
Mustafa KOÇYEGİT QHA Ankara
Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Daimî Temsilcisi Olha Kurışko, Kırım Haber Ajansına (QHA) verdiği özel röportajda Rus işgali altındaki Kırım ve Kırım Tatarlarının güncel durumuna ilişkin olarak soruları yanıtladı.
KURIŞKO: AİHM'İN KIRIM KARARI UKRAYNA'NIN ELİNİ GÜÇLENDİRİYOR
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından 20 Ocak 2026 tarihinde “Bekirov ve diğerleri Rusya’ya karşı” başlıklı davada alınan kararı değerlendiren Daimî Temsilcisi Olha Kurışko, "Öncelikle, böylesine gerekli bir kararın 12 yıl sonra alınmış olması üzücü olsa da, Kırım'ın ve yarımada halkının haklarını savunma konusunda Ukrayna'nın elini güçlendirdiğini söyleyebilirim." dedi.
AİHM'in Kırım'a ilişkin birkaç kararı olduğunu dile getiren Olha Kurışko, bu kararların uluslararası savunuculuk ile hukuki meşruiyet açısından son derece kıymetli olduğunu vurgulayarak, "Aslında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Rusya Federasyonu'nun işgal altında bulunan Kırım'da işlediği sayısız suçu da teyit ediyor ve gözler önüne seriyor. Aynı zamanda Rusya’nın 2014 yılından itibaren işlediği suçlardan sıyrılamayacağı anlamına geliyor." ifadelerini kullandı.
Bu karar ile birlikte, Rusya'nın işgal altında tuttuğu topraklardaki faaliyetlerinin hukuksuz olduğunun tescil edildiğini belirten Kurışko, "Hukuksuz faaliyetler, hukuka aykırılık sonucunu doğurur. Dolayısıyla özellikle tutuklama ve cezaların da hukuka aykırı olduğu ve bu insanların bir an önce serbest bırakılması gerektiği anlamına gelmektedir. Aynı zamanda bireysel açıdan baktığımızda da hakları ihlal edilen ve hukuka aykırı bir şekilde tutuklanan vatandaşlarımızın bireysel olarak haklarının tazmini için başvuruda bulunmasının yolunu açıyor. Tabii bu durumu zorlaştıran faktörlerden biri Rusya’nın hâlihazırda birçok uluslararası anlaşmayı terk etmiş olması. Malumunuz Rusya, tek taraflı olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden ayrıldığını bildirmiş ve kararı uygulamayacağını ifade etmiştir." değerlendirmesinde bulundu. Kurışko bu nedenle uluslararası hukuk çevrelerinin ve uluslararası toplumun, Rusya’yı işlediği suçlardan ötürü sorumlu tutacak yeni mekanizmalar geliştirmesi gerektiğini kaydetti.
"RUSYA, KIRIM'DA DİL, KÜLTÜR VE DİNİ TOPLUCA HEDEF ALIYOR"
Kurışko, AİHM kararıyla geçici olarak işgal altındaki Kırım’da yaşayan gruplar arasında en fazla baskıya maruz kalan topluluğun Kırım Tatarları olduğunun teyit edildiğini belirtti. Rusya’nın yalnızca Kırım Tatar kimliğini değil, Ukrayna kimliğini bir bütün olarak hedef aldığını söyleyen Kurışko, bu baskının sistematik bir politika hâline geldiğini ifade etti.
2014’ten itibaren Ukrayna dili, edebiyatı ve tarihinin eğitim programlarından çıkarıldığını belirten Kurışko, Kırım Tatar diline verilen sözde desteğin haftada bir saatle sınırlı kaldığını ve yabancı dil statüsünde ele alındığını söyledi. Kurışko değerlendirmesine şöyle devam etti.
Elbette bu uygulama, Kırım Tatar dilinin öğrenilmesi ve kullanılması konusunu tehdit altına almaktadır. Bununla birlikte elbette kültürel kimlik ve aidiyet, dille sınırlı bir kavram değil. Örneğin kültürel miraslar da bu konunun bir parçasıdır. Örneğin Hansaray, işgalin başlangıcından beri sözde restorasyon bahanesiyle tamamen kapatılmıştır. Camilerde ve cami avlularındaki aramalar ile zorla tutuklamaları örnek verebiliriz. Özellikle işgal yönetimiyle iş birliğini reddeden camilere yönelik baskılar söz konusu. Bu nedenle açık bir şekilde söyleyebiliriz ki, bu Rusya Federasyonu aslında kültürel üç ana bileşeni; dil, kültür ve dini hedef alıyor.
