şiirimiz, ozan geleneğimiz ve musikimiz farklı coğrafyalarda farklı biçimler almış olsa da aynı büyük kültürel hafızanın izlerini taşır. Dede Korkut'tan Manas'a, Köroğlu'ndan çağdaş şiire kadar uzanan geniş bir damarımız var. Fakat bana göre bizi en güçlü biçimde birleştiren şey, bütün farklılıklarımızın içinde insana ve söze verdiğimiz değerdir. Dillerimizde bazı kelimeler değişebilir, lehçelerimiz farklılaşabilir; fakat bir annenin sevgisi, bir insanın vatan özlemi, ayrılığın acısı veya özgürlük arzusu her yerde aynı yüreğe dokunur.

“KIRIM’IN SESİ, TÜRK DÜNYASININ ORTAK HAFIZASINDA MUTLAKA DUYULMALIDIR”

Kırım’ın Türk dünyasının tarihî ve kültürel hafızasındaki yerine de değinen Abdullayeva, "Kırım, benim için yalnızca bir coğrafyanın adı değildir; Türk dünyasının hafızasında derin izler bırakmış bir kültür ve edebiyat merkezidir. Karadeniz’in kuzeyindeki bu topraklar, yüzyıllar boyunca Türk kültürünün, dilinin ve düşüncesinin önemli duraklarından biri olmuştur." dedi.

Kırım Tatar edebiyatında vatan sevgisi, gurbet, sürgün, ayrılık, kimlik ve özgürlük temalarının güçlü olduğunu belirten Abdullayeva, 2004 yılında Kırım’da bulunduğunu ve sürgünden sonra vatanlarına dönen insanların acı hikâyelerini kendi ağızlarından dinlediğini anlattı.

“Ey Güzel Kırım” türküsünü her dinlediğinde sürgün acısının gözlerinin önüne geldiğini ifade eden Abdullayeva, Azerbaycanlı bir şair olarak Kırım’ın duygu dünyasını kendisine yakın gördüğünü söyledi.

Kırım’ın Türk dünyasındaki konumunu daha da güçlendirmek için Kırım Tatar edebiyatının daha fazla çevrilmesi, genç kuşaklara tanıtılması ve Türk dünyasının diğer edebiyatlarıyla daha yoğun kültürel alışveriş içinde olması gerektiğine inandığını söyleyen Abdullayeva, şöyle devam etti:

Kırım’ın sesi, Türk dünyasının ortak hafızasında mutlaka duyulmalıdır. Çünkü bir milletin hafızasından bir coğrafyayı çıkarırsanız, o milletin hikâyesinde büyük bir boşluk bırakırsınız. Kırım da bizim ortak hikâyemizin önemli sayfalarından biridir.

“ŞİİR MÜZEDE DURAN BİR ESER DEĞİLDİR”

Gençlerin şiirden ve klasik edebiyattan uzaklaştığı yönündeki değerlendirmeye katılmayan Abdullayeva, önce şiirin gençlere nasıl sunulduğuna bakılması gerektiğini söyledi.

Gençlerin şiire değil, samimiyetsizliğe, zorunluluğa ve hayatlarından kopuk anlatımlara uzak durduğunu belirten Abdullayeva, klasik edebiyatın yalnızca ezberlenmesi gereken metinler olmaktan çıkarılması gerektiğini ifade etti.

Şiirin gençlerin bulunduğu alanlara götürülmesi gerektiğini söyleyen Abdullayeva; dijital platformlar, kısa videolar, podcastler, genç şair buluşmaları, şiir atölyeleri ve çağdaş çeviri projelerinin önemli imkânlar sunduğunu belirtti.

Özellikle Türk dünyasının farklı coğrafyalarından gençlerin aynı projelerde buluşmasının değerli olacağını dile getiren Resmiyye Abdullayeva, "Özellikle Azerbaycan, Türkiye, Kırım, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve diğer Türk dünyası coğrafyalarından gençlerinin aynı projelerde buluşması çok değerli olur. Benim için en önemli mesele ise gençlere sadece geçmişimizi anlatmak değil, onlara kendi sözlerini söyleme imkânı vermektir. Onlar klasiklerimizi okuyacak, fakat kendi çağlarının şiirini de yazacaklar. Türk dünyasının ortak edebî mirası ancak genç kuşak onu sahiplenip yeniden yorumladığında yaşamaya devam eder." değerlendirmesinde bulundu.

Abdullayeva, şiirin geleceğine ilişkin görüşünü ise şu sözlerle dile getirdi:

Şiir müzede duran bir eser değildir. Şiir, insanın bugün söylediği ve yarın da söyleyeceği sözdür. Gençlere bunu hissettirebilirsek, şiirin geleceğinden endişe etmeye gerek kalmaz.

“YAZAR, KENDİ DÖNEMİNİN AYNASI OLMALIDIR”

Savaşlar, ekonomik krizler ve toplumsal travmaların yaşandığı dönemlerde şairin ve yazarın sorumluluğunun da önemli olduğunu belirten Abdullayeva, "Bence yazar, kendi döneminin aynası olmalıdır. Toplumu rahatsız eden, endişelendiren sorunları dile getirmeli, eserlerinde bunlara yer vermelidir. Yazar, haksızlığa ve adaletsizliğe karşı eserleriyle mücadele etmelidir. Dünyanın neresinde olursa olsun insanların hakları çiğneniyorsa, masum insanlar öldürülüyorsa, insan buna nasıl kayıtsız kalabilir?" diye konuştu.

Azerbaycan’ın aydınlarından Mirza Alekber Sabir ve Mirza Celil’i örnek gösteren Abdullayeva, bu isimlerin toplumdaki eksiklik ve kusurları eserlerinde göstererek bunların düzeltilmesini istediklerini söyledi.

Kendisinin de Suriye’den kaçan insanlar ve Türkiye’de deprem sırasında hayatını kaybedenler hakkında şiirler yazdığını belirten Abdullayeva, dünyanın neresinde olursa olsun masum insanların öldürülmesine ve soykırıma maruz kalmasına kayıtsız kalamayacağını ifade etti.

Benim için en büyük değer insandır” diyen Abdullayeva, hiç kimsenin başka bir insanı hayatından mahrum etmeye hakkı olmadığını söyledi.

TÜRK DÜNYASINA MESAJ: “GELECEĞİMİZİ BİRLİKTE KURALIM”

Azerbaycan’dan Kırım’a ve bütün Türk dünyasına bir şair olarak mesajının ne olacağı sorusunu da yanıtlayan Abdullayeva, şu sözlere yer verdi:

Ayrı coğrafyalarda yaşasak da aynı hafızanın, aynı dilin ve aynı ruhun çocuklarıyız. Azerbaycan’dan Kırım’a, Anadolu’dan Türkistan'a kadar uzanan Türk dünyasına mesajım şudur: Birbirimizi uzak görmeyelim. Sözümüzü, tarihimizi ve kültürümüzü yaşatalım ama geleceğimizi de birlikte kuralım. Çünkü bizi birleştiren yalnızca geçmişimiz değil, birlikte yazacağımız gelecektir. Şiir ise bu birliğin en saf dilidir. Bırakalım Türk dünyasının bütün yolları birbirine sevgi, kardeşlik ve umut taşısın!