
“QONYR” adlı geleneksel müzik enstrümanları yapan bilimsel araştırma atölyesinin kurucusu ve dombra yapımı başta olmak üzere Kazak halkının geleneksel müzik enstrümanları üzerine çalışan bir usta olan Babır Argın Meyramulı; ustalık yolculuğu, dombra yapımının incelikleri, geleneksel dombra ile modern dönemde yapılan dombra arasındaki yapı ve ses farklılıklarını Kırım Haber Ajansına (QHA) anlattı.
“DOMBRA YAPMAK, KAZAK HALKININ ESKİ USTALIK GELENEĞİNİ YENİDEN DİRİLTME YOLUDUR”
Kazak dombrasının kadim “koyu (qоңır)” sesini yeniden canlandırmak, doğal tel yapım geleneğini yeniden hayata döndürmek ve farklı bölgelerde oluşmuş dombra modellerini tekrar kullanıma kazandırmanın temel amacı olduğunu dile getiren Meyramulı, “Dombra yapımına gelişim tesadüf değildi. Çocukluğumdan beri Kazak geleneksel koyu sesine ve dombranın doğal tınısına özel bir ilgim vardı.” dedi.
Meyramulı, zamanla bugünün dombralarının çoğunda eski yumuşak, doğal ve koyu tınıların azaldığını fark ettiğini belirterek enstürmanın iç ses yapısı ile de ilgilendirmeye başladığını kaydetti. Kendisine dombra yapımını tamamen öğreten ve usta olmasına büyük katkı sağlayan hocasının Musaev Sultan Jakşılıkulı olduğunu kaydeden Meyramulı, eski ustaların tecrübelerinden de istifade ettiğini dile getirdi.
Dombranın yapısını oluşturan ağaç, gövde, tel ve ses gibi unsurların yanı sıra ağaç seçimi, gövde yapımı, kapak inceltme, tel takma ve sesi dinleme becerilerinin de deneyimle geldiğini belirten dombra ustası, “Benim için dombra yapmak sadece ahşaptan bir enstrüman üretmek değildir. Bu, Kazak halkının ses hafızasını, koyu tınısını ve eski ustalık geleneğini yeniden diriltme yoludur.” ifadelerini kullandı.
AĞAÇ, HER BİR DOMBRANIN KENDİNE ÖZGÜ KARAKTERİNİ VE RUHUNU BELİRLİYOR
Dombranın sesi, ağırlığı, sesin açıklığı, yumuşaklığı, sürdürülebilirliği ve koyuluğunun büyük ölçüde ağacın doğasına bağlı olduğunu kaydeden Meyramulı, şu değerlendirmeleri yaptı:
Ben genellikle gövde için akçaağaç, huş, çam, ceviz ve benzeri ağaçları kullanıyorum. Her ağacın kendi karakteri vardır. Örneğin huş ağacı dengeli, net ve sıcak bir ses verir. Akçaağaç sesi daha parlak ve açık çıkarabilir. Ceviz ağacında yumuşaklık ve derinlik baskındır. Çam ise eski enstrümanlarda daha çok kullanılan, köklü bir tınıya sahiptir. Kapak için ise çoğunlukla ladin veya çam gibi hafif ve rezonansı yüksek ağaçlar seçilir, çünkü sesin ana çıkışı kapaktan olur. Her ağacın sesi gerçekten farklıdır. Bir ağaç sesi sert ve net çıkarırken, diğeri yumuşak ve derin bir tını verir. Bu yüzden usta ağacı sadece güzelliğine göre değil, sese verdiği karaktere göre seçmelidir.
Dombra yapımında ise en önemli şeylerden birinin ayrıca ağacın kuruluğu, yıllık halkalarının yönü, yoğunluğu ve rezonans özelliği de olduğunu beyan eden Meyramulı, “İyi bir ağaç yanlış işlenirse iyi ses vermeyebilir. Basit bir ağaç ise doğru işlendiğinde çok etkileyici bir ses çıkarabilir.” dedi.
“BENİM ÇALIŞMAM, GELENEKSEL SES KARAKTERİNİ MODERN İCRA ORTAMINA YENİDEN KAZANDIRMAKTIR”
Bununla birlikte geleneksel dombra ile modern dombra arasındaki önemli farklara değinen dombra ustası, eski dombraların genellikle doğal ortama, icra geleneğine ve bölgesel okullara göre yapıldığını ve gövdesi, sapı, kapağı, eşiği ve telinin belirli bir ses hedefi için şekillendirildiğini kaydetti.
Modern dombralarda ise standartlaşmanın olduğunu belirten Meyramulı, modern dombraların sahneye, orkestraya ve eğitim sistemine uyum için ölçülerinin ve ses yapısının belirli kalıplara oturtulduğunu dile getirerek “Bu bir açıdan gerekli olsa da bölgesel karakterlerin ve eski tınıların kaybolmasına yol açmıştır.” dedi.
Öte yandan Meyramulı, ses açısından geleneksel dombralarda daha yumuşak, doğal ve insan sesine yakın bir tını olduğunu belirterek “Özellikle doğal tel kullanılan enstrümanlarda ses bağırmaz, daha sakin ve sıcak bir şekilde duyulur. Modern dombralarda genellikle naylon veya sentetik teller kullanılır. Bu teller sesi daha yüksek ve parlak yapar ancak bu parlaklık bazen eski koyu tınıyı azaltabilir. Benim çalışmam bu iki yaklaşımı karşı karşıya koymak değil, geleneksel ses karakterini modern icra ortamına yeniden kazandırmaktır.” dedi.
