
Türk Devletleri Teşkilatının (TDT) 13. Zirvesi’ni değerlendiren Türk Politikası Araştırmaları Vakfı (TÜRPAV) Başkanı Gazi Üniversitesi Öğr. Üyesi Dr. Sinan Demirtürk, Türk dünyasının ortak meselelerinin yanı sıra işgal altındaki bölgelerde yaşayan Türk topluluklarının kültürel haklarının ve siyasi temsillerinin korunması gerektiğini belirtti. Demirtürk, TDT bünyesinde devletsiz Türk topluluklarının temsil edilebileceği bir kültür ve siyaset komisyonu kurulmasını önerdi.
Kırım Haber Ajansına (QHA) konuşan Demirtürk, Ankara’da düzenlenen TDT 13. Zirvesi’nde bölgesel güvenlik, enerji arzı, Orta Koridor ve Türk devletleri arasındaki ekonomik entegrasyon konularının öne çıkmasını beklediğini ifade etti. Demirtürk, Hürmüz ve Babülmendep boğazlarında yaşanan enerji nakli sorunlarının, Hazar Havzası üzerinden uzanan güzergâhların ve Türkiye ile Azerbaycan’ın doğu-batı bağlantısındaki stratejik konumunun önemini vurguladı.
“TÜRK DÜNYASININ ORTAK SORUNLARI ELE ALINMALI”
Zirvede Türk devletleri arasındaki ikili ilişkilerin geliştirilmesinin ve savunma, siyaset ve kültür alanlarında yeni anlaşmalar yapılmasının da gündemde olabileceğini kaydeden Demirtürk, TDT’nin 2040 vizyonu doğrultusunda ortak hedefler ve uygulama mekanizmalarının ele alınmasının önemine dikkati çekti.
Demirtürk, bağımsız Türk cumhuriyetleri arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesinin yanı sıra devlet sahibi olmayan veya işgal altındaki bölgelerde yaşayan Türk topluluklarının durumunun da teşkilatın gündeminde yer alması gerektiğini söyledi.
"TÜRK TOPLULUKLARININ HAKLARI KORUNMALI”
Irak ve Suriye’den işgal altındaki Kırım’a, Doğu Türkistan’dan Ahıska Türklerine, Altay ve Saha bölgelerinden Balkanlar’a kadar geniş bir coğrafyada yaşayan Türk topluluklarının kültürel haklarına değinen Demirtürk, bu toplulukların kimliklerinin, siyasi temsillerinin ve kültürel varlıklarının korunmasına yönelik daha kapsamlı çalışmalar yapılması gerektiğini ifade etti. Demirtük şu ifadeleri kullandı:
Bu da son derece önem taşıyor. Ancak bizim bu anlamda bütün karar alıcılara yönelik temel yaklaşımımız ve temel duyurumuz, özellikle bağımsız Türk Cumhuriyetleri’nin kendi aralarındaki ilişkileri temel almak kaydıyla, işgal altındaki bölgelerde ve diğer Türk topluluklarında kaybolmakta olan dillerin ve lehçelerin varlığı noktasında daha önemli tedbirlerin alınmasıdır. Irak’tan Suriye’ye, işgal altındaki Kırım’dan Doğu Türkistan’a, Ahıska Türkleri meselesinden Altay, Saha ve Şor bölgelerine, Balkanlarda Türkçenin varlığına kadar çok geniş bir zeminde, özellikle bağımsızlığına kavuşamamış toplulukların ya da işgal altındaki toplulukların kültürel hakları, kimlikleri, siyasi temsiliyetleri ve bağımsız Türk Cumhuriyetleri içerisindeki tanınma oranları ile kültürel tanınmaları noktasında da önemli çalışmaların yapılması beklenir.
Demirtürk, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) kültürel ve siyasi tanınırlığının artırılmasının da Türk dünyası gündeminde önem taşıdığını kaydetti.
TDT BÜNYESİNDE KÜLTÜR VE SİYASET KOMİSYONU ÖNERİSİ
TDT’nin kurumsal gelişimi ve Türkiye’nin dönem başkanlığı sürecinde atılabilecek adımlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Demirtürk, devletsiz Türk topluluklarının teşkilat bünyesinde temsil edilmesine yönelik bir mekanizma oluşturulmasını önerdi.
Azerbaycan ve Kazakistan’daki aydınlar arasında da gündeme geldiğini belirttiği bu öneri kapsamında, Ukrayna’nın gözlemci olarak teşkilata katılması ihtimalini ve diğer Türk topluluklarının temsilcilerinin yer alabileceği bir alt komite ya da kültür ve siyaset komisyonu kurulmasını gündeme getiren Demirtürk, böyle bir yapının toplulukların siyasi temsili, kültürel kimlikleri ve geleceklerine ilişkin meselelerin daha kapsamlı biçimde ele alınmasına imkân sağlayacağını ifade etti.