Prof. Dr. Ruhi Ersoy QHA'ya konuştu: Bugünkü imkânların hangi bedellerle kazanıldığını unutmamalıyız

Ahmed Cevad Enstitüsü, 1926 Bakü Türkoloji Kurultayı’nın 100. yılı ve Türk devletlerinin bağımsızlıklarının 35. yılına ithafen “Türk Dünyasında Repressiya Sergisi ve Paneli” tertip etti. Ahmed Cevad Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ruhi Ersoy QHA’ya verdiği demeçte, Sovyet döneminde Türk halklarının maruz kaldığı baskı ve zulümlerin unutulmaması gerektiğini belirterek, repressiya hafızasının gelecek nesillere aktarılmasının önemine dikkat çekti. Ersoy ayrıca Kırım Tatarlarının yaşadığı sürgünün, Türk dünyasının ortak acılarının sembollerinden biri olduğunu vurguladı.

Haber Giriş Tarihi: 06.06.2026 11:49
Haber Güncellenme Tarihi: 06.06.2026 11:49
https://www.qha.com.tr/

Fatma Nur Sarıcaoğlu

QHA/ANKARA

Ahmed Cevad Enstitüsü öncülüğünde, 1926 Bakü Türkoloji Kurultayı’nın 100. yılı ve Türk devletlerinin bağımsızlıklarının 35. yılı dolayısıyla düzenlenen “Türk Dünyasında Repressiya Sergisi ve Paneli”, Ankara’da yoğun katılımla gerçekleştirildi.

Cumhurbaşkanlığı 15 Temmuz Demokrasi Müzesi yerleşkesinde açılan sergi kapsamında Kırım Haber Ajansına (QHA) konuşan MHP Genel Başkan Başdanışmanı ve Ahmed Cevad Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ruhi Ersoy, Sovyet döneminde Türk halklarına yönelik baskı ve zulüm politikalarının unutulmaması gerektiğini vurgulayarak, represiya hafızasının gelecek nesillere aktarılmasının tarihî bir sorumluluk olduğunu ifade etti.

1937-1938 yıllarında Sovyetler Birliği sınırları içerisinde yaşayan Türk halklarının aydınlarına, bilim insanlarına, sanatçılarına ve kanaat önderlerine yönelik yürütülen baskı politikalarının Türk dünyasının ortak hafızasında önemli bir yer tuttuğunu belirten Ersoy, söz konusu serginin bu hafızayı canlı tutmak amacıyla hazırlandığını söyledi.

Ersoy, “Etkinliğimiz, 1937-1938 yıllarında Sovyet coğrafyasında uygulanan represiya hafızasını diri tutmak, Türkiye kamuoyunda, Türk gençliğinde ve Türk dünyasında yaşananları gelecek nesillere aktarmak amacıyla düzenlendi. Bugün sahip olduğumuz imkânların hangi bedeller ödenerek elde edildiğini hatırlatmak istiyoruz.” dedi.

TÜRK DÜNYASININ TEMEL MESELELERİNİ GÜNDEMDE TUTMAYA ÇALIŞIYORUZ

Ahmed Cevad Enstitüsünün Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) bünyesinde, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin himayelerinde kurulduğunu hatırlatan Ersoy, enstitünün temel hedeflerinden birinin Türk dünyasının tarihî, kültürel ve toplumsal meselelerini gündemde tutmak olduğunu kaydetti.

Ersoy, “Gündelik siyasi tartışmaların ötesinde Türk dünyasının temel meselelerini gündem alıyoruz. Sivil toplum kuruluşlarıyla ve kamu kurumlarıyla iş birliği içerisinde çeşitli faaliyetler yürütüyor, Türk dünyasının ortak meselelerinin unutulmaması için çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Serginin, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), TÜRKSOY, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesinin katkılarıyla hazırlandığını belirten Ersoy, farklı kurumların ortak çabasıyla önemli bir hafıza çalışmasının ortaya konulduğunu söyledi.

AKADEMİK ÇALIŞMALAR TOPLUMLA BULUŞTURULUYOR

Türkiye'de represiya konusunda önemli akademik çalışmalar yapıldığını hatırlatan Ersoy, bu çalışmaların daha geniş kitlelere ulaştırılması gerektiğine dikkat çekti.

