Bülent Tanatar: Çelebicihan’ın manevî mirası noktalanmış değil

Emel Dergisi Editörü Bülent Tanatar, Kırım Tatarlarının "Antlı Şehidi" Numan Çelebicihan hakkında QHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

Haber Giriş Tarihi: 23.02.2026 10:20
Haber Güncellenme Tarihi: 23.02.2026 10:20
https://www.qha.com.tr/

Kırım millî davasının Türk ve dünya kamuoyundaki sesi olan Emel Dergisi Editörü Bülent Tanatar, 23 Şubat 1918 tarihinde Bolşevikler tarafından şehit edilen, Kırım Tatarlarının unutulmaz lideri ve Antlı Şehidi Numan Çelebicihan üzerine, şehadetinin 108. yıl dönümünde Kırım Haber Ajansına (QHA) önemli değerlendirmelerde bulundu.

I. DÜNYA SAVAŞI VE RUSYA, ÇELEBİCİHAN’I NASIL ETKİLEDİ?

Savaşların savaşan taraflar üzerinde doğrudan yıkıcı etkisi, ülkeler üzerinde ise dolaylı sonuçları olduğunu belirten Tanatar, bununla birlikte, savaşların yönetimle halk arasındaki bağı yıpratıp sosyal dokuyu zedelediğini dile getirdi.

"Rusya örneğinde 1904-1905 Rus-Japon Savaşı’nın yüzyılların Çarlık rejiminin sacayaklarını nasıl sarstığını, hayal sanılan değişikliklerin nasıl birden gündeme oturduğunu hatırlayanlar için Avrupa çapında başlayan bu büyük kapışmanın, Büyük Savaş’ın eninde sonunda önemli dönüşümler getireceğini öngörmek sürpriz olmasa gerek." ifadelerini kullanan Tanatar, Birinci Dünya Savaşı’nın ve Rusya’nın bu savaşa katılmasının Çelebicihan üzerindeki etkisine de dikkat çekerek "Böyle bir gelişmeyi düşünmek ve buna elden geldiğince hazırlanmak, son 10 yıl içinde yükseliş ve düşüş evreleriyle birçok çalkantılı olaylar silsilesine tanıklık etmiş Çelebicihan gibi idealist gençler bakımından doğal bir sonuçtu. Şüphesiz, açık seçik bir yol programları yoktu belki ama saptadıkları hedefleri gerçekleştirebilecekleri ortam doğarsa az çok ne yapacaklarını biliyorlardı." dedi.

ÇELEBİCİHAN’IN DÜŞÜNCE DÜNYASI NASIL ŞEKİLLENDİ?

Çelebicihan’ın düşünce dünyasını eksiksiz bir şekilde kurgulamanın yeterince bilgi ve belge bulunmaması sebebiyle zor olduğuna vurgu yapan Tanatar, bu noktada en çok, Kırım Tatar millî mücadelesinin öncü isimlerinden Cafer Seydahmet Kırımer’in hepsi aradan uzun yıllar geçtikten sonra yayımlanan hatıraları ile Çelebicihan’ı tanımış olan Şefika Gaspıralı, Şevki Bektöre, Halil Beşev, Aziz Bozgöz gibi birkaç tanınmış simanın, Çelebicihan hakkındaki tanıklıklarının az da olsa yol gösterici olduğunu kaydetti. “Çelebicihan, her ne kadar yarı asil, yarı din adamı zümresi olan Çelebilere mensup bir ailede doğmuş da olsa aile, her türlü ayrıcalıklarını yitirmiş bir konumdaydı. Bu bakımdan okumanın yüce bir değer sayılmasını bir tarafa bırakırsak önünde açılan hayat, sıradan halk tabakasının çocuğununkinden farksızdı denebilir. Az sayıdaki edebî çalışmalarında olsun, kaydı bilinen nutuklarında olsun, lirik ve idilik tonlar kullanmıştır. İnançlı bir insandı ve millî duyguyu çok derinden yaşıyordu.” ifadelerini kullanan Tanatar, Kırımer’in “Antlı Kurban” eserinde Çelebicihan’ı, Türk dünyasında millî uyanışın büyük öncüsü olan İsmail Bey Gaspıralı ve Kırım Tatar halkının özgürlük ve millî uyanış mücadelesinin öncülerinden Abdürreşîd Mehdî ile aynı mertebeye koyduğunu hatırlatarak “O (Kırımer), Kırım Tatar uyanış devrinin üç baş aktörünü şöyle tarif eder: ‘Gaspıralı İsmail Bey’le ilim yolu; Abdürreşîd Mehdî ile hak savaşı; Çelebicihan ile de istiklâl davası canlandı.’” şeklinde konuştu. Tanatar ayrıca, gizli Vatan Cemiyeti’nin kurulmasından başlayarak Kırım Halk Cumhuriyeti’nin hayata geçirilmesine kadar giden süreçte, Çelebicihan’ın bir politolog olmaktan çok siyaset pratisyeni özelliği ile öne çıkan bir lider olduğunu dile getirdi.

“ÇELEBİCİHAN, DİĞERLERİNİN ETRAFINDA KÜMELENDİĞİ BİR YILDIZ GİBİYDİ”

“Çelebicihan, doğuştan gelen lider özellikleriyle bulunduğu ortamlarda hemen sivrilen, diğerlerinin etrafında kümelendiği bir yıldız gibiydi.” şeklinde konuşan Tanatar, 1917 yılının baharında, bilinçli ömrünün büyük kısmında Kırım dışında bulunmuş olan Çelebicihan’ın, gıyabında Kırım Müslümanları İcra Komitesi reisi seçilmesine dikkat çekti. Bu durumu, Çelebicihan’ın hitap ettiği çevrede kısa bir zaman zarfında kazandığı nüfuzun en büyük delili olarak değerlendiren Tanatar, “İcra Komitesi’nin ve Kurultay hükûmetinin aldığı kararlarla uygulamaya soktuğu tedbirlerin çoğunun, Gaspıralı’dan Mehdî’ye dek Kırım Tatar uyanış devrinin muhtelif etaplarında billurlaşan kaidelere dayandığı aşikâr olsa da bunların derli toplu biçimde ve mutlak kitle desteğiyle ete kemiğe bürünmesi, onun liderliği altındaki millî harekete nasip olmuştur. Bu nedenle rolü, onsuz olmaz ve tartışılmazdır.” dedi. Tanatar, öte yandan, bu dönemin ruhunu kavramak adına başvurulacak en yetkin etüdün, aradan 35 yıla yakın zaman geçmiş olmakla beraber, hâlâ aşılamamış olarak değerlendirdiği, Prof. Dr. Hakan Kırımlı’nın “Kırım Tatarlarında Millî Kimlik ve Millî Hareketler” adlı çalışması olduğunu vurguladı.

Tanatar, son olarak Çelebicihan’ın manevi mirası üzerine şu ifadelere yer verdi:

Nariman Abdülvaap; Emel, no. 262-263’de yayımlanan ‘Çelebicihannıñ Maneviy ve Siyasiy Mirası' yazısında, onun başını çektiği 1917’deki eylemlerin Kırım Muhtar Cumhuriyeti dönemindeki irili ufaklı kazançlar doğurduğunu söylerken çok haklı ama bu tespit, bence eksik. Çelebicihan’ın manevî mirası noktalanmış değil, bugün de Kırım Tatar hürriyet ve bağımsızlık idealini temsil eden düşünce, onun kahpece dökülen helal kanıyla yıkanmıştır.