
Kırgızistan’ın tanınmış eğitimcilerinden, pedagog ve toplum aktivisti Roza (Rozetta) Aytmatova, 26 Ekim 2026 tarihinde 89 yaşında hayatını kaybetti. Dünyaca tanınan Kırgız yazar Cengiz Aytmatov’un kız kardeşi olan Aytmatova, eğitim alanındaki çalışmaları, kadın haklarının korunmasına yönelik faaliyetleri ve Aytmatov ailesinin mirasını yaşatma çabalarıyla tanınıyordu.
HAYATI VE BİLİMSEL ÇALIŞMALARI
8 Mart 1937’de Moskova’da dünyaya gelen Roza Aytmatova, henüz bebeklik dönemindeyken ailesini derinden etkileyecek büyük bir trajediyle karşılaştı. Babası Törekul Aytmatov, Stalin döneminin siyasi baskıları sırasında tutuklandı ve 5 Kasım 1938’de kurşuna dizildi. Roza, babasını tanıma fırsatı bulamadan büyüdü. Çocukluğu, babasının yokluğu ve annesi Nâgima Aytmatova’nın ailesini ayakta tutma mücadelesi içerisinde şekillendi.
Eğitim hayatını Kırgızistan’da sürdüren Roza Aytmatova, V. V. Mayakovskiy Kırgız Kadınlar Pedagoji Enstitüsünün fizik-matematik bölümünden mezun oldu. Lisansüstü çalışmalarının ardından bilimsel faaliyetlerde bulundu; Kırgızistan Bilimler Akademisinde araştırmacı olarak çalıştı ve üniversitede öğretmenlik yaptı. Akademik yöneticilik görevleri de üstlenen Aytmatova, hayatını bilim ve eğitime adayan isimlerden biri oldu.
Onun meslek hayatı, yalnızca bireysel bir başarı hikâyesi değildi. Eğitimli insan yetiştirmenin, bilimsel düşüncenin ve kadınların toplum hayatında daha güçlü bir yer edinmesinin önemine inanıyordu. Bu yaklaşımını ilerleyen yıllarda sivil toplum çalışmalarına da taşıdı.
KADIN HAKLARI VE TOPLUMSAL SORUMLULUK
Roza Aytmatova, bağımsız Kırgızistan’da kadın hakları alanında çalışan önemli isimlerden biri olarak tanındı. 1995 yılında Pekin’de düzenlenen Dünya Kadın Konferansı’na katıldı. 1996’da meslektaşlarıyla birlikte Kadınlara Yardım Merkezini kurdu ve merkezin çalışmalarında aktif rol aldı.
Kadınların eğitim olanaklarına erişmesi, toplumsal hayata katılması ve haklarının korunması için çaba gösterdi. Kadınlara yönelik ayrımcılığın ortadan kaldırılmasını amaçlayan uluslararası sözleşmelerin Kırgızca çeviri çalışmalarına katkı sundu. Bu faaliyetler, kadın haklarına ilişkin kavramların Kırgız toplumunda ve hukuk dilinde daha fazla yer bulması açısından önem taşıyordu.
Roza Aytmatova’nın hayatına bu açıdan bakıldığında, onun geçmişin acılarını hatırlamakla yetinmeyen, yaşadığı toplumun geleceği için de sorumluluk üstlenen bir aydın olduğu görülür. Eğitim, bilim, insan hakları ve tarihî hafıza, onun hayatında birbirini tamamlayan alanlardı.
BABASI TÖREKUL AYTMATOV: HİÇ TANIYAMADIĞI BİR İNSANIN İZİNDE
Törekul Aytmatov, Sovyet Kırgızistanı’nın siyasal ve toplumsal hayatında görev almış bir devlet adamıydı. 1930’lu yıllarda Stalin yönetiminin siyasi baskıları sırasında tutuklandı ve 1938’de idam edildi. Ailesine uzun süre gerçek akıbeti hakkında doğru bilgi verilmedi. Yıllar boyunca bir belirsizlik içerisinde yaşayan ailesi için bu durum, yalnızca bir kayıp değil, aynı zamanda cevapsız bırakılmış bir tarihî soruydu.
1991 yılında Kırgızistan’ın Çon-Taş bölgesinde, 1938’de öldürülen kişilerin kalıntılarının bulunduğu toplu mezarın ortaya çıkarılması, bu karanlık dönemin gerçeklerinin anlaşılması bakımından önemli bir dönüm noktası oldu. Burada 137 kişinin naaşı bulunmuştu. Törekul Aytmatov da bu kurbanlar arasındaydı. Daha sonra bu alan, siyasi baskıların kurbanlarını anmak amacıyla oluşturulan Ata-Beyit Anıt Kompleksi’ne dönüştü.
Roza Aytmatova’nın babasıyla ilişkisi, alışılmış bir baba-kız ilişkisinden çok farklıydı. Babası tutuklandığında henüz bebekti; onunla ilgili hatıralarını annesinin anlattıklarından, aile büyüklerinden, belgelerden ve geçmişi bilen insanların tanıklıklarından oluşturdu. Babasını tanıyamamış olmasına rağmen, hayatının önemli bir bölümünü onun kim olduğunu anlamaya ve geride bıraktığı tarihî mirası gelecek kuşaklara aktarmaya adadı.
2017 yılında Özgürlük Radyosu Kırgızistan Servisine verdiği röportajın başlığı, bu özlemi açık biçimde ifade ediyordu: “Babamı görmeyi hayal ediyordum…”
Roza Aytmatova’nın bu arayışı, zamanla kişisel bir özlemin ötesine geçti. Babasının hayatını araştırmak, onun adını yeniden görünür kılmak ve siyasi baskıların kurbanlarını hatırlatmak, tarihî bir sorumluluğa dönüştü.
Bu yönüyle Roza Aytmatova, yalnızca kendi ailesinin geçmişini araştıran bir evlat değil, Kırgızistan’ın yakın tarihindeki acıların unutulmaması için çalışan bir hafıza taşıyıcısıydı.
Roza Aytmatova, 2009 yılında yayımlanan ve Türkçeye “Tarihin Boş Bırakılmış Sayfaları” şeklinde çevrilebilecek eserinde, babası Törekul Aytmatov’un hayatını, ailenin yaşadıklarını ve Stalin döneminin siyasi baskılarını ele aldı.