KIRIM'DAKİ DEMOGRAFİK DEĞİŞİM BOYUTU
Kırım’dan ülke içinde yerinden edilen Ukrayna vatandaşlarının sayısının 57 bin olduğunu açıklayan Kurışko, Rusya Federasyonu’nun 2014’ten bu yana Kırım’a 800 bin ile 1 milyon arasında Rus vatandaşı yerleştirdiğine dair veriler bulunduğunu aktardı.
Savaşın seyrine bağlı olarak Kırım’a yerleştirilen Rus vatandaşlarının yarımadayı terk etmeye başladığını, bunun da Kırım’da yasa dışı bulunduklarının farkında olduklarını gösterdiğini ifade eden Kurışko, şöyle konuştu:
Kırım'a yerleştirilen bu insanlar aslında içten içe Kırım’da, Ukrayna topraklarında yasa dışı bir şekilde bulunduklarının da bilincindeler. Devam eden tam kapsamlı savaşın dinamikleri, Ukrayna'nın Kırım'da daha fazla askerî operasyon gerçekleştirmeye izin verdiği dönemlerde; Kırım'a yerleşen Rus vatandaşlarının Rusya Federasyonu topraklarına geri dönüşüne yönelik bir akım olduğunu gözlemlemiştik. Bu da aslında Kırım’da olmamaları gerektiğinin bilincinde olduklarını teyit etmektir.
Yine bu tezimi destekleyecek şekilde, Kırım'daki gayrimenkul pazarı dinamiklerindeki değişimler de örnek verilebilir. Aynı dönemde evlerin fiyatları düşerken ev seçeneklerinin ve tekliflerin sayısı oldukça artmıştı. Bu da aslında Kırım'ı terk edişlerinden kaynaklanıyordu.
Bu nedenle hem kurumumuzun hem de bir bütün olarak devletimizin stratejik hedeflerinden biri, Kırım'ı terk etmek zorunda kalan vatandaşlarımızın desteklenmesi ve stratejik açıdan Kırım’da işgalden sonraki yeniden inşa sürecine şimdiden hazırlanmak.
RUSYA'NIN MİLİTARİZASYON POLİTİKALARI KIRIM'LA SINIRLI DEĞİL
Rusya'nın çok sayıda çeşitli sözde gençlik programlarına devasa kaynaklar harcadığını söyleyen Daimî Temsilci, "Tam kapsamlı işgal girişiminin ardından Rusya Federasyonu yetkilileri her bir okulda askeri kadet sınıfları açtı. Geçtiğimiz sene okul programlarına “önemli şeyler hakkında” diye bir ders eklediler. Bu derslere sözde askeri operasyondan dönen askerleri veya hâlâ savaşmaya devam eden askerleri çağırıyorlar. Yani küçük çocuklara askerler bir şeyler anlatıyor. Militarizasyonun boyutunu anlamak için güzel bir gösterge. Bu sorun aslında sadece Ukrayna'yı tehdit eden bir durum değil. Uluslararası partnerlerimiz, komşularımız için de sıkıntılı bir durum. Söz konusu eğitim, aynı zamanda şu anlama geliyor ki, Rusya Federasyonu bu savaşı hiç bitirme niyetinde değil. Tam tersi gelecekte de savaş kabiliyetini sürdürmek için genç bir ordu yetiştirmeye çalışıyor." dedi.
Ukrayna olarak işgal altındaki gençliğe yönelik birçok destek programı uyguladıklarını dile getiren Olha Kurışko, Rusya'nın militarizasyon politikalarının Kırım'la sınırlı olmadığını ve diğer işgal altındaki bölgeleri de kapsadığını belirtti.
KIRIMLI SİYASİ TUTSAKLAR
Kırımlı siyasi tutsaklar hususunda, bu konuda faaliyet gösteren hükûmet dışı kuruluşlarla ve siyasi tutsakların aile bireyleriyle çalışan kurumlarla irtibat halinde olduklarını belirten Daimî Temsilci, şu ifadeleri kullandı:
İşgal altında bulunan topraklarda açık erişimde bulunan bütün kaynakları tarıyoruz, izliyoruz. Partnerlerimizle birlikte hâlihazırda siyasi tutsakların sayısına ilişkin raporlama üzerinde çalışıyoruz. Bu raporu yılda iki kere güncelliyoruz. Ama diğer taraftan Rusya Federasyonu'nun baskı politikalarını sürekli olarak çeşitlendirdiğinin de farkındayız. Mesela “Incommunicado” isimli davalar var. Bu şu demek oluyor, Rus makamları istediğinde bir insanı alıkoyabilir; ve bu durumda tutuklanma nedeni ile kişisel bilgileri dâhil asla hiçbir bilgiyi paylaşmıyor.
