Savaşın ekolojik bedeli: Ukrayna 272 bin hektarlık deniz koruma alanının kontrolünü kaybetti

Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaş nedeniyle Kırım ve Azak havzası kıyılarındaki yüz binlerce hektarlık deniz koruma alanı işgal altında bulunuyor. Uzmanlar, savaşın Karadeniz kıyısındaki tüm deniz koruma bölgelerini etkilediğini belirtiyor.

Haber Giriş Tarihi: 16.02.2026 20:27
Haber Güncellenme Tarihi: 16.02.2026 20:27
https://www.qha.com.tr/

Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik başlattığı topyekûn işgal süreci, doğa koruma alanlarında geri dönülemez bir yıkıma yol açıyor. Yapılan son bilimsel çalışmalara göre Ukrayna, Kırım ve Azak kıyılarında yer alan 272 bin hektardan fazla koruma altındaki deniz sahasının kontrolünü tamamen kaybetti.

Ukrayna Ulusal Bilimler Akademisi Deniz Biyolojisi Enstitüsü Müdür Yardımcısı ve Biyoloji Bilimleri Doktoru Viktor Demçenko, savaşın deniz ekosistemi üzerindeki yıkıcı etkilerini hazırladığı bilimsel raporla gözler önüne serdi. Suspilne tarafından aktarılan rapora göre, biyolojik çeşitlilik açısından en değerli bölgeler arasında gösterilen pek çok doğa koruma alanı şu an Rus işgali altında bulunuyor.

İşgal altındaki bölgeler arasında, Herson bölgesindeki "Carılgaç" Ulusal Doğa Parkı ile Mıkolayiv bölgesinde Rus kontrolünde kalan tek yer olan Kinburn (Kılburun) Burnu ve "Svyatoslav Beyaz Kıyıları" (Biloberezhia Sviatoslava) Ulusal Parkı gibi kritik ekosistemler yer alıyor. Demçenko, Karadeniz’in Ukrayna kontrolündeki kıyılarında dahi yaklaşık 460 bin hektarlık deniz koruma alanının doğrudan savaşın yıkıcı etkilerine maruz kaldığını vurguladı.

Savaşın doğal mirasa verdiği zarar sadece deniz sınırlarıyla da kısıtlı değil. Raporda yer alan çarpıcı verilere göre Avrupa'nın biyolojik çeşitliliğini korumayı amaçlayan Zümrüt Ağı (Emerald Network) dahil 27 alan işgal altında, 11 alan ise çatışma bölgesinde bulunuyor. Ayrıca uluslararası öneme sahip Ramsar Sulak Alanları'nın 10'u Rus işgali altında kalırken, 7'si çatışmaların doğrudan etkisi altında yaşam mücadelesi veriyor.

Bilim insanları, askerî faaliyetlerin, deniz mayınlarının ve kıyı şeridindeki tahkimatların deniz habitatlarını tahrip ettiğini, bunun sonucunda bölgeye özgü türlerin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını belirtiyor.