
Çin işgali altındaki Doğu Türkistan’ın özgürlük mücadelesinin önemli isimlerinden, usta halk ozanı Küreş Küsen’in eşi Bahtinur Hanım; Küsen’in mücadelesini, şarkılarını, eserlerini ve sürgündeki hayatını Kırım Haber Ajansına (QHA) anlattı.
Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’de üniversitede öğretim görevlisi olarak uzun yıllar çalıştığını ancak vatanından ayrılıp İsveç’e yerleştiğinde sürgünde olan Küreş Küsen ile tanıştığını belirten Bahtinur Hanım, “Küreş ile 2004 yılında evlendik. O, benim gelmemden birkaç yıl önce İsveç’e yerleşmiş, 1999’da sığınma hakkı almıştı. Ben buraya geldiğimde ise benim en büyük dayanağım oldu. Yeni bir ülkeye uyum sağlama sürecinde birbirimize omuz verdik. Dil öğrenmenin zorluklarıyla, yabancı bir kültürü anlamaya çalışmanın ağırlığıyla ve geride bıraktığımız Doğu Türkistan’a ve ailelerimize duyduğumuz derin hasretle mücadele ettik.” dedi.
Küreş’in sürgünde müzik öğretmeni olarak çalışmaya başladığını aktaran Bahtinur Hanım, birlikte çok az zaman geçirebildiklerini Küsen’in evliliklerinden 2 yıl sonra ani bir kalp krizi nedeniyle vefat ettiğini belirtti.
“BİNDEN FAZLA KONSER VERDİ”
“O, bir vizyoner ve halkın gerçek sesiydi.” diyen Bahtinur Hanım, Küsen’in 1987 ile 1992 yılları arasında kurduğu müzik grubuyla Doğu Türkistan’ın dört bir yanında 5 milyondan fazla insana ulaştığı, binden fazla konser verdiğini 11 büyük müzik ödülü kazandığını ifade etti.
Hasret ve Eçiniş (Üzüntü) gibi kasetlerinin dönemin en çok dinlenen eserleri arasında yer aldığına dikkati çeken Bahtinur Hanım, “O bir müzisyendi, güçlü bir besteciydi, derinlikli bir şairdi ve adanmış bir öğretmendi. Ancak her şeyden önce, sarsılmaz bir adalet duygusuna sahipti ve hayatını insan hakları mücadelesine adamıştı. Vefatının 20. Yılında onun kim olduğunu, hangi değerler uğruna mücadele ettiğini anlatmalıyız.” diye konuştu.
“VATANINDAN AYRILMAK ZORUNDA KALDI”
“Yurdunu Satma” gibi şarkıları nedeniyle Çin rejiminin hedefi hâline geldiğini ancak onun susmayı asla kabul etmediğini vurgulayan Bahtinur Hanım, Küsen’in 1993 yılında şarkıları nedeniyle tutuklanacağını öğrendiği bu nedenle vatanını terk etmek zorunda kalarak Avrupa’ya göç ettiğini aktardı.
Bahtinur Hanım, Küsen’in vatan hasretinin hiç bitmediğini, 1997 yılında 10 bin kasetten oluşan müzik arşiviyle Kırgızistan’a gittiğini ve bunları Doğu Türkistan’a ulaştırarak halkına umut olmayı amaçladığını ancak tutuklanarak 9 ay boyunca ağır şartlar altında hapis yattığını kaydetti.
“YOLCULUĞUM ENGELLERLE DOLUYDU”
Avrupa’ya olan yolculuklarının da oldukça zorlu geçtiğini belirten Bahtinur Hanım, şu ifadeleri kullandı:
Benim yolculuğum ise bekleyiş, kaygı ve bürokratik engellerle doluydu. Onunla bağlantılı olmam nedeniyle pasaport almak bile başlı başına bir sınavdı; bir yıl boyunca büyük bir stres altında beklemek zorunda kaldım. Avrupa’ya ulaşabilmek için sıkı kontrolleri, uzun süreçleri ve yorucu engelleri aşmam gerekti. Ama sonunda eşime kavuşacak olmak, özgürce konuşabileceğimiz bir hayata ulaşma umudu, tüm zorlukları anlamlı kıldı.
Küsen’in sanat mirasının genç nesiller için güçlü bir ilham kaynağı olduğunu söyleyen Bahtinur Hanım, “Kültürümüz bizim en güçlü silahımızdır. Onun şarkıları yaşadığı sürece Doğu Türkistan’ın ruhu yok edilemez.” dedi.
“MÜCADELENİZDE YALNIZ DEĞİLSİNİZ”
Kırım Tatarlarına bir mesaj ileten Bahtinur Hanım, Kırım Tatarlarının özgürlük ve bağımsızlık mücadelesine olan tutkusuyla Uygurlara benzediğini hem Kırım Tatarlarının hem de Uygurların sürgüne, işgale ve asimilasyon politikalarına rağmen mücadeleden bir an bile geri durmadıklarını ifade etti.
Küsen’in “adalet uğruna mücadele eden Türk halkları arasındaki bağın kutsal olduğuna” inandığını belirten Bahtinur Hanım, Kırım Tatarlarının dilini, tarihini, geleneklerini korumaktan bir an bile olsa vazgeçmemesi gerektiğini belirterek, “Diktatörlükler geçicidir; ancak özgürlük arzusuyla yaşayan halkların ruhu ebedidir. Dimdik durun, umudunuzu kaybetmeyin ve bu mücadelede asla yalnız olmadığınızı unutmayın.” şeklinde konuştu.