DEB Başkanı Çiğdem Asafoğlu: Müftünün Yunanca dua etmesi kabul edilemez!

DEB Başkanı Çiğdem Asafoğlu, Yunanistan’ın Dimetoka’ya müftü atamasına ilişkin QHA'ya yaptığı açıklamada, kararın Batı Trakya Türk azınlığının dinî ve kültürel hassasiyetlerini yok saydığını söyledi.

Haber Giriş Tarihi: 18.01.2026 18:14
Haber Güncellenme Tarihi: 18.01.2026 18:14
https://www.qha.com.tr/

Dostluk, Eşitlik ve Barış Partisi (DEB) Başkanı Çiğdem Asafoğlu, Yunanistan’ın Dimetoka’ya Emir Şerif’i müftü olarak atama kararına ilişkin Kırım Haber Ajansına (QHA) açıklamalarda bulundu. Asafoğlu, söz konusu atamanın Batı Trakya Türk azınlığı arasında büyük tepkiye yol açtığını belirterek, bu kararın azınlığın dinî ve kültürel hassasiyetlerini yok saydığını ifade etti.

Yunanistan’ın Dimetoka’ya Emir Şerif’i müftü olarak atama kararına Batı Trakyalı Türklerin haklı olarak büyük bir tepki gösterdiğini belirten Asafoğlu, bunun nedeninin Yunanistan hükûmetinin azınlıkları sürece dâhil etmeyerek tek taraflı bir karar almış olması olduğunu söyledi. Sürecin “süslü sözlerle pazarlanmaya çalışıldığını” ifade eden Asafoğlu, bunun sonuçsuz kalacağını vurguladı. Asafoğlu, “Allanıp pullanıp süslü sözlerle alıcısı aranan bu süreç beyhude bir süreçtir. İnadında direnen devlet şunu artık anlamalıdır ki, müftülük sorununa yönelik samimi ve kapsayıcı bir yaklaşım sergilenmediği sürece atılan her adım boştur.” dedi.

Yunanistan’ın atamaya meşruiyet kazandırma çabalarını da eleştiren Asafoğlu, “Birkaç menfaatperesti masa etrafında toplayarak bu atamaya meşruiyet kazandırılamaz. Meseleyi ‘Ben Yaptım Oldu’ anlayışıyla sunmak, her şeyden önce 1913 Atina Antlaşması’nı ve Lozan Barış Antlaşması’nı tanımamak anlamına gelir.” ifadelerini kullandı.

MÜFTÜ, YUNANCA DUA EDEREK AZINLIĞIN DİNÎ VE KÜLTÜREL HASSASİYETLERİNDEN UZAK OLDUĞUNU GÖSTERMİŞTİR!

Asafoğlu ayrıca, hükûmetin Dimetoka’ya atadığı müftünün Atina’da düzenlenen törende yemin ederek göreve başlamasının azınlık tarafından kabul edilebilir bir tarafı olmadığını da söyledi. Aynı zamanda atama için azınlığın fikrinin alınmaması ve azınlık tarafından kabul görmeyen birinin dayatılarak müftü yapılmasının Türk azınlık için yok hükmünde olduğunu ifade etti.

Asafoğlu, Dimetoka’da daha önce de azınlık için tayin edilmiş bir müftü naibi bulunduğunu, şimdi ise tayinli bir müftünün atanmasının fiiliyatta hiçbir şeyi değiştirmediğini söyledi. Müftünün Yunanca dua etmesinin, azınlığın dinî ve kültürel hassasiyetlerinden ne kadar uzak bir anlayışa sahip olunduğunu açıkça gösterdiğini belirten Asafoğlu, Batı Trakya Türk azınlığının böyle bir müftüyle yol yürümeyeceğini vurguladı.

