
Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Daimî Temsilciliğinin, 30 Ağustos Uluslararası Zorla Kaybedilenler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Rusya’nın Kırım’ı 2014’te işgal etmesinin ardından zorla kaybetmelerin baskı ve sindirme aracı olarak kullanıldığını bildirdi.
Temsilciliğin sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, zorla kaybetme vakalarının özellikle aktivistler, gazeteciler, insan hakları savunucuları ve Kırım Tatarları arasında görüldüğü, zamanla mağdur grubunun daha geniş bir sivil kesimi kapsadığı belirtildi.
Açıklamada, “Kırım Süreci” adlı sivil toplum kuruluşunun verilerine göre, 2014-2026 yıllarında Rusya’nın geçici işgali altındaki Kırım’da en az 125 zorla kaybetme vakasının kayda geçirildiği ifade edildi. Bu vakaların 39’unda kayıp kişilerin akıbetinin hâlen bilinmediği aktarılan açıklamada, 2023’ten bu yana 62 kişinin uzun süreli özgürlükten yoksun bırakmayla sonuçlanan kaybetme vakalarının mağduru olduğu, bunlardan en az 24’ünün hukuki statüsünün belirlenmediği ve tamamen tecrit altında tutulduğu kaydedildi.
Ayrıca, insan hakları savunucularının, kişilerin kaçırılması, dış dünyayla iletişim kurmalarına izin verilmeden tutulması, işkenceye maruz bırakılması ve nerede olduklarına ilişkin bilgilerin gizlenmesi gibi uygulamaları sistematik şekilde belgelediği belirtildi.
Açıklamada ayrıca, yasa dışı şekilde özgürlüğünden mahrum bırakılan kişilerin durumlarının daha sonra hukuken meşru gösterilmeye çalışıldığı ifade edildi.
ERVİN İBRAGİMOV’UN AKIBETİ 10 YILDIR BİLİNMİYOR
Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Yönetim Kurulu Üyesi ve Kırım Tatar aktivist Ervin İbragimov’un 24 Mayıs 2016’da kaçırıldığı hatırlatılarak, zorla kaybetmelerin sembol isimlerinden biri olmaya devam ettiği belirtildi. İbragimov’un kaçırılmasının üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen akıbetinin hâlen bilinmediği kaydedildi.
RUSYA'YA ÇAĞRI
Kırım Daimî Temsilciliği, Rusya’ya zorla kaybetme uygulamasına son verme ve yasa dışı şekilde özgürlüğünden mahrum bırakılan tüm kişilerin akıbetleri hakkında bilgi verme çağrısında bulundu.
Açıklamada, bu kişilerin avukatlara, tıbbi yardıma ve ailelerine erişiminin sağlanması ve uluslararası izleme mekanizmalarının tutuldukları yerlere erişimine izin verilmesi gerektiği vurgulandı.
Temsilcilik, “Her kişinin akıbeti belirlenmeli. Yasa dışı şekilde özgürlüğünden mahrum bırakılan herkes serbest bırakılmalı. Her sorumlu hesap vermeli.” ifadelerini kullandı.