
Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik topyekûn işgal girişimi ve saldırıları sadece insani ve askerî yıkıma yol açmakla kalmıyor, küresel iklim dengesini ve doğal ekosistemleri de ağır şekilde tahrip ediyor. Türkiye’nin 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde, 21 Ekim’de Ukrayna’nın başkenti Kıyiv’de "Pre-COP31: Ukrayna'nın İklim Politikası: Küresel Zorluklar Ortasında Ulusal Dayanıklılık İçin Çözümler" başlıklı konferansı yapıldı.
Devlet yetkilileri, yabancı diplomatlar, çevre uzmanları ve sivil toplum temsilcilerinin katıldığı etkinlikte; savaşın neden olduğu karbon salımı, çevre tahribatı ve Rusya’nın uluslararası iklim raporlarındaki usulsüzlükleri masaya yatırıldı.
Savaş ve iklim değişikliğinin yıkıcı sonuçlarından en çok etkilenen bölgelerin başında ise işgal altındaki Kırım Yarımadası geliyor. Bölgeye erişim imkânının bulunmaması nedeniyle Ukrayna çevresel hasarı tam olarak ölçümleyemezken; işgalci Rusya, Kırım ve zapt ettiği diğer Ukrayna topraklarını yasa dışı şekilde kendi iklim raporlamasına dâhil etmeyi sürdürüyor. Ukrayna yönetimi, savaşın ekolojik bilançosunu belgelerken Rusya’nın uluslararası iklim sorumluluğunu dünya gündemine taşımaya hazırlanıyor.
“SAVAŞIN 4 YILLIK BİLANÇOSU: 311 MİLYON TON KARBONDİOKSİT SALIMI"
Ukrayna Ekonomi ve Çevre Bakan Yardımcısı Oleksandr Krasnolutskıy, toplantıda yaptığı açıklamada Rus saldırganlığının doğrudan küresel bir iklim tehdidi olduğunu vurguladı. Krasnolutskıy, savaşın çevresel faturasını şu verilerle aktardı:
Savaş doğrudan bir iklim unsurudur. Rusya’nın tam ölçekli saldırganlığının dört yılı boyunca atmosfere yaklaşık 311 milyon ton karbondioksit eşdeğeri sera gazı salındı. Bu miktar, bazı Avrupa ülkelerinin bir yıllık toplam emisyonuna denk gelmektedir. Tanklar, füzeler, orman ve bozkır yangınları, vurulduğu için dizel jeneratörlere geçmek zorunda kalan enerji sistemleri bu faturayı oluşturuyor. 3 milyon hektar orman çatışmalar ve yangınlar nedeniyle zarar gördü.
Doğa koruma alanlarımızın beşte biri darbe altında. Türkiye ile paylaştığımız Karadeniz’de mayınlar, batan mühimmatlar ve Kahovka Barajı’nın patlatılması sonrası binlerce ton kirlilik denize karıştı. Dolayısıyla küresel iklim güvenliğinden bahsettiğimizde, klasik anlamdaki güvenliği göz ardı edemeyiz. Enerjiyi silaha, çevreyi ise savaş alanına dönüştüren bir saldırgan, tüm dünyanın iklim hedeflerini tehdit etmektedir.
Etkinlikte Ukrayna’nın savaş kaynaklı emisyonları sistematik olarak hesaplamaya 2022 yılında başladığı hatırlatıldı. Bu veriler, Avrupa Konseyi himayesinde kurulan Ukrayna Zarar Kayıt Defteri gibi uluslararası mekanizmalarda Rusya’dan tazminat talep edilmesi sürecinde hukuki dayanak oluşturacak.
İŞGAL ALTINDAKİ KIRIM’DA EKOLOJİK YIKIM VE YERALTI SUYU TEHLİKESİ
Geçici olarak işgal altında bulunan Kırım Yarımadası’nda erişim engeli nedeniyle çevresel hasarın tam olarak tespiti zorlaşsa da ekolojik tehditler büyüyor. Konferansta Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirmelerde bulunan "Ekodıya" adlı sivil toplum kuruluşunun iklim uzmanları Olha Adamenko ve Marına Tsımbalyuk, Kırım’daki ana çevre sorunlarına dikkat çekti.
Kırım’da Rus ordusunun yürüttüğü askerî tatbikatlar, ormanlık alanların yol yapımı gerekçesiyle tahrip edilmesi, Ukrayna Kırmızı Kitabı’nda yer alan koruma altındaki türlerin yaşam alanlarının yok edilmesi ve Karadeniz’deki petrol sızıntıları büyük risk barındırıyor. Ayrıca, yeraltı sularının kontrolsüz kullanımı, suyun tuzlanma oranının artması ve iklim değişikliğine bağlı kuraklık, Kırım'ın su kaynaklarını tükenme noktasına getiriyor.
RUSYA’DAN KIRIM’I KENDİ İKLİM RAPORLARINA DAHİL ETME USULSÜZLÜĞÜ
Konferansta Rusya’nın uluslararası iklim raporlarındaki usulsüzlüklerine de parmak basıldı. Ukraynalı uzmanlar ve kurumların, Rusya’nın 2014’ten bu yana Kırım’ı kendi iklim ve çevre raporlarına yasa dışı şekilde dahil etmesini de uluslararası kamuoyunun gündemine taşıdığı vurgulandı.
İşgalci Rusya, Kırım’daki orman alanlarını kendi verilerine ekleyerek resmî orman varlığını yaklaşık 300 bin hektar yapay olarak artırdı. 2022 sonrasında ise Herson, Zaporijjya, Donetsk ve Luhansk’ın işgal altındaki kısımlarını da kendi raporlamalarına dâhil etmeye çalışıyor. Ukrayna, bu durumun hem uluslararası raporların güvenirliğini zedelediğini hem de işgalcilerin çevresel suçlarını örtbas etme çabası olduğunu belirtiyor.
UKRAYNA COP 31 ANTALYA’YA HAZIRLANIYOR
Antalya’da düzenlenecek COP31’de Ukrayna, iklim güvenliğinin askerî, enerjik ve insani güvenlikten bağımsız düşünülemeyeceğini uluslararası topluma aktarmayı hedefliyor. Rusya’nın Ukrayna’da yarattığı ekolojik yıkımın sınırları aştığı ve küresel iklim hedeflerine doğrudan darbe vurduğu vurgulanıyor.