
Ukrayna yönetimi, Rusya ile yürütülen barış müzakerelerinde Batılı müttefiklerin sağlayacağı güvenlik garantilerinin yetersiz kalma ihtimaline karşı, ülkeyi aşılması imkansız bir askeri kaleye dönüştürmeyi hedefleyen "B Planı" üzerinde çalışmaya başladı. Kıyiv, güçlü ve kalabalık bir orduyu muhafaza etmeyi, yerli üretim SİHA ve füzelere yatırım yapmayı ve sürdürülebilir bir savunma sanayisi oluşturmayı güvenliğinin temel direkleri olarak görüyor.
Politico’nun haberine göre, Kıyiv yönetimi barışın sağlanmasının ardından da caydırıcılığını koruyacak uzun vadeli bir güvenlik mimarisi üzerinde çalışıyor.
“ÇELİK KİRPİ” MODELİ
Geçen yıl Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Ukrayna’yı düşman için “dokunulamaz” hâle gelecek bir “çelik kirpi” olmaya çağırmıştı. Bu yaklaşım; güçlü ve kalıcı bir orduyu, yüksek teknolojili insansız sistemleri ve füze yatırımlarını ve yerli savunma üretiminin hızla geliştirilmesini öngörüyor.
Ukrayna’nın NATO Misyonu Başkanı Alyona Getmançuk’a göre, Ukrayna bugün kendi güvenliğinin temelinin ne olduğu konusunda net bir anlayışa sahip. Bu temelin merkezinde Ukrayna Silahlı Kuvvetleri ve savunma sanayisi yer alıyor.
BARIŞ DÖNEMİNDE 800 BİN KİŞİLİK ORDU HEDEFİ
Ukrayna, barış görüşmeleri sırasında barış zamanında dahi 800 bin kişiye kadar bir orduyu muhafaza etmekte ısrar ediyor. Ancak bunun için öncelikle savunma sektörünün güçlendirilmesi, tedarik sisteminin yenilenmesi ve asker alım süreçlerinin reforme edilmesi gerekiyor.
Savunma Bakanı Mıhaylo Fedorov, hedeflerini şu sözlerle özetledi:
Amacımız sistemi dönüştürmek: Askerî reformu hayata geçirmek, cephedeki altyapıyı iyileştirmek, yalanı ve yolsuzluğu ortadan kaldırmak ve gerçek sonuçlar elde edenlerin ödüllendirildiği yeni bir liderlik ve güven kültürü oluşturmak.
SİHA’LAR, FÜZELER VE YENİDEN SİLAHLANMA
Kıyiv için öncelikli başlıklar arasında silahlı insansız hava araçlarının (SİHA) üretim teknolojilerinin modernleştirilmesi, yerli füze üretiminin artırılması ve ordunun yeniden silahlandırılması bulunuyor. Bu kapsamda tanklar, topçu sistemleri ve hava kuvvetleri öne çıkıyor. Hatırlanacağı üzere Ukrayna ile İsveç, Ukrayna Hava Kuvvetleri için 120–150 adet Saab JAS-39E Gripen savaş uçağının olası tedariki konusunda anlaşmaya varmıştı.
SİHA’lara özel bir vurgu yapılıyor. Mevcut verilere göre SİHA’lar Rusya’ya ciddi kayıplar verdiriyor; aylık yaklaşık 35 bin Rus askerinin etkisiz hâle getirildiği belirtiliyor. Ukrayna Savunma Bakanlığı 2025 yılında 4,5 milyon FPV tipi SİHA siparişi verdi ve bunun için 110 milyar grivnadan (2,55 milyar dolar) fazla harcama yaptı. Bu rakam, geçen yıla kıyasla üç kat artış anlamına geliyor.
Bunun yanında Ukraynalı üreticiler kendi uzun menzilli ve güçlü füzeleri üzerinde çalışıyor. Bazı iddialı projeler henüz hayata geçmemiş olsa da, geliştirilen bazı füze sistemleri Rus hedeflerine karşı etkili saldırılar düzenlemeyi başardı.
Ukrayna ayrıca Rusya’nın derinliklerindeki hedefleri vurabilecek seyir füzeleri ve uzun menzