
Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in, Türk Devletleri Teşkilatının (TDT) Ankara’da gerçekleştirilen 13. Zirvesi’nde Rusya’nın gözlemci üyeliği için yaptığı çıkış, Kırım Tatarları başta olmak üzere Türk halkları arasında tepkiyle karşılandı.
Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri ve Kırım Derneği Genel Başkan Vekili Av. Namık Kemal Bayar, Kırım Haber Ajansına (QHA) verdiği röportajda, Rusya’nın gözlemci üyeliği önerisini ve bağımsız devleti olmayan Türk halklarının teşkilatta temsiline ilişkin beklentilerini değerlendirdi.
“RUSYA, BM ŞARTI’NA UYMUYOR”
Tokayev’in Rusya’nın TDT’nin gözlemci üyesi olması yönündeki çıkışının, teşkilatın kuruluş ilkeleri üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Bayar, Teşkilatın üyeliğe ilişkin Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’na uygun hareket etme ilkesine dikkat çekti. Bayar, “Rusya Federasyonu, Birleşmiş Milletler Şartı’na uygun hareket eden bir devlet midir?” sorusunu yönelterek Rusya’nın eylemlerinin bu ilkeyle hiçbir şekilde bağdaşmadığını vurguladı.
Rusya’nın Gürcistan’a saldırısını, Çeçenistan’da uyguladığı şiddeti, Kırım’ın işgalini ve Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşı hatırlatan Bayar, Moskova’nın uluslararası sözleşmeleri yok sayan bir devlet olduğunu ifade etti. Rusya’nın yalnızca komşu ülkelerde değil, farklı coğrafyalarda da uluslararası hukuka aykırı faaliyetlerde bulunduğunu aktaran Bayar, Afrika’daki faaliyetlerini örnek verdi.
Rusya’nın insan haklarına ilişkin uluslararası mekanizmalardan uzaklaşmasına da işaret eden Bayar, “İnsan hakları konusunda da Rusya’nın sicili oldukça kabarık. Kırım Tatarları olarak bunu zaten biz 250 yıldır biliyoruz ve yaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.
RUSYA’NIN TDT’DE YERİ YOK
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov’un, Rusya’da Türk halklarının yaşadığı bölgeler bulunmasını gözlemci üyelik önerisine gerekçe göstermesini de değerlendiren Bayar, Rusya’nın bu halkların dil ve kültürlerine yönelik asimilasyon politikalarına dikkat çekti.
Rusya’da ana dilde eğitim haklarının kısıtlandığını ve derslerin seçmeli hâle getirildiğini belirten Bayar, ülkedeki asimilasyon politikaları sürerken Rusya’da yaşayan Türk halklarının varlığının TDT’ye katılım gerekçesi olarak sunulmasına karşı çıktı.
Bayar, “Böyle bir devletin, böyle bir anlayışın Birleşmiş Milletler Şartı’nı birinci şart olarak kabul eden Türk Devletleri Teşkilatında ne işi var? Tokayev ve onun bu fikrini destekleyenler önce kendisine bunu sorsun.” diyerek öneriyi sert bir dille eleştirdi.
Bayar, imzaladığı uluslararası sözleşmelere de uymayan Rusya’nın, TDT çerçevesinde vereceği olası taahhütlerin güvenilirliğinin de ayrıca sorgulanması gerektiğini vurguladı.
RUSYA’NIN TÜRK HALKLARINA YÖNELİK DÜŞMANCA EYLEMLERİ
Tokayev’in önerisini “demagoji” olarak nitelendiren Bayar, Rusya’nın Teşkilata dâhil edilmesinin TDT’nin geleceğini olumsuz etkileyeceğini belirtti.
Rusya’nın geçmişte ve bugün Türk halklarına karşı uyguladığı katliamlar, asimilasyon politikaları ve kültürel baskılarla yüzleşmesi gerektiğini belirten Bayar, bugün Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan milyonlarca Kırım Tatarı, Kazan Tatarı ve Kafkasyalı göçmenin atalarının yurtlarından koparılmasını da hatırlattı. Rusya’nın önce bu politikaların ve gasp ettiği toprakların hesabını vermesi gerektiğini vurguladı.