DOMBRANIN NADİR USTALIK TEKNİKLERİNDEN DOĞAL TEL YAPIMI
İşinin en önemli alanlarından biri koyun ve keçi bağırsaklarından doğal müzik teli yapmak olduğunu kaydeden Meyramulı, bunun bugün çok az denk gelinen eski ustalık tekniklerinden biri olduğunu belirtti.
Dombra ustası, eskiden Kazak dombra, şerter ve yediğen gibi enstrümanlarda hayvan bağırsaklarından yapılan tellerin kullanıldığını da hatırlatarak “Bu yöntemi öğrenmem uzun araştırmalarla oldu. Ustalardan sordum, eski kaynakları inceledim, deneyler yaptım. Doğal tel yapmak kolay değildir. Her aşamasında temizlik, hassasiyet ve sabır gerekir.” şeklinde konuştu.
Doğal telin yapım aşamasında önce ham maddenin seçildiğini, daha sonra bağırsağın dikkatle temizlenip işlendiğini, fazlalık katmanların alındığını, gerekli liflerin korunduğunu, ardından belirli kalınlıkta bükülüp sarıldığını, daha sonrasında ise kurutma, gerginlik testi ve ses kontrolünün yapıldığını belirten Meyramulı, “Kalite; temizliğe, düzgün sarıma, dengeli kurutmaya ve enstrümana doğru şekilde takılmasına bağlıdır. Aceleye yer yoktur, her tel ayrı ayrı kontrol edilmelidir.” dedi.
“EN İNCE SIRLAR AĞACIN ‘NEFESİNDE’ GİZLİDİR”
Doğal tellerin ses özelliklerinin bugün kullanılan naylon tellerden oldukça farklı olduğunu belirten Meyramulı, doğal tellerin en büyük farkının daha yumuşak, sıcak, koyu ve doğal bir tını vermesi olduğunu kaydederek “Doğal tel sesi bağırmaz, iç derinliği ortaya çıkarır.” dedi.
Bununla birlikte Meyramulı, naylon telin daha güçlü ve stabil ses verebilmesine ve sahnede daha net duyulmasına rağmen bazen yapay ve tekdüze bir tını oluşturabileceğini de dile getirerek “Doğal tel ise daha canlıdır, icracının parmaklarına duyarlıdır. Doğal tel, dombranın koyu sesini daha iyi açar. İçinde doğal bir nefes vardır. Bu yüzden insan sesine ve doğaya daha yakındır. Benim için en önemli yönü tarihsel gerçeğe yakın olmasıdır. Eğer eski dombra sesini anlamak istiyorsak sadece şekline değil, teline de bakmalıyız.” ifadelerini kullandı.
Öte yandan dombra ustası, ustalık yolculuğunda karşılaştığı en büyük zorluğun doğru sesi bulmak olduğunu kaydederek “Bazen en güzel görünen enstrüman iyi ses vermez, bazen sade görünen enstrüman çok derin ses çıkarır. En ince sırlar kapakta, gövde kalınlığında, eşik yerinde, tel gerginliğinde ve ağacın ‘nefesinde’ gizlidir. Kapak çok kalınsa ses boğulur, çok inceyse zayıf olur; eşik yanlış yerdeyse ses açılmaz. Ayrıca usta sadece eliyle değil, kulağıyla da çalışmalıdır.” değerlendirmesini yaptı.
“HER AĞACIN KARAKTERİ VARDIR, USTA BUNU HİSSETMELİDİR”
Dombra yapımında eski yöntemleri korumanın bir halkın kültürel hafızasını ve ruhunu da korumak olduğunu ifade eden Meyramulı, dombranın nasıl yapıldığı, hangi ağaçtan yapıldığı ve enstürmanda hangi telin kullanıldığının önemine vurgu yaparak “Bunlar kaybolursa dombranın ruhu da kaybolur. Doğal tel yapımı ve eski modellerin canlandırılması, unutulan ustalık kültürünü yeniden yaşatır. Bu, gençlere müziğin sadece notalardan ibaret olmadığını gösterir.” dedi.
Ayrıca dombra ustalığının teknik ve ölçüden ibaret bir zanaat olmanın çok ötesinde, aynı zamanda bir kalp, his ve içsel inanç işi olduğunu belirten Meyramulı, “Ağaçla konuşur gibi olursunuz. Her ağacın karakteri vardır, usta bunu hissetmelidir. Bu süreç beni iç dünyamla bağlar. Dombranın koyu sesini aramak, aslında iç huzuru ve kültürel kökü aramaktır.” şeklinde konuştu.
Son olarak kendisi için bir dombrayı kusursuz yapan özellikleri dile getiren dombra ustası, şu ifadelere yer verdi:
Kusursuz dombra sadece güzel görünmez, aynı zamanda sesi canlı, koyu ve derin olmalıdır. Yapısal olarak tüm parçalar uyum içinde olmalıdır. Ağaç doğru seçilmeli, gövde ve kapak dengeli olmalı, tel uyumlu olmalıdır; ses açısından kalbe doğrudan ulaşmalıdır; çok yüksek veya yapay olmamalıdır. İcra açısından ise müzisyene engel olmamalı, onun duygusunu özgürce aktarmasına izin vermelidir.
Benim için kusursuz dombra; el emeği, doğal malzeme, tarihsel gelenek ve insan ruhunun birleşimidir. Böyle bir enstrüman sadece ses çıkarmaz, konuşur.