Ressam Tülin Sezer, Kırım Tatarlarının tarihini ve kültürel hafızasını tuvallerine taşıyor

Ressam Tülin Sezer, QHA verdiği röportajda, 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nı, ailesinin göç hikâyelerini ve Kırım Tatar kültürünü konu alan yağlı boya resim projesini anlattı. Sezer, sanat aracılığıyla Kırım Tatarlarının tarihî hafızasını, kültürel kimliğini ve geleneklerini gelecek nesillere aktarmayı amaçladığını belirtti.

Haber Giriş Tarihi: 01.11.2026 12:54
Haber Güncellenme Tarihi: 01.11.2026 15:12
https://www.qha.com.tr/

Ressam Tülin Sezer, 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı başta olmak üzere Kırım Tatarlarının tarihini, kültürel mirasını ve geçmişten günümüze uzanan yaşam hikâyelerini konu alan kişisel yağlı boya resim projesini Kırım Haber Ajansına (QHA) anlattı. Kırım Tatarı bir aileden gelen Sezer, projesinin temelinde köklerine duyduğu bağlılığın, aile büyüklerinden dinlediği göç hikâyelerinin ve çocukluk anılarının bulunduğunu belirtti.

Sanatının ilham kaynaklarının aile hafızası ve kültürel miras olduğunu vurgulayan Sezer, projenin ortaya çıkışını şu sözlerle anlattı:

Bu projeyi hazırlama düşüncesi, Kırım Tatarı bir ailenin evladı olarak köklerime ve kültürel mirasımıza duyduğum bağlılıktan doğdu. Atalarımızın Kırım’dan İstanbul’a uzanan göç hikâyeleri, büyüklerimizden dinlediğimiz hatıralar ve ailemizde yaşatılan gelenekler, sanatımın ilham kaynakları oldu.

Çocukluğunu geçirdiği Çatalca’nın İzzettin köyünün, Kırım Tatar kültürüyle kurduğu bağda önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Sezer, geleneklerin gündelik yaşamın doğal bir parçası olarak varlığını sürdürdüğü bir ortamda büyüdüğünü dile getirdi. Köy düğünlerinin, geleneksel yemeklerin, kadınların el işlerinin ve eski zanaatların hafızasında yer ettiğini belirten ressam, aile büyüklerinden kalan anıların kültürel mirasın değerini anlamasında etkili olduğunu kaydetti.

Büyük amcasının ayakkabı tamirciliği yaptığını ve çarık diktiğini hatırlatan Sezer, geçmişte sıradan bir uğraş olarak görülen bu zanaatların bugün kültürel hafızanın önemli parçaları olduğunu belirterek şöyle konuştu:

Büyük amcamızın ayakkabı tamir etmesini ve çarık dikmesini hatırlıyorum. O yıllarda hayatın doğal bir parçası gibi görünen bu uğraşların, bugün ne kadar değerli bir kültürel miras olduğunu daha iyi anlıyorum.

Sezer, projesiyle yalnızca 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın acılarını ve vatan özlemini değil, aynı zamanda Kırım Tatar halkının kültürel zenginliğini ve yaşam biçimini de gelecek kuşaklara aktarmayı amaçladığını vurguladı. Sanatçı, çalışmalarının kendisi için kişisel bir anlam taşıdığını belirterek, “Benim için bu proje, geçmişi resmetmenin yanında, çocukluğumdan bugüne içimde yaşattığım Kırım’ı anlatma çabasıdır.” dedi.

KIRIM TATAR SÜRGÜNÜNÜN HAFIZASINI SEMBOLLERLE TUVALLERE TAŞIYOR

Sezer, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü’nün tarihsel gerçeklerini, aile büyüklerinden dinlediği hatıraları ve Kırım Tatarlarının göç hikâyelerini yağlı boya eserleriyle anlatıyor. Çalışmalarında sürgünün acısının yanı sıra vatan özlemini, kültürel aidiyeti ve kuşaklar arasında aktarılan ortak hafızayı da ön plana çıkaran Sezer, eserlerinde farklı sembollere yer veriyor.

