
Azerbaycan'ın Rusya destekli Ermenistan'a karşı kazandığı Karabağ Zaferi'nin ardından bölgede sular bir türlü durulmadı. Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış görüşmeleri sürecinde İkinci Karabağ Savaşı’ndan bu yana önemli kazanımlar elde edildi. Avrupa Birliğinin yürüttüğü görüşmelerde, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Charles Michel, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Belçika'nın başkenti Brüksel'de 13-14 Mayıs 2023 tarihinde üçlü toplantı düzenledi. Düzenlenen toplantıda pek çok karar alınırken, bazı konular ise ihtilaflı olarak masada kaldı.
Süreç içerisinde ABD'nin başkenti Washington'da 29 Haziran 2023 tarihlerinde Azerbaycan ve Ermenistan dışişleri bakanlarıyla düzenlenen görüşme, önemli bir aşama olarak kaydedildi. Görüşmede, Azerbaycan ile Ermenistan, barış anlaşmasının ek maddelerinde mutabakata vardı.
Azerbaycan ile Ermenistan arasında yürütülen barış görüşmeleri ve Ermenistan’ın Karabağ’da yürüttüğü yasa dışı faaliyetlere karşı Azerbaycan’ın yürüttüğü strateji hakkında, bölgeye ilişkin çalışmaları ile tanınan İngiliz gazeteci ve siyaset bilimci Neil Watson, Kırım Haber Ajansına konuştu.
Neil Watson, ''QHA'nın Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış sürecinde bazı ilerlemeler kaydedildi. Bu sürecin sonunda istikrarlı bir barış süreci yaşanabilir mi? Kafkasya barış sürecinden nasıl etkilenecek?'' sorusunu yanıtladı.
Neil Watson, barış sürecinde ilerleme olduğuna dikkat çekerken, Batı’nın müzakerelerde odaklandığı konuların önemli olduğunun altını çizdi. Watson, “Doğru, bazı ilerlemeler var. Batı'da, Brüksel ve Washington'un himayesindeki müzakereler daha çok barış anlaşması unsuruna odaklanırken, yanlış anlaşılan Rusya yolu esas olarak iletişimin açılmasına ve sınırlandırma/sınır belirlemeye odaklanıyor. Dinamizm, Bakü'nün aldığı tedbirlerle alakalıdır. Bakü'nün Laçın yolu girişinde kontrol noktası kurması ana olay oldu, ardından mayıs ayı başında 'Washington Süreci' başlatıldı ve 14 Mayıs'ta Paşinyan, Karbağ dahil Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünü tanımaya hazır olduğunu söyledi” dedi.
İlerleme kaydedilen müzakerelerde Azerbaycan’ın Karabağ’da ikamet eden Ermenilere yönelik tavrının öne çıkan gündem maddeleri arasında yer aldığını belirten Watson, “Bu bir aşamaydı. Tarafların, sürecin mevcut aşamasını sonlandıracak olası bir geçici anlaşmayı yıl sonuna kadar imzalaması olasıdır. Çoğu yerdeki koşullara bağlı olacaktır. Şu anda birkaç ana konu var: Azerbaycan'ın Karabağ bölgesinde yaşayan Ermenilere insani yardım…” ifadelerini kullandı.
Azerbaycan’ın Laçın’da yürüttüğü stratejinin ana hedefinin Ermenistan ile Karabağ arasındaki iletişimi kesmek olduğuna dikkat çeken uzman, “Bakü, büyük tırların Laçın yolundan taşınmasıyla ilgili güvenlik risklerini gerekçe göstererek, tedariği Ağdam'dan istiyor. Bu aynı zamanda Ermenistan ile Karabağ bölgesi arasındaki son bağlantıyı da keser. Ve aynı zamanda, Bakü için bir egemenlik meselesidir” açıklamasını yaptı.
Watson, Azerbaycan’ın bölgede Ermenilerin yürüttüğü yasa dışı faaliyetlere karşı mücadele ettiğini vurgularken, “Azerbaycan'ın egemen topraklarında halen varlığını sürdüren yasa dışı Ermeni silahlı gruplarının silahsızlandırılması gerekmektedir. Bunlar doğrudan Ermeni hükumeti tarafından finanse edilmektedir. Bakü ve Karabağ Ermenilerinin temsilcileri arasındaki diyaloğun da yeniden tesis edilmesi gerekmektedir. Barış anlaşmasında Karabağ'la ilgili bir hüküm olmayacak çünkü bu Azerbaycan'ın iç meselesi ama oradaki ilerleme önemli. Paşinyan, kendini gerçeği bilen ve barışa karşı olmayan bir adam olarak sunuyor ancak iç siyasi dengeyi sağlaması, seçmenlerini ve diasporayı Karabağ Ermenileri için elinden gelenin en iyisini yaptığına ikna etmesi gerekiyor. Bunun da sınırları var. Özellikle kararları Karabağ'ın kaybedilmesine neden olmuştur” dedi.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in son dönemde Ermenilerin can güvenliğine dikkat çekmesinin önemli bir adım olduğunu dile getiren Watson, “Yakın tarihli bir röportajda Cumhurbaşkanı Aliyev, Karabağ Ermenilerinin kültürel, eğitimsel ve belediye haklarının ve güvenlik garantilerinin korunacağını söyledi. Ermenistan bunun için uluslararası bir mekanizma üzerinde uzun süredir ısrar ediyor ve gerekçelendirmek için oyalama taktikleri buna dayanıyor” ifadelerini kullandı.
