Bilim kılıfı altında yağma: Butyagin Davası Kırım’daki hukuksuzluğu açığa çıkarıyor

İşgal altındaki Kırım’da izinsiz kazılar nedeniyle aranan Rusya vatandaşı Aleksandr Butyagin’in Polonya’da yakalanması, Rusya’nın kültürel miras ihlallerinin ilk kez somut bir uluslararası yargı süreciyle karşı karşıya kalabileceğine işaret ediyor.

Haber Giriş Tarihi: 14.01.2026 09:25
Haber Güncellenme Tarihi: 14.01.2026 09:25
https://www.qha.com.tr/

İşgal altındaki Kırım’da yasa dışı arkeolojik faaliyet yürüttüğü gerekçesiyle aranan Rusya vatandaşı Aleksandr Butyagin’in Varşova’da gözaltına alınması ve Ukrayna’ya olası iadesi, yalnızca bireysel bir dava değil; Rusya’nın uluslararası hukuku sistematik biçimde ihlal etmesine karşı kritik bir sınav ve emsal niteliğinde bir süreç olarak görülüyor.

Hermitaj Müzesi çalışanı Butyagin, Hollanda’dan Balkanlara seyahat ederken 11 Aralık 2025’te Varşova’dan transit geçtiği sırada Polonya İç Güvenlik Ajansı tarafından durdurularak gözaltına alındı. Ardından Polonya mahkemesi, savcılıkta ifade vermeyi reddeden bilim insanı hakkında 40 günlük tutukluluk kararı verdi. 12 Ocak'ta ise Butyagin'in tutukluluk süresi uzatıldı. Varşova Bölge Mahkemesi, iade sürecinin sağlıklı şekilde yürütülmesi için tutukluluğun gerekli olduğuna hükmetti.

Varşova Bölge Savcılığı, Butyagin’in Ukrayna’ya iadesine destek verdi. Butyagin’in Ukrayna’ya iadesinin hukuken mümkün olup olmadığı, 15 Ocak Perşembe günü yapılacak bir sonraki duruşmada ele alınacak. Mahkemenin olumlu karar vermesi halinde, nihai karar Polonya Adalet Bakanına ait olacak.

MOSKOVA’DAN VARŞOVA’YA SERT TEPKİ

Butyagin’in, işgal altındaki Kırım’da Ukrayna’nın izni olmadan yürütülen arkeolojik kazılara katıldığı gerekçesiyle Polonya’da tutuklanması Moskova’nın sert tepkisini beraberinde getirdi. Rusya Dışişleri Bakanlığı, 13 Ocak’ta Polonya’nın Moldova Büyükelçisini bakanlığa çağırarak resmî protesto notası verdi ve Butyagin’in Ukrayna’ya iade edilmesine karşı “uyarı”da bulundu. Kremlin, davayı kamuoyuna “bilimsel faaliyet nedeniyle baskı” olarak sunmaya çalışsa da, bu söylem uluslararası hukuk açısından ciddi boşluklar barındırıyor.

İŞGAL ALTINDAKİ TOPRAKLARDA UKRAYNA İZNİ OLMADAN “BİLİM” YAPILAMAZ

Rus tarafının göz ardı ettiği temel husus, Kırım’ın uluslararası hukuk açısından Ukrayna’ya ait bir bölge olduğu ve Rusya tarafından geçici olarak işgal altında tutulduğu hususu. Bu statü, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen çok sayıda kararla açık biçimde teyit edildi.

Bu çerçevede, Ukrayna makamlarının izni olmaksızın işgal altındaki Kırım’da yürütülen her türlü arkeolojik kazı ve benzeri faaliyet, uluslararası hukuk bakımından hukuka aykırı kabul ediliyor. Lahey ve Cenevre Sözleşmeleri uyarınca, işgalci devletlerin işgal altındaki topraklarda arkeolojik kazı yapması, kültürel varlıklara el koyması ya da kültürel mirasa zarar verebilecek faaliyetlerde bulunması açık şekilde yasaklanmış durumda.

RUSYA ARKEOLOJİ İLE YAĞMAYI KARIŞTIRIYOR

Moskova’nın tepkisi, klasik bir diplomatik itirazın ötesine geçiyor. Uzmanlara göre bu tutum, Polonya’ya yönelik bilinçli siyasi ve diplomatik baskı, hatta dolaylı bir gözdağı niteliği taşıyor.

Rus diplomasisi bir kez daha arkeoloji ile yağmayı, akademik çalışma ile işgal hukukunu ihlal etmeyi birbirine karıştırıyor. Özellikle konu Kırım olduğunda uluslararası hukuk, Kremlin’in söyleminde çoğu zaman “seçici” biçimde uygulanıyor.

RUSYA BUTYAGİN’İ “BASKI KURBANI” OLARAK GÖSTERMEYE ÇALIŞIYOR

Butyagin’in “bilim insanı” olarak sunulması, Rusya’nın Ukrayna’nın işgal altındaki bölgelerinde kültürel mirasa verdiği sistematik zararla yan yana konulduğunda özellikle çarpıcı bir çelişki yaratıyor. Kentlerin, müzelerin, tarihi yapıların bombalandığı; kültürel varlıkların yağmalandığı bir ortamda Moskova’nın bir anda “bilim özgürlüğü” savunuculuğuna soyunması, uluslararası kamuoyunda ikna edici bulunmuyor.

BUTYAGİN DAVASI TEKİL SORUŞTURMANIN ÖTESİNDE

Rus işgali altındaki Kırım’da yasa dışı kazı çalışmaları yürüterek Ukrayna'nın kültürel mirasına verdiği zarar nedeniyle Ukrayna tarafından aranan Aleksandr Butyagin’in davası, tekil bir ceza soruşturmasının çok ötesinde anlam taşıyor. Bu dava, Rusya vatandaşlarının işgal altındaki Ukrayna topraklarında işledikleri suçlar nedeniyle uluslararası düzeyde sorumluluk altına alınabileceğini gösterme potansiyeline sahip.

Özellikle kültürel mirasın korunması alanında oluşabilecek bir emsal, gelecekte benzer vakaların yargı önüne taşınmasının da önünü açabilir.

RUSYA HUKUKİ EMSALDEN KORKUYOR

Rusya’nın Polonya üzerindeki baskısı, bir güç gösterisinden çok, hukuki bir emsalden duyulan korkunun işareti olarak değerlendiriliyor. Yıllarca “Kırım bizim” diye tekrarlansa bile, belgelerin, anlaşmaların ve uluslararası hukukun başka bir şeyi hatırladığını gösteren bir emsal. Çünkü uluslararası hukuk, propaganda ile ortadan kalkmaz. İmzalar silinmez, sözleşmeler geçerliliğini yitirmez, sorumluluklar da televizyon anlatılarıyla yok olmaz.