“TÜRKİYE, TÜRK DÜNYASININ YILDIZI”
TDT Zirvesi’ne ilişkin yaptığı genel değerlendirmede ise Bayar, bağımsız Türk devletlerinin ortak bir teşkilat altında buluşmasının kendileri için mutluluk ve gurur kaynağı olduğunu söyledi.
Türkiye’yi Türk dünyasının “yıldızı” olarak gördüklerini belirten Bayar, “Türkiye parladıkça Türk dünyasına umut ışığı vermeye devam ediyor.” dedi. Türk devletlerinin bir araya gelmesinin Kırım Tatarlarının ve Türk dünyasının büyük fikir adamı İsmail Bey Gaspıralı’nın hayali ve hedefi olduğunu vurgulayan Bayar, TDT’nin Gaspıralı’nın ortaya koyduğu ideali şiar olarak benimsenmesinin önemine dikkat çekti.
“DEVLETSİZ TÜRK HALKLARI İÇİN TDT’DE PLATFORM KURULMALI”
Bununla birlikte, bağımsız devleti olmayan Türk halklarının da TDT’den beklentileri bulunduğunu ifade eden Bayar; Kırım, Batı Trakya, Balkanlar, Türkmeneli, Kerkük, Musul, Güney Azerbaycan, Doğu Türkistan, Kazan ve Başkurdistan’ı hatırlattı.
Söz konusu Türk halklarının taleplerinin bağımsız devletler gibi üyelik olmadığını aktaran Bayar, yapı bünyesinde kendilerini ifade edebilecekleri bir platformun kurulmasının önemine işaret ederek şu ifadeleri kullandı:
Bizim beklentimiz bizlerin buraya bir bağımsız devletmişiz gibi üye yapılması değil. Bizim beklentimiz bu yapı içinde bizlerin de talepleri, ihtiyaçları, bizlere karşı yapılmış olan insan hakları ihlalleri, bizlere karşı işlenmiş olan asimilasyon suçları, soykırım suçlarını dile getirip kendimizi anlatabileceğimiz bu yapı içinde bir platform olması.
Bağımsız devletlerden oluşan uluslararası yapılarda farklı halkların sorunlarını dile getirebilecekleri çalışma mekanizmaları kurulabildiğine belirten Bayar, TDT bünyesinde de benzer bir imkân sağlanmasını istedi.
Bayar, “Bizlerin orada bir platformda bir araya gelebilmesini sağlayacak tedbirler ve bir yapı istiyoruz. Talebimiz bu, bundan ibaret.” ifadelerini kullandı.
Devlet başkanları, başbakanlar, bakanlar ve bürokratlar karşısında sorunlarını doğrudan anlatabilecekleri bir yapının oldukça önemli olacağını vurgulayan Bayar, bunun hem temsil edilmeyen halklar hem de kardeş topluluklarının sorunlarına sahip çıkması gereken Türk devletleri için değer taşıyacağını belirtti.
“BİZİM İÇİN KIRIM HER ZAMAN BİRİNCİ PLANDA”
Bayar, 31 Ekim tarihinde Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında İstanbul’da gerçekleştirilen görüşmeyi de değerlendiren Bayar, basın toplantısında daha öncekilerin aksine Kırım’a özel bir başlık açılmamasına ilişkin soruyu da yanıtladı.
Görüşmede Kırım’ın ve yarımadadaki insan hakları ihlallerinin ele alınıp alınmadığını bilmediklerini belirten Bayar, her iki liderin de Kırım ve Kırım Tatarlarının haklarına ilişkin hassasiyetlerini farklı vesilelerle dile getirdiğini hatırlattı.
“HALKIMIZIN HAKLARINI SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Kırım meselesinin arka plana itilmiş olabileceğine yönelik endişeye karşın ise Kırım Tatarlarının şartlar ne olursa olsun kendi haklarını savunmayı sürdüreceğini vurgulayan Bayar, “Bizim Kırım’ı arka plana itmek gibi bir lüksümüz ve şansımız yok. Bizim için Kırım her zaman birinci planda.” dedi.
Bayar, Kırım Tatarlarının mücadelesinin başka devletlerin tutumuna bağlı olmadığını da şu sözlerle ifade etti:
Yarın öbür gün Ukrayna da vazgeçse, Türkiye de vazgeçse kimse kusura bakmasın, biz Rusya’ya karşı halkımızın haklarını savunmaya devam edeceğiz. Biz kendi gündemimizi oluşturmaya devam edeceğiz.