TÜRKİYE İLE RUSYA ARASINDAKİ GERGİNLİĞİ ARTIRAN BÖLGE: KARABAĞ
AB ve ABD’nin yürüttüğü barış görüşmeleri devam ederken, Türkiye, Rusya ile Karabağ konusunda büyük bir gerginlik yaşadı. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 13 Temmuz 2023 tarihinde Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta düzenlenen NATO Liderler Zirvesi'nin ardından gerçekleştirdiği basın toplantısında, “Rusya, 2025'te bu bölgeyi terk etmeli. Anlaşmalar da bu yönde. Rusya'nın bu anlaşmaya bağlı kalacağına inanıyorum" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in de bu süreci dikkatle takip ettiğini sözlerine ekledi. Bunun üzerine, Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasına karşı Türkiye'nin Karabağ'daki sözde Rus barış güçlerinin varlığına dayalı üçlü anlaşmaya taraf olmadığını ileri sürdü. Zaten, İkinci Karabağ Savaşı’nın sonrasında da Rusya, Türkiye’nin Azerbaycan’da bulunmasından rahatsızlık duymuş ve Türkiye’nin dışarıda kalması yönünde bir pozisyon almıştı.
Karabağ konusunda hiç şüphesiz Türkiye ve Ukrayna'da topyekun işgal girişimine imza atan savaş suçlusu Rusya Federasyonu arasında bir gerginlik ve ihtilaf mevcut. QHA, konuya ilişkin siyaset bilimci Watson'a, ''Rusya'nın bölgede güç kaybetmesi, Türkiye'nin Güney Kafkasya'da karar verici bir aktör olmasını sağladı mı? Türkiye'nin karar verici bir aktör haline gelmesi Azerbaycan üzerinden Türkistan ile ilişkilerini güçlendirecek mi?'' sorusunu yöneltti.
İngiliz siyaset bilimci ve gazeteci Neil Watson, Türkiye’nin bölgede büyüyen bir güç olduğuna dikkat çekti. Rusya’nın bölgede gücünü kaybettiğini dile getiren uzman, bölgesel tekelin Rusya’da olmadığının altını çizdi. Watson, Rusya’nın gücünü kaybetmesine ilişkin, “Türkiye büyüyen bir güç, Rusya ise küçülüyor. Rusya, Güney Kafkasya'dan çıkmaz ama artık yerini de kabul etmesi gerekecek. Bölgede bir zamanlar doğal kabul edilen doğal tekeli artık geçerli değil” dedi.
Türkiye’nin belirli noktalarda Rusya’yı sıkıştırdığını ifade eden Watson, özellikle Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rusya’ya ikazının süreç içinde önemli olan anlardan biri olduğunu dile getirdi. Neil Watson, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu stratejisi için, “Ağdam'da Türk-Rus ortak izleme merkezi var. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözde Rus 'barış gücü'nün 2025'te Karabağ'ı terk edeceğini bildirdi” ifadelerini kullandı.
Azerbaycan’ın Ermenistan tarafından yürütülen yasa dışı faaliyetleri durdurmak için kararlı olduğunu söyleyen Watson, “Bakü'nün yasa dışı Ermeni silahlı oluşumlarını egemenlik topraklarından çekme konusundaki kararlılığı, Bakü'nün Laçın Yolu girişini kontrol edebilmesi, savaş suçlarıyla itham edilen Vagif Haçaturyan'ın tutuklanması ve Rusya'nın Ukrayna'daki işgal girişimi ve saldırıları devam ettirmesi, Moskova'nın sahadaki gerçeği kabul etmesi için muhtemelen daha mantıklı hamleler yapacağı anlamına geliyor” açıklamasını yaptı.
Türkiye ile Azerbaycan’ın sürekli olarak gündeme getirdiği Zengezur Koridoru meselesinin iki ülke için de anahtar bir konu olduğunu vurgulayan Watson, Türkistan’a açılan yolun buradan geçtiğinin altını çizdi. Watson, “Zengezur Koridoru, daha geniş bir jeopolitik anlamda Azerbaycan ve Türkiye'nin planlarının anahtarıdır. Türkiye'yi Azerbaycan'a ve ardından Orta Asya'ya bağlayan bir kara geçidi, merkezi bir özelliktir. Türk ülkeleri daha da birleştikçe Türkiye bölgede daha da önemli hale gelecektir. Rusya'nın bu noktada ya küçülmesi ya da uyum sağlaması gerekecek” ifadelerini kullandı.