Davanın somut özelliklerine ilişkin bilgiyi 6 ay sonra ancak elde edebiliyoruz. Yani bu süreçte tutuklanan mahkûm hapishaneye gönderilmiş oluyor. Bu tür davaları ayrı bir kategori olarak değerlendiriyoruz. Ayrıca dönem dönem siyasi tutsaklara ilişkin tutum ve özellikle sayılarda değişimler olduğunun farkındayız.
Şu anda kesin olarak 218 siyasi mahkûmdan bahsedebiliriz. Bunlardan 153 Kırım Tatarı. Ayrıca, İşgale karşı farklı yöntemlerle direniş gösteren ve tutuklu bulunan kişi sayısının 400 olduğu bilgisi de var.
"RUSYA SİYASİ TUTSAKLARA, 'SİZİ ÇOKTAN UNUTTULAR, KİMSENİN UMRUNDA DEĞİLSİNİZ' DİYOR"
Siyasi mahkûmların ve aile bireylerinin desteklenmesine ve korunmasına ilişkin Ukrayna’da ayrı bir mevzuat olduğunu kaydeden Kurışko, ayrıca Özgür Kırım’a Mektuplar kampanyasından bahsederek, "Siyasi mahkûmların kurtarılmasına ilişkin yürütülen insan hakları savunma faaliyetlerinin önemli bir parçasını Özgür Kırım’a Mektuplar kampanyası oluşturuyor. Rusya Federasyonu siyasi tutsaklara, “Sizi çoktan unuttular, kimsenin umrunda değilsiniz” diyor. Tabii ki bu projenin ana amacı siyasi mahkûmların unutulmadığını göstermek. Onları, hem Ukrayna’da hem de uluslararası boyutta geniş bir kitle destekliyor. Artık siyasi mahkûmlardan cevaplar almaya başladığımızı, bunu da aslında kampanyanın bir başarısı olarak gördüğümü söyleyebilirim. Siyasi mahkûmları ve ailelerini destekleme konusunda, böylesine sembolik bir adım da olsa bunu başarabiliyor olmak bizim için çok kıymetli." diye konuştu.
Rusya Federasyonu'nun prensip olarak takaslara Kırımlıları dâhil etmediğinin altını çizen Kurışko, "Bildiğiniz gibi, 2014’ten beri Kırımlı siyasi tutsakların kurtarılması konusu sık sık gündeme geliyor ancak bu kurtarılma hikâyelerinin sayısı maalesef çok az. 2022’den beri bu hikâyelere dair sadece üç örneğimiz var: Büyükelçimiz Nariman Celâl, Leniye Umerova ve Volodıslav Yesepenko." dedi.
RUSYA'NIN DİĞER ÜLKELERİ SAVAŞA DÂHİL ETME GİRİŞİMİ
Son dönemde uygulanan vatandaşlıktan çıkarma uygulamasının olası sonuçlarını değerlendiren Daimi Temsilci, "Ben bunu aynı zamanda, Rusya Federasyonu’nun diğer ülkeleri de bu savaşa bir nevi dâhil etme girişimi olarak yorumluyorum çünkü üçüncü bir ülkeye, örneğin Özbekistan’a sözde tutuklu birinin sınır dışı edilmesi demek, Özbek makamlarının Rus işgal yönetimi ve mahkemeleri tarafından alınan kararları tanıması ve uygulaması anlamına gelecektir. Bu, sadece Kırım’da işgal ettiği topraklara yönelik faaliyetlerini meşrulaştırma politikasının bir parçası çünkü diğer ülkelerin, Rus işgal makamlarının aldığı kararları tanıması ve uygulaması, Rusya’nın artık bu savaşta izole olmadığı anlamına gelir. Rusya Federasyonu, istese Kırımlı siyasi mahkûmları Ukrayna’ya iade edebilir ama tabii ki bunu yapmıyor. Nedenini de açıklamaya gerek yok sanırım." ifadelerini kullandı.
