
Rusya’dan, Türkistan kökenli göçmenlerin Ukrayna’daki savaşa zorla ya da vaatlerle gönderildiğine dair yeni hikâyeler gelmeye devam ediyor. Gayriresmî tahminlere göre, binlerce Türkistanlı erkek Rus ordusu saflarında Ukrayna savaşına katıldı.
Bunların bir kısmı yüksek maaş vaadiyle ikna edilirken, özellikle tutuklu ve hükümlü olanların önemli bir bölümü baskı ve zorlamayla sözleşme imzalamaya mecbur bırakıldı. Son dönemde bu sürecin kadınları da kapsadığına dair ciddi iddialar gündeme geliyor.
Azatlık Radyosunun 10 Şubat 2026 tarihinde gündeme getirdiği habere göre; bu isimlerden biri, güvenlik gerekçesiyle adı değiştirilen 18 yaşındaki Dilbar. Birkaç aydır Rusya’nın Omsk kentindeki bir tutukevinde bulunan Dilbar, cezaevi görevlileri tarafından dövüldüğünü, elektroşokla işkence gördüğünü ve tehdit edildiğini anlatıyor. Uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla yargılanmayı bekleyen genç kadın, 15 yıla kadar hapis cezası ile Ukrayna’daki savaşa gitmek arasında seçim yapmaya zorlandığını söylüyor. Suçlamaları reddeden Dilbar’ın durumu, kadın göçmenlerin de savaşa gönderilmek üzere hedef alındığı iddialarını yeniden gündeme taşıdı.
Dilbar, kısa süre önce annesine yazdığı mektupta yaşadığı çaresizliği şu sözlerle dile getirdi ve “Anne, beni affet. Bana uzun bir ceza verirlerse savaşa gideceğim. Orada para verecekler ve bir yıl sonra özgür olacağım.” dedi.
TÜRKİSTANLI KADINLAR UYDURMA SUÇLARLA YARGILANIYOR
Dilbar, Kırgızistan’ın Oş kentinden Rusya’ya taşındıktan yaklaşık bir yıl sonra, 2025 yılı ekim ayında Omsk’ta arkadaşlarıyla gezerken gözaltına alındı. İnsan hakları savunucuları, Türkistanlı göçmenlerin kadınlar dâhil olmak üzere sıklıkla uydurma uyuşturucu suçlamalarıyla hedef alındığını belirtiyor.
Genç kadının kız kardeşi, Dilbar’a Ukrayna’da Rus ordusunda aşçı olarak görev yapmasının teklif edildiğini, bir yıllık hizmet karşılığında 2 milyon ruble (yaklaşık 26 bin dolar) ödeme ve sözleşme sonunda serbest bırakılma vaadinde bulunulduğunu söyledi. Kız kardeşi, onu bu teklifi kabul etmemesi için ikna etmeye çalıştığını belirterek, “Ukrayna’ya gidenlerin çoğunun sağ dönmediğini sık sık duyuyoruz.” dedi.
Ailenin babasının da 2023’te Rusya adına savaşa gönderildiği ve hâlen kayıp olduğu bildirildi.
TUTUKLU VE HÜKÜMLÜLERİN HEDEF ALINMASI
Rusya, Ukrayna’daki savaşta yaşanan asker kayıplarını telafi etmek ve yeni bir seferberlikten kaçınmak amacıyla on binlerce mahkûmu cepheye gönderdi. Karşılığında ceza indirimi ya da affa yakın vaatler sunuldu. Hak savunucularına göre bu süreçte Rusya vatandaşları ve yabancılar dâhil yüzlerce kadın da sözleşme imzalamaya zorlandı. Bazıları doğrudan askerî görevlere, bazıları ise aşçı, temizlikçi, hemşire ya da sağlık görevlisi olarak gönderiliyor.
Benzer bir durum, Moskova yakınlarındaki Vladimir kentinde 12 yıl hapis cezası çeken Kırgız Türkü Gülbarçın için de gündeme geldi. Gülbarçın, 2023 sonunda ailesine yazdığı mektupta cezaevi yönetiminin savaşa gönderilmek üzere “uzun cezalılardan” bir liste hazırladığını, ancak kendisinin bu teklifi reddettiğini aktardı.
Özbekistan merkezli insan hakları örgütü Ezgulik, Rusya’da cezaevinde bulunan onlarca Özbek Türkü kadının yakını tarafından gönderilen şikâyet mektuplarını aldığını duyurdu. Mahkûm yakınları, kadınların aç bırakma ve psikolojik baskı gibi yöntemlerle “ikna edilmeye” çalışıldığını öne sürüyor. Oğlu Rusya’da cezaevinde olan Umida, “Bazı kadınlara 10 gün boyunca yemek verilmedi. Savaşa gitmemek için intihara kalkışanlar oldu.” dedi.
“GÖNÜLLÜ” İDDİASI VE GERÇEKLER
Rus yetkililer, kadınların zorla savaşa gönderildiği iddialarını reddederek, tüm hizmetlerin gönüllülük esasına dayandığını savunuyor. Resmî verilere göre Rus Silahlı Kuvvetlerinde 37 binden fazla kadın asker olarak görev yapıyor, yaklaşık 270 bin kadın ise orduda sivil pozisyonlarda çalışıyor. Ancak Savunma Bakanlığı, özellikle yabancı uyruklu kadınların cepheye gönderilmesine dair ayrıntılı veri paylaşmıyor.
Kırgız Türkü göçmenlik hukukçusu Mirlan Toktobekov, Türkistanlı kadınların çoğunlukla destekleyici görevlerde çalıştığını, ancak bazılarının doğrudan çatışma birliklerine de gönderildiğini belirtti ve “Onarım birliklerinde çalışanlar var, ama cephede savaşan kadınlar da bulunuyor. Sayıları erkeklere kıyasla az, fakat varlar.” dedi.
Rusya’da tutuklu hakları alanında tanınmış bir isim olan insan hakları savunucusu Olga Romanova ise kadın mahkûmların sistematik biçimde yanıltıldığını vurgulayarak, “Kadın cezaevlerinde internet yok. Sadece televizyonda gösterileni biliyorlar. Hemşire olacaklarını sanıyorlar. Gerçekte nereye gönderildiklerini anlamıyorlar.” ifadelerini kullandı.
Hak savunucularına göre bu tablo, Ukrayna’daki savaşın sadece cephede değil, Rusya’daki göçmen ve cezaevi sistemleri üzerinden de ağır insan hakları ihlallerine yol açtığını gösteriyor.