Şilili Türkolog Sepulveda: Amerikalı yerli halklar ile Türkler arasında benzerlikler var

Şilili Türkolog Marcia Alejandra Castro Sepulveda, Türk kültürü ile Amerikalı yerli halkların arasındaki yapısal ve dilsel benzerlikleri QHA’ya anlattı.

Haber Giriş Tarihi: 30.04.2026 17:43
Haber Güncellenme Tarihi: 30.04.2026 17:43
https://www.qha.com.tr/

Şilili Türkolog Marcia Alejandra Castro Sepúlveda, Türk kültürüne olan ilgisini, kendi kültürüyle Türk kültürü arasındaki ilginç benzerlikleri ve bu alanda yaptığı çalışmaları Kırım Haber Ajansına (QHA) anlattı.

Şili ile Arjantin’in yerli bir halkı olan Mapuche kökenli olduğunu ifade eden Sepúlveda, Türkiye’de bulunduğu sırada Türklerin kendi kültürlerine duydukları derin saygıdan etkilendiğini ve bunun kendisinin köklerini yeniden keşfetmeye sevk ettiğini belirtti.

Erzurum Atatürk Üniversitesinde eğitim alırken Türkler ile Amerikalı yerliler arasında benzerlikler keşfettiğini söyleyen Sepúlveda, “Günlük yaşamımda en basit jestlerde bile bana çok tanıdık gelen şeyleri fark ettim, misafirperverlik, büyüklere saygı ve geleneklere duyulan sevgi gibi. Sanki dünyanın başka bir yerinde kendimin bir parçasını yeniden tanımış gibi hissettiğim canlı bir topluluk etiği ve kolektif hafıza ile karşılaştım.” diye konuştu.

“AMERİKALI YERLİ HALKLAR İLE TÜRKLER ARASINDA BENZERLİKLER VAR”

Kendi kültürü ile Türk kültürü arasında yapısal benzerliklerin olduğunu söyleyen Sepulveda, “Süreç içerisinde kendi kültürüm ile Türk dünyası halkları arasında, özellikle toplumsal örgütlenme biçimleri ve dünya görüşleri açısından yapısal benzerlikler fark etmeye başladım. Bu keşif merakımı uyandırdı ve beni Türk dillerini incelemeye yöneltti. Türkiye bu anlamda benim için akademik bir giriş kapısı oldu, fakat zamanla ilgim tüm Türk dünyasına doğru genişledi.” ifadelerini kullandı.

Sepulveda, 2018 yılında Türkistan’ı trenle gezdiğini bu seyahatlerinde gördüğü Türklerin gelenekleri, kıyafetleri, dansları ve mutfak kültürünün kendisini derinden etkilediğini aktardı.

Türk dünyasını yakından tanıma fırsatı bulmasının ardından Amerikan yerlileri ile Türkler arasındaki benzerliklere dair düşüncelerinin daha karmaşık hâle geldiğini ifade eden Sepúlveda, “Artık yüzeysel benzerliklerden değil, karşılaştırılabilir kültürel yapılardan söz ediyorum. Toprağın bir özne olarak görülmesi, sözlü geleneğin bilginin aktarımındaki rolü ve hayvanların sembolik aracılar olarak önemi. Ayrıca, Güney Amerika’daki yerli dillerle, örneğin Quechua ile özellikle morfoloji ve bazı kelime hazinesi açısından belirli dilsel yakınlıklar olduğunu gördüm.” dedi.

"HAYVANLAR, HAFIZANIN VE MANEVİYATIN CANLI BİR PARÇASIDIR"

Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesinde, ünlü Kırgız yazar Cengiz Aytmatov üzerine doktora çalışması yaptığını belirten Sepulveda, Aytmatov’un Türk dünyasının en büyük yazarlarından birisi olarak kabul edildiğini ve eserlerinde Kırgızistan’ın geleneklerine ve onuruna derinlemesine nüfuz edebilmeyi sağlayan zengin bir edebî evren oluşturmayı başaran bir yazar olduğunu kaydetti.

Hayvan adları üzerine etimolojik çalışmalar da yapan Sepulveda, “Dünyadaki birçok yerli halkta hayvanlar, hafızanın ve maneviyatın canlı bir parçasıdır. Örneğin; at, geyik ya da ayı gibi bazı hayvanların farklı dillerde benzer adlara sahip olması değil, aynı zamanda benzer sembolik roller üstlenmesi özellikle dikkatimi çekiyor. Bu durum coğrafi olarak uzak olsalar da dünyayı algılama ve anlama biçimlerine işaret ediyor.” şeklinde konuştu.

“KIRIM TATARLARI BÜYÜK ACILARA RAĞMEN KİMLİKLERİNİ CANLI TUTABİLDİLER”

Kırım Tatarlarının sürgün edilmeleri karşısında direniş ve hafızayla şekillenmiş bir tarihe sahip olduklarının altını çizen Sepúlveda, “Kırım Tatarları büyük acılar yaşamalarına rağmen kimliklerini canlı tutmayı başarmışlardır. Kültürlerini, dil ve gelenekler aracılığıyla kuşaktan kuşağa aktarmaları bana çok değerli geliyor. Bu hem bir güç örneği hem de kendi tarihleriyle bağlarını korumanın önemini gösteriyor.” diye konuştu.

Amerika’daki yerli halklar üzerine yapılan çalışmalar ile Türkoloji arasında akademik etkileşimlerin güçlendirilmesinin son derece zenginleştirici olacağına inandığını ifade eden Sepúlveda, “Yaklaşık bir ay önce Buenos Aires’te Latin Amerika’daki ilk Türkoloji konferansının düzenlenmesi, bu bölgeyi Türk dünyasıyla buluşturma ve bu alana olan ilgiyi artırma açısından önemli bir adımdı. Aynı doğrultuda, Amerika’daki yerli halkların bilgi birikimini de Türk dünyasında görünür kılmak büyük önem taşıyor. Bu tür köprüler, yeni ve ortak bakış açıları geliştirmemize yardımcı olur.” dedi.