Olha Kurışko, QHA'nın "İşgal altındaki Kırım’da yaşayan Ukrayna vatandaşlarının yaşadığı önemli sorunlardan birisi de resmî evrakların yenilenmesi sürecinde oluyor. İşgal şartlarında yenilenemeyen evraklar için ancak Kırım’dan çıkarak bu işlem gerçekleştirilebiliyor fakat buradaki işlem için 2-3 ayı bulan süreler gerekiyor. Dolayısıyla burada büyük mağduriyetler doğuyor. Bu sorunun çözümüne ilişkin bir adım atılması planlanıyor mu?" sorusunu ise şöyle yanıtladı:
Kesinlikle evet. Hâlihazırda mevzuatta bazı değişiklikler yapıldı. Buna göre, ilk pasaportunu kaydettirenler, Ukrayna İçişleri Bakanlığının bir birimi olan servis üzerinden yurt dışında bunu gerçekleştirebiliyor. Bu imkân, 18 yaşını doldurmuş ve henüz pasaportunu çıkarmamış ve Ukrayna doğum belgesine sahip kişileri de kapsayacak şekilde genişletildi. Ukrayna’ya dönüş belgelerinin düzenlenmesi sürecinin daha da iyileştirilmesi lazım. Burada şöyle bir sorunla karşılaşıyoruz: Uzun yıllar işgal altında yaşayan ve yetişkinliğe erişen vatandaşlarımız hakkında, Ukrayna makamlarında yeterli bilgi olmayabiliyor. Burada pasaport düzenlenmesinde sağlanan kolaylıkların, Ukrayna’ya dönüş belgelerinin düzenlenmesinde de benzer şekilde uygulanması gerektiğini düşünüyorum. Tanıkların dinlenmesi ve uzaktan kimlik tespit ve belirleme süreci gibi mekanizmalar kullanılmalı. Sizin de ifade ettiğiniz bu konuyu, sürekli olarak Dışişleri Bakanlığına bildiriyoruz ve görüşlerimizi sunuyoruz. Aynı zamanda, Türkiye Büyükelçiliğimiz dâhil, yurt dışındaki bütün diplomatik temsilciliklerimiz, işgal altından gelen vatandaşlarımızın belgelerinin hızlı bir şekilde düzenlenmesi konusunda her türlü kolaylığı sağlıyor.
"TÜRKİYE'DE KIRIM’IN İŞGALİNİN KABUL EDİLEMEYECEĞİNE DAİR HERKESİN SARSILMAZ BİR İNANCA SAHİP OLDUĞUNU GÖRDÜM"
Daimi Temsilci olarak Türkiye’ye ilk kez ziyarette bulunduğunu söyleyen Kurışko, "Burada temaslarda bulunduğum insanların bana sağladığı destek ve gösterdiği dayanışma ruhu için çok mutluyum. Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine herkesin destek verdiğini ve Kırım’ın işgalinin kabul edilemeyeceğine dair herkesin sarsılmaz bir inanca sahip olduğunu gördüm." ifadelerini kullandı.
Türkiye programı kapsamında bulunduğu temaslarda ele aldığı konular hususunda ise Olha Kurışko, "Elbette, işgal altında bulunan Kırım hakkında çok fazla konuşuyorum. Rusya Federasyonu’nun işlediği suçları anlatıyorum. Kırım Yarımadası’nı terk etmek zorunda kalmış Kırım Tatarları, Ukraynalılar ve Ukrayna vatandaşlarına verilebilecek desteklerden bahsediyorum. Ülke içerisindeki farklı süreçlerde görev alan farklı kişilerin bizimle bu görüşü paylaştığını ve bir konsolidasyon olduğunu söyleyebilirim. Sadece hâlihazırda devam eden projelere değil, aynı zamanda özellikle Ukrayna’nın yeniden inşası bağlamında yeniden gerçekleştirilebilecek projelere olan ilgi ve özeni de görüyorum." bilgisini paylaştı.
UKRAYNA DEVLETİ, KIRIM'DA İŞGAL SONRASI DÖNEME HAZIR
Daimi Temsilci son olarak, Kırım'ın işgalden kurtarılması sonrasında Ukrayna'nın yarımadaya yönelik stratejilerini anlatarak şu ifadelere yer verdi:
Kırım’ın yeniden inşasına ilişkin artık bazı stratejik konseptler ve belgeler söz konusu. Bunlardan biri, ekonomik yapılanmaya işaret ediyor. Bu noktada Türkiye’nin de ilgisini çekebilecek projeler var. İkinci stratejik belge, Kırım’ın kurtarılmasından sonra bölgedeki Ukrayna yönetiminin nasıl tesis edileceğiyle ilgili. Son belge ise, uzun bir süre boyunca işgal altında, propagandaya maruz kalarak yaşamak zorunda kalan vatandaşlarımızın Ukrayna ve Avrupa gerçekliğine dönmesi ve propagandanın etkilerinden kurtulmasını, özellikle de eğitim ve kültür projelerini içeriyor. Bu programların bir kısmını hâlihazırda zaten yürütmeye başladık. Kırım’ın işgalden kurtarılmasından sonraki süreçteki gelişimine ve refahına ilişkin bütüncül bir yaklaşıma sahip olduğumuzu, bu yaklaşımın da Kırım’ın potansiyelinin en üst seviyede gerçekleştirilmesine odaklı olacağını söyleyebilirim.