Resimlerini hazırlarken tarihî olaylardan ve kişisel tanıklıklardan beslendiğini belirten Sezer, sürgünün insanların hafızasında bıraktığı izleri görünür kılmaya çalıştığını ifade etti. Zorunlu yolculuklar, geride bırakılan evler, bir bavula sığdırılmaya çalışılan hatıralar ve vatan özleminin eserlerinde önemli bir yer tuttuğunu söyleyen Sezer, çalışmalarındaki sembolik anlatımı şu sözlerle açıkladı:

Tren vagonlarında başlayan zorunlu yolculuklar, geride bırakılan evler, bir bavula sığdırılmaya çalışılan hatıralar ve vatan özlemi, eserlerimde öne çıkan temalar arasında. Bir çalışmamda sürgünün acısını yaşlı bir kadın yüzünde topladım. Saçlarının arasına yerleştirdiğim evler, yollar ve vagonlar, onun hafızasında taşıdığı hayatı temsil ediyor. Bu kadın, sürgünü yaşayan annelerin ve ninelerin ortak yüzü niteliğinde.

Sezer, eserlerinde kullandığı geleneksel motiflerin de Kırım Tatar kimliğinin ve kültürel değerlerinin aktarılmasında önemli bir rol oynadığını belirtti. Tarak Tamga motifinin kimliğin korunmasını, buğday başaklarının toprağa bağlılığı, üzüm salkımlarının ise bereketi temsil ettiğini dile getirdi.

“VALİZİME SIĞDIRDIĞIM KIRIM”

Sürgün ve göç hafızasını ele aldığı çalışmalarından birinin “Valizime Sığdırdığım Kırım” temasını taşıdığını aktaran Sezer, bu eserinde bir valizin içine Kırım manzaralarını yerleştirerek zorunlu göçün ardında bıraktığı duygusal yükü anlatmayı amaçladığını kaydetti. Sezer, söz konusu çalışmasının taşıdığı anlamı, “İnsanların yanlarına birkaç eşya alabilseler de yüreklerinde bütün bir vatanı taşıdıklarını anlatmak istedim. Avuçlarında bir avuç Kırım toprağı tutan genç kız figürü de aynı aidiyetin ve vatan sevgisinin bir başka ifadesi.” şeklinde anlattı.

Kırım Tatarlarının tarihini yalnızca sürgün ve acı üzerinden anlatmak istemediğini vurgulayan Sezer, halkın kültürel zenginliğine, geleneklerine ve yaşama sevincine de eserlerinde yer verdiğini belirtti. Bu kapsamda Kırım Tatar danslarını konu alan bir tablosunda kadın figürleri aracılığıyla kültürel devamlılığa dikkat çektiğini ifade eden Sezer, eserdeki sembolleri şöyle değerlendirdi:

Dans eden kadınları resmettiğim tablomda uçuşan etekler, akıcı çizgiler ve canlı renklerle hareketin ruhunu yansıtmaya çalıştım. Üç kadın figürü geçmiş, bugün ve gelecek arasındaki bağı; arka plandaki güneş ise bütün zorluklara rağmen canlılığını koruyan kültürel hafızayı simgeliyor.

Sezer, çalışmalarının temel amacının Kırım Tatar halkının yaşadığı tarihsel acıları aktarırken kimliğini, kültürünü ve umudunu koruma mücadelesini de görünür kılmak olduğunu belirterek, “Amacım, yaşanan acılarla birlikte kültürünü, kimliğini ve umudunu koruyan bir halkın hikâyesini anlatmak.” dedi.

