
Türk Atlantik Konseyi (ATA Türkiye) ve Hariciye Dış Politika ve Güvenlik Araştırmaları Merkezi tarafından düzenlenen "NATO Zirvesi Diyalogları" etkinliği kapsamında Ankara'da "Ukrayna'nın Avrupa Güvenlik Mimarisine Entegrasyonu: Ortaktan Güvenlik Sağlayıcısına" başlıklı panel düzenlendi.
Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneğinin (TÜSİAD) ev sahipliğinde düzenlenen panelde Ukrayna-Rusya Savaşı, Avrupa güvenliği ve Ukrayna'nın Avrupa-Atlantik güvenlik mimarisindeki geleceği ele alındı.
Türk Atlantik Konseyi ile Hariciye Dış Politika ve Güvenlik Araştırmaları Merkezi tarafından düzenlenen panelin moderatörlüğünü Arnavutluk Atlantik Konseyinden Juxhina Sotiri Gjoni üstlendi.
Panele, Türkiye'nin eski NATO Daimî Temsilcisi ve ATA Türkiye Başkanı Büyükelçi Mehmet Fatih Ceylan, Münih Güvenlik Konferansı (MSC) Kıdemli Araştırmacısı Nico Lange, Ukrayna Milletvekili Oleg Dunda ile Fransız düşünce kuruluşu Eastern Circle'ın Operasyon Direktörü ve Analisti Daryna Patiuk konuşmacı olarak katıldı.
"UKRAYNA'DAN ALINACAK ÇOK DERS VAR"
ATA Türkiye Başkanı Büyükelçi Ceylan, 2022'den bu yana Ukrayna'nın Rusya'ya karşı "bağımsızlık savaşı" verdiğini belirtti ve "Ukrayna'nın, müttefiklerinin ve ortaklarının yardımıyla kahramanca bir cesaret, metanet ve her şeyden önce saldırganlığa karşı direnç gösterdiği açıkça görülüyor. Bence Ukrayna'nın savaştan bu yana gösterdiği dirençten, sadece hükûmet düzeyinde değil, toplumsal düzeyde de alınabilecek birçok ders var." dedi.
Ukrayna'da devam eden savaşın, hükûmetin bütüncül yaklaşımının toplumun bütüncül yaklaşımıyla birleştiğinin bir kanıtı olduğunu ve Ukrayna'nın bunun nasıl başarılabileceğine yönelik bir örnek olduğunu vurgulayan Ceylan, ülkenin savunma ekosisteminin yeniliklere ve ortaya çıkan yıkıcı teknolojilere yatırım yapılarak çok kısa bir süre içinde nasıl inşa edilebileceğinin de gösterildiğine değindi.
Ceylan, "Ukrayna, 21. yüzyıl savaşında savaş alanı doktrinlerini ve uygulamalarını dönüştürmede çok önemli bir rol oynamıştır. Tanıdığım birçok Avrupa ordusu, Ukrayna'nın başarılarını yakından takip ediyor ve saldırgana karşı direnç oluşturma konusunda, sahip olduğu geniş yetenek envanteri sayesinde endüstriyel dersler çıkarıyor." ifadelerini kullandı.
Ukrayna'nın geleneksel savunma araçları ile havada, karada, denizde, siber ve uzayda ortaya çıkan ve yıkıcı teknolojilerin sunduğu avantajlar arasında doğru dengeyi kurma yeteneğini kanıtladığını belirten Ceylan, bunun da Ukrayna'nın çok alanlı operasyonlar kavramını savaş alanında başarıyla kullanma konusunda gösterdiği bir örnek olduğunu söyledi.
Ceylan, Ukrayna'nın buna rağmen bazı alanlardaki eksiklikleri için Avrupa'nın desteğine, özellikle mali kaynaklara ihtiyaç duyduğunu hatırlatarak, "Bu, saldırganlara karşı caydırıcılığı güçlendirecek bir Avrupa yatırımı olarak görülmelidir. Ukrayna savunma sanayisiyle ortaklık kurmak, Avrupa'nın da çıkarınadır. Avrupa, zirvenin öncelikli konularından biri olan savunma sanayi tabanını genişletmeyi ve bu etkiyi ölçeklendirmeyi hedeflemektedir ve pratikte de tam olarak bu gerçekleşmektedir." dedi.
