
Kırım’ın yasa dışı ilhak girişimin 12. yıl dönümü münasebetiyle Ukrayna Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, 16 Mart 2014’te Rusya’nın, Kırım Özerk Cumhuriyeti ve Akyar (Sivastopol) şehrinde Rus ordusunun gözetiminde düzenlenen sahte ve yasa dışı referandum düzenlendiği, Rus işgalcilerin bu hukuki yönden geçersiz eylemi birkaç gün içinde, Kırım Özerk Cumhuriyeti ve Akyar şehrinin yasa dışı ilhakı için bir bahane görünümü için yaratmak için kullandığı vurgulandı.
Ukrayna topraklarının bu şekilde işgal edilmesinin; "Ukrayna'nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü, BM Şartı'nı, Helsinki Nihai Senedi'ni ve diğer temel uluslararası hukuk belgelerini ağır şekilde ihlal ettiği" belirtildi.
159 KIRIM TATARI RUS ESARETİNDE
Açıklamada işgalin ardında Kırım Yarımadası'nın bir baskı merkezine dönüştüğü ifade edilirken Rusya’nın Kırım’ı "konuştukları dil, savundukları görüşler veya inançları yüzünden korkutulduğu, zulüm gördüğü ve hapse atıldığı kanunsuz bir bölgeye" döndüğü ifade edildi. İşgal yılları müddetince Rusya’nın Kırım Tatar Meclisinin (KTMM) faaliyetlerini yasa dışı bir şekilde yasakladığı ve Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin faaliyetlerinin de zorla askıya alındığının da hatırlatıldığı açıklamada Kırım’ın yerli halkı olan Kırım Tatarlarının acımasız bir baskıya maruz kaldığı ifade edildi. Rusya “1944'teki soykırımından sonra yetmiş yıl içinde ikinci kez Kırım Tatarlarının vatanını gasp etti” ifadelerinin yer aldığı açıklamada "300 kişinin siyasi olarak uydurulmuş davalar nedeniyle Rus esaretinde olduğu" ve bu kişilerden "159'unun Kırım Tatarı olduğu" bilgisi paylaşılarak, bu kişilerin derhal serbest bırakılması talep edildi.
KARADENİZ ANCAK KIRIM'IN İŞGALDEN KURTARILMASIYLA GÜVENLİ ALAN HÂLİNE GELECEK
Uluslararası hükûmet, sivil toplum örgütleri, insan hakları savunucuları ve aktivistlerin Rusya’nın Kırım’daki insan hakları ihlallerini takip etmeye davet edilen ifadeler de açıklamada yer alırken “İşgal rejiminin baskısına rağmen, işgale karşı direniş ve Ukrayna'yı kalplerinde taşıyan insanlar yarımadada varlığını sürdürüyor.” denildi.
Açıklamada, Kırım’da nüfusun etnik yapısının zorla değiştirildiği ve zorla seferberlik uygulandığı, ayrıca Rusya’nın kültürel miras alanlarını ve tarihi yerleri yok ederek uluslararası insancıl hukuk ihlal ettiği de vurgulanırken, işgalcilerin bütün bu suçlardan dolayı cezalandırılması istendi.
Kırım’ın askerileştirilmesinin bütün Karadeniz devletleri için olumsuz bir etkiye sahip olduğunun da altı çizilen açıklamada, Kırım’ın işgal altında olmasının yalnızca Ukrayna için değil, tüm Avrupa devletleri için bir güvenlik tehdidi olduğu, "Rusya, Kırım'ı fiilen bir askeri üsse ve Ukrayna'ya karşı daha fazla saldırganlık, Karadeniz bölgesinin ve genel olarak Avrupa'nın istikrarsızlaştırılması için bir sıçrama tahtasına dönüştürmüştür" sözleri ile vurgulandı. Öte yandan Karadeniz'in ancak Kırım'ın işgalden kurtarılmasıyla bir "güvenlik, refah ve barış alanı" haline gelebileceği kaydedildi.
ADALET SAĞLANANA KADAR “KIRIM SORUNU” UKRAYNA GÜNDEMİNDEN ÇIKARILMAYACAK
Açıklamada Kırım Özerk Cumhuriyeti ile Akyar şehrinin Ukrayna kontrolüne geri verilmesi talebi yinelenirken “Ukrayna devleti, yarımadanın Rus işgalini asla tanımayacak ve toprak bütünlüğünün yeniden sağlanması için mevcut tüm araçları kullanacaktır.” sözlerine yer verildi. Ukrayna’nın Kırım’ın işgalden kurtarılması maksadıyla özellikle Uluslararası Kırım Platformu’nun tüm boyutlarında olmak üzere, her çeşit uluslararası platformu ve hukuk mekanizmasını kullanmaya devam edeceği ve adalet sağlanıncaya dek “Kırım sorunu”nun gündemden çıkarılmayacağı da vurgulandı.
DÜNYA KIRIM DERSİNİ ÖĞRENMELİDİR
Uluslararası topluma yönelik yapılan çağrıda, Rusya üzerindeki baskının artırılması gerektiği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
Uluslararası toplumu, tüm devletleri ve uluslararası kuruluşları, Kırım ve ülkemizin diğer geçici olarak işgal altındaki topraklarına ilişkin tanıma politikasına sıkı sıkıya bağlı kalmaya çağırıyoruz. Burada mesele Ukrayna değil, ilkeler: uluslararası hukuka, devletlerin toprak bütünlüğüne ve BM Şartı’na saygı.
Bu, yarımadadaki Rus varlığını meşrulaştırıcı olarak algılanabilecek hiçbir eylemin yapılmamasını gerektirir: Yaptırım rejimlerine tam uyum ve bunların güçlendirilmesi, Rus işgal yetkilileriyle hiçbir temas kurulmaması, Ukrayna'nın izni olmadan geçici olarak işgal altındaki topraklara girilmesinin kabul edilemez olması, medyada, basılı yayınlarda ve çevrimiçi kaynaklarda Ukrayna haritasının uluslararası olarak tanınan sınırları içinde doğru bir şekilde gösterilmesi. Ukrayna tarafı, tanıma politikasının ihlal edildiği her duruma tepki verecektir.
Dünya, “Kırım dersini” öğrenmelidir. Iluslararası hukukun küstahça ihlaline uygun bir tepki gösterilmemesi, saldırganı daha fazla vahşete teşvik etmekten başka bir şeye yaramaz. Moskova'nın saldırı ve vahşetini sürdürdüğü şu anda, kısıtlamaların gevşetilmesinden söz edilemez; Kremlin üzerindeki her türlü baskı artırılmalıdır.
Açıklama “Çalınan hiçbir şey kimseye mutluluk getirmez; er ya da geç geri verilmek zorunda kalır. Tarih, topraklarının çalınmasına boyun eğmeyen ulusların, bir gün mutlaka onları geri aldığını göstermektedir. Kırım, Ukrayna'dır. Mutlaka ana vatanı Ukrayna'ya geri dönecektir.” mesajı ile son buldu.