“KIRIM TATAR KÜLTÜRÜNÜ GELECEK NESİLLERE TAŞIMAK İSTİYORUM”

Sezer, Kırım Tatar kültürünün geleneklerini, gündelik yaşamını, aile hafızasını ve kuşaktan kuşağa aktarılan değerlerini yağlı boya eserleriyle gelecek nesillere taşımayı amaçlıyor. Çocukluğunu geçirdiği köyünde Kırım Tatar kültürünün içinde büyüdüğünü belirten Sezer, ailesinden ve çevresinden edindiği hatıraların sanatının temelini oluşturduğunu söyledi.

Kırım Tatarlarının göç ederken yalnızca yaşadıkları toprakları değil, dillerini, geleneklerini ve yaşam biçimlerini de beraberlerinde taşıdıklarını ifade eden Sezer, çocukluğundan kalan anıların kültürel kimliğinin şekillenmesindeki önemini şu sözlerle anlattı:

Evimizin girişindeki üzüm asmasını, kapımızın önündeki dut ağacını, annemin yaptığı çiböreği ve yayıkta ayran hazırlayışını hiç unutamam. At sevgimiz ve ailemin atlarla ilgili hikâyeleri de çocukluğumun önemli bir parçasıydı. Babamın Hıdırellez akşamı çayırdan topladığı çiçeklerle, ‘akbardak’ dediğimiz kardelenleri vazoya koyup soframızı süslemesi hâlâ gözümün önündedir.

Aile büyüklerinin kültürel mirasın yaşatılmasındaki rolüne de dikkat çeken Sezer, özellikle annesinin Kırım Tatarca manilerle kendilerini sevmesini ve aileyi bir arada tutan güçlü kadın figürünü unutamadığını dile getirdi. Evlerinde bulunan ve aile büyüklerinden kalan eşyaların da geçmişle kurduğu bağın önemli parçaları olduğunu belirten Sezer, tavus kuşu desenli duvar halısından babaannesinin namazlığına, anneannesinin masa çakmağından dedesinden kalan cep saatine kadar pek çok hatırayı bugün hâlâ sakladığını anlattı.

KIRIM TATAR KADINLARININ KÜLTÜREL MİRASIN AKTARIMINDAKİ ROLÜ

Kırım Tatar kültüründe geleneksel el işlerinin ve kadınların önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Sezer, ailelerinde kullanılan işlemeli başörtülerinin özel bir anlam taşıdığını ifade etti. “Krep” olarak adlandırdıkları rengârenk başörtülerinin sünnet yataklarının süslenmesinde ve gelin çeyizlerinde kullanıldığını belirten Sezer, annesinin işlediği çeyizliklerin, geleneksel yemeklerin, köy düğünlerinin, Kırım Tatarca şarkıların ve deyimlerin çocukluk yaşamının ayrılmaz parçaları olduğunu söyledi.

Sezer, kültürel aktarımda kadınların üstlendiği role ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

Bugün anlıyorum ki annem ve onun gibi kadınlar, büyüklerinden öğrendiklerini yaşatarak kültürümüzün kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlamışlar.

Kültürel hafızanın resimlerine de yansıdığını belirten Sezer, geleneksel kıyafetleri resmederken altın işlemelere, takılara ve kumaş ayrıntılarına özel önem verdiğini kaydetti. Kırmızı, bakır ve altın tonlarıyla Kırım Tatar kültürünün zenginliğini vurguladığını ifade eden sanatçı, mimari yapılar ve dağ siluetleri aracılığıyla da Kırım’ın tarihî ve coğrafi hafızasını eserlerine taşıdığını dile getirdi.

Resim sanatının unutulmaya yüz tutan gelenekleri görünür ve kalıcı hâle getirebileceğine inandığını belirten Sezer, Kırım Tatar kültürünün gelecek nesillere aktarılmasında sanatın önemli bir araç olduğunu vurguladı. Sanatçı, Çatalca ile Kırım arasındaki kültürel bağı ise, “Benim için Çatalca, Kırım’dan taşınan hatıraların kök saldığı; Kırım ise o hatıraların doğduğu topraklardır. Sanatımla bu bağı yaşatmak istiyorum.” şeklinde anlattı.