UYGULAMA “MODERN VE ŞEFFAF DEĞİL”, “DAYATMACI VE GÜVEN ZEDELEYİCİ”

Yunan Bakan Zaharaki’nin müftü ataması ile ilgili “modern ve şeffaf” bir uygulamayı hayata geçirdiklerine dair ifadelerinin azınlık tarafından “dayatmacı ve güven zedeleyici” olarak okunduğunu ifade eden Asafoğlu, Hem bakanın hem de hükümetin seçenleri de seçileni de biz belirleriz mantığı içinde ne bir modernlik vardır ne de bir şeffaflık. Bizim kültürümüzde bu yaklaşıma zorbalık deniyor.” dedi.

Ayrıca Asafoğlu, azınlığın artık eskisi gibi olmadığını, artık tarihlerini ve yasaları bildiğini, dünyadaki gelişmeleri takip edip, siyasi analizler yaptığını belirtti. Gençlerin büyük bir kısmının birden fazla yabancı dil bildiğini ve sorgulayarak cevaplar aradığını dile getiren Asafoğlu, gençlerin demokrasi ve hukukun öngördüğü haklar çerçevesinde kendilerine sunulan uygulamalarda hakkaniyet aradığını söyledi. Asafoğlu, “Aklımızla alay edildiğinde haklı olarak büyük tepki veriyoruz” ifadelerini kullanarak, artık her hükümetin bunu anlaması ve diyalog kapılarını sonuna kadar açması gerektiğini vurguladı.

YUNANİSTAN 1923’TE BATI TRAKYA TÜRK AZINLIĞINI EMANET ALMIŞTIR

Yunanistan’ın açıklamalarında özellikle “Türk” ibaresini kullanmamasına ilişkin soruyu da yanıtlayan Asafoğlu, bunun Atina için hassas bir konu olduğunu söyledi. Yunanistan’ın 1923’te azınlığı emanet aldığını hatırlatan Asafoğlu, “1983 yılına kadar ‘Türk’ demekte bir beis görmüyorlardı. Ancak bu tarihten sonra bir dönüş yaşandı ve inkâr politikaları devreye sokuldu.” ifadelerini kullandı.

Yunanistan’ın Batı Trakya Türklerinin anavatanla olan bağını koparmak için bu tutumunun bilinçli olduğunu vurgulayan Asafoğlu, bunun beyhude olduğunu sözlerine ekledi. Dünyada herkesin millî bir kimliğinin olduğunu, bu durumun vatandaşlık bağı ile başka bir ülkeye bağlanmaya engel olmadığını vurgulayarak bu durumun vatandaşı olunan ülkenin vatan olarak bellenmesine engel olmadığını sözlerine ekledi. Asafoğlu, azınlığın kimliğinin yok sayılması hâlinde ise bunlara engel olunacağının altını çizdi ve bu yanlıştan ivedilikle dönülmesi gerektiğini belirterek, “İnsanların bu ülkeye aidiyet duymalarının önündeki bu inkâr politikaları terk edilmelidir” dedi.

BATI TRAKYA TÜRK AZINLIĞININ HÜR İRADESİYLE SEÇTİĞİ MÜFTÜLER İVEDİLİKLE TANINMALIDIR!

DEB Başkanı Asafoğlu, Batı Trakya Türk Azınlığının, müftülerin devlet tarafından atanmasını kesin bir dille reddettiğinin üzerinde durarak, müftülerin yalnızca azınlığını hür iradesi ile seçilmesi gerektiğinin, tek taraflı atamaların dinî özgürlüklerle, demokratik ilkelerle ve Lozan Antlaşmasının ruhu ile bağdaşmadığının altını çizdi. Sözlerine “Bu sebeple bu adım tarihi bir adım olmadığı gibi talihsiz bir adımdır. Devletimiz, Müftülük sorununu samimi, gerçek ve yapıcı bir diyalog zemini üzerinden değerlendirmeli, bu konuda Azınlığın iradesine saygı göstermeli ve beklentilerini karşılamalıdır” diyerek devam eden Asafoğlu, Müftü tayinini meşru olmayan bir adım olarak değerlendirdi ve demokrasi ve insan hakları açısından utanç verici bulduğunu ekleyerek Türk Azınlığın hür iradesiyle seçtiği Müftülerin ivedilikle tanınması gerektiğinin altını bir kez daha çizdi.