Prof. Dr. Ahmet Buran'ın "Kurşunlanan Türkoloji" adlı eserinden başlayarak Prof. Dr. İbrahim Dilek'in “Türk Dünyasında Repressiya Sovyetler Döneminde Türk Halklarına Yapılan Baskı ve Zulümler” başlıklı çalışması gibi birçok akademik araştırmanın ortaya konulduğunu ifade eden Ersoy, dönemin YTB Başkanı Abdullah Eren tarafından da represiya konusunda kapsamlı çalışmalar yayımlandığını anımsattı.

Ancak bu çalışmaların çoğunlukla akademik çevrelerde kaldığını belirten Ersoy, "Biz bunları biraz daha stantlara indirerek sergilerde görünür hâle getirme, popülerliğini artıracak etkinliklerle farkındalık oluşturma gayreti içerisindeyiz." diye konuştu.

"BU SERGİ ADETA BİR MÜZE"

Ersoy, Bakü Türkoloji Kurultayı'nın 100. yılı öncesinde, 99. yıl kapsamında Ahmed Cevad Enstitüsü tarafından Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesinde, represiyaya maruz kalan Türk aydınlarının akıbetlerinin ele alındığı kapsamlı bir çalıştay düzenlediklerini hatırlattı. O dönemde ortaya koydukları fikrin bugün somut bir etkinliğe dönüştüğünü belirten Ersoy, Türk devletlerinin bağımsızlıklarının 35. yılı ile Bakü Türkoloji Kurultayı'nın 100. yılı etkinliklerini bir araya getirerek Cumhurbaşkanlığı 15 Temmuz Demokrasi Müzesi yerleşkesinde söz konusu sergiyi hayata geçirdiklerini ifade etti.

Serginin yoğun katılımla açıldığını kaydeden Ersoy, etkinliğin yaz boyunca ziyaretçilere açık kalacağını söyledi. Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı ile iş birliği içerisinde öğrencilerin de sergiyi ziyaret etmelerine yönelik çalışmalar planladıklarını belirten Ersoy, sergiyi kısa süreli bir etkinlik olarak düşünmediklerini ve çeşitli faaliyetlerle canlı tutmayı hedeflediklerini dile getirdi.

Serginin klasik bir fotoğraf sergisinden çok daha fazlası olduğunu vurgulayan Ersoy, ziyaretçilere adeta bir müze deneyimi sunduğunu belirtti. Ersoy, sergide hatıraları, tarihî olayları ve represiya dönemini anlatan çok sayıda materyal ve uygulamanın yer aldığını ifade etti.

"KIRIM, TÜRK DÜNYASININ ORTAK HAFIZASIDIR"

Sergide Kırım Tatarlarına özel bir bölüm ayrıldığını açıklayan Ersoy, Kırım'ın kendi hayatında da ayrı bir yere sahip olduğunu anlattı.

1992 yılında, Kırım Tatarlarının ana vatanlarına dönüş sürecinde genç bir üniversite öğrencisi olarak Kırım'ı ziyaret ettiğini ifade eden Ersoy, Kırım Tatarlarının millî lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ile Kırım'da bir araya geldiğini hatırlattı.

Bu nedenle sergide Kırımoğlu ve Kırım Tatar Türkolog Bekir Sıtkı Çobanzade gibi isimlerle Kırım Tatarlarının mücadelesine özel yer verdiklerini belirten Ersoy, Kırım Tatar Sürgünü'nü anlatan vagonlar ve sembolik figürlerle ziyaretçilere sürgünün acılarını aktarmaya çalıştıklarını kaydetti.

Kırım meselesinin yalnızca Kırım Tatarlarının meselesi olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Ersoy, Kırım Tatarlarının yaşadığı sürgün ve Sovyet baskılarının bütün Türk dünyasının çektiği acıların sembollerinden biri hâline geldiğini ifade etti.

QHA’nın sergiyi haberleştirmesinin ve Kırım Tatar camiasıyla paylaşmasının önemine değinen Ersoy, Kırım sürgününün acılarının hatırlanmasının yanı sıra geleceğe umutla bakılması gerektiğini ifade etti. Yaklaşan Tepreş etkinliklerini de hatırlatan Ersoy, Ankara ve çevresinde yaşayan soydaşları, Kırım Tatarlarını ve Türk dünyasına ilgi duyan herkesi sergiyi ziyaret etmeye davet etti.

Ersoy, ayrıca QHA'nın Türk dünyası ve Kırım Tatar halkına ilişkin konuların kamuoyuna duyurulmasındaki çalışmalarını takdir ederek ajans çalışanlarına teşekkür etti.