“BİR HALKIN VARLIĞINI SÜRDÜRMESİNDE KÜLTÜRÜNE VE HAFIZASINA SAHİP ÇIKMASI ÖNEMLİDİR”

Ressam Sezer, öğrencileriyle birlikte hazırladığı “Atölyemin Çiçekleri: Renkler ve Çizgiler” sergisiyle gençlerin sanatsal gelişimine katkı sunarken, Kırım Tatarlarının tarihini ve kültürel mirasını konu alan kişisel yağlı boya resim projesini de sürdürüyor. Sanatın toplumların ortak hafızasını koruma ve kültürel kimliğini gelecek kuşaklara aktarma gücüne dikkat çeken Sezer, çalışmalarında geçmiş ile gelecek arasında bağ kurmayı amaçladığını belirtti.

Sanatın yalnızca estetik bir ifade biçimi olmadığını, aynı zamanda toplumların geçmişini ve kültürel değerlerini geleceğe taşıyan güçlü bir anlatım dili olduğunu vurgulayan Sezer, bu yaklaşımını öğrencileriyle yürüttüğü çalışmalara da yansıttığını ifade etti.

“Atölyemin Çiçekleri: Renkler ve Çizgiler” sergisinin öğrencilerin hayal güçlerini ve yeteneklerini ortaya koymalarına imkân sağladığını belirten Sezer, gençlerin sanat yoluyla kendilerini ifade etmelerini ve kültürel değerlere duyarlılık kazanmalarını önemsediğini söyledi. Öğrencilerinin kendi hikâyelerine sahip çıkmalarını, çevrelerini dikkatle gözlemlemelerini ve gördüklerinin ardındaki anlamı araştırmalarını istediğini dile getiren Sezer, sanatın bu açıdan eğitici ve birleştirici bir rol üstlendiğini kaydetti.

GEÇMİŞ İLE GELECEK AYNI TUVALLERDE BULUŞUYOR

Kırım Tatar kültürünü konu alan kişisel projesinde de kuşaklar arasındaki kültürel aktarımı ön plana çıkardığını belirten Sezer, geleneksel zanaatların ve kültürel değerlerin modern yaşamda nasıl varlığını sürdürebileceğini anlatmaya çalıştığını ifade etti. Bu kapsamda bir eserinde seramik ustalığı yapan yaşlı bir zanaatkâr ile yeni kuşaktan bir genci aynı kompozisyonda buluşturduğunu aktaran Sezer, eserde geleneksel el sanatları, mimari, at figürü ve yolculuğu simgeleyen uçak motiflerine yer verdiğini belirtti.

Sezer, söz konusu çalışmasıyla geçmişten gelen kültürel birikimin gelecek kuşaklara aktarılabileceğine dikkat çektiğini ifade ederek şöyle konuştu:

Geleneksel el sanatlarını, mimariyi, at figürünü ve yolculuğu simgeleyen uçağı bir araya getirerek geçmişten gelen birikimin modern yaşamın içinde nasıl devam edebileceğini anlatmaya çalıştım.

Kırım temalı tablolarıyla izleyicilere yalnızca sürgünün acısını ve hüznünü değil, Kırım’ın güzelliklerini, halkının emeğini, geleneklerini ve yaşama tutunma gücünü de göstermek istediğini belirten Sezer, her eserinde bir hatıranın veya kuşaktan kuşağa aktarılan bir kültürel değerin izini yaşatmayı hedeflediğini söyledi.

Sanatçı, projesinin temel mesajını ise şu sözlerle dile getirdi:

Bir halkın varlığını sürdürmesinde diline, kültürüne, hatıralarına ve kimliğine sahip çıkmasının büyük bir payı vardır. Ben de sanatımla bu hafızanın yaşamasına ve gelecek kuşaklara ulaşmasına katkıda bulunmak istiyorum.