"UKRAYNA VE TÜRKİYE AVRUPA GÜVENLİĞİNİN AYRILMAZ PARÇASI"
Münih Güvenlik Konferansı (MSC) Kıdemli Araştırmacısı Lange, panelde yaptığı konuşmada, Ukrayna-Rusya Savaşı'nın Avrupa güvenliği açısından önemli dersler içerdiğini belirterek, Ukrayna ve Türkiye'nin Avrupa'nın güvenlik mimarisinde kritik rol oynadığını söyledi.
Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırılarının Moskova'nın gerçek yüzünü ortaya koyduğunu ifade eden Lange, Ukraynalıların gösterdiği direnişin tüm dünya tarafından dikkatle incelendiğini belirtti.
Ukrayna'nın yalnızca direnç gösteren bir ülke olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Lange, "Ukraynalılar başkalarının kendilerine hayranlık duymasıyla ilgilenmiyor. Onlar savaşı kazanmak istiyor." dedi.
Rusya'nın öncelikle durdurulması gerektiğini söyleyen Lange, yalnızca mali yardım sağlamanın yeterli olmayacağını belirterek, asıl önemli olanın güçlü bir caydırıcılık oluşturmak olduğunu ifade etti.
Avrupa'nın güvenlik ve savunma kapasitesini ABD'ye bağımlı olmadan güçlendirmesi gerektiğini dile getiren Lange, bu süreçte Ukrayna ve Türkiye'nin yalnızca askerî güçleriyle değil, savunma sanayileri ve teknolojik kapasiteleriyle de önemli katkı sağlayabileceğini söyledi.
Lange, Ankara'daki NATO Zirvesi'nin Ukrayna ve Türkiye'nin Avrupa güvenliğine katkılarının daha fazla takdir edilmesi için önemli bir fırsat olduğunu belirterek, her iki ülkenin de Avrupa güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.
ABD'nin giderek daha fazla kendi ulusal çıkarlarına odaklandığını belirten Lange, Avrupa'nın kurallara dayalı güvenlik düzenini güçlendirmesi ve daha dengeli bir güvenlik mimarisi oluşturması gerektiğini sözlerine ekledi.
GELECEĞİN SAVAŞLARINI İNSANSIZ TEKNOLOJİLER BELİRLEYECEK
Ukrayna Milletvekili Oleg Dunda, geleceğin savaşlarında insansız teknolojilerin belirleyici olacağını belirterek, mürettebatsız gemilerin, tankların ve büyük insansız hava araçlarının (İHA) önümüzdeki yıllarda savaş alanında yaygın şekilde kullanılacağını söyledi.
Savaş teknolojilerinde yeni bir döneme girildiğini ifade eden Dunda, buna paralel olarak güvenlik anlayışının ve askerî bakış açısının da değişmesi gerektiğini vurguladı.
Rusya'nın savunma harcamalarının Ukrayna'dan daha yüksek olmasına rağmen bunun tek başına belirleyici olmadığını dile getiren Dunda, sorunun mevcut finansman modeli ve geleneksel askerî önceliklerde olduğunu söyledi.
Yeni uçak gemileri, üsler ve savaş gemileri inşa etmenin artık eski yaklaşımı temsil ettiğini belirten Dunda, önceliklerin değişmesi gerektiğini ifade etti.
Dunda, başarılı olabilmek için önce zihniyetin, ardından askerî doktrinin yenilenmesi; sonrasında ise muharebe sahasında askerlerin rolü ile silah sistemlerinin kullanım anlayışının yeniden şekillendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
UKRAYNA'NIN GÜCÜ HIZLI İŞ BİRLİĞİ VE SAHADAN GELEN GERİ BİLDİRİM
Fransız düşünce kuruluşu Eastern Circle'ın Operasyon Direktörü ve Analisti Patiuk, savaş teknolojilerinin başarısında ekosistem ve kurumlar arası iş birliğinin belirleyici olduğunu söyledi.
Patiuk, savaş alanındaki askerlere ihtiyaçlarının doğrudan sorulmasının teknoloji geliştirme sürecini hızlandırdığını belirterek, bu hızlı iletişimin hem yeni teknolojilerin geliştirilme biçimini hem de bunlardan kimlerin faydalanacağını değiştirdiğini ifade etti.
Ukrayna'nın savaşta direnç göstermesinin temel nedenlerinden birinin kamu kurumları, özel sektör, ordu, üniversiteler ve mühendisler arasındaki güçlü koordinasyon olduğunu vurgulayan Patiuk, bu iş birliğinin ülkenin savunma kapasitesini önemli ölçüde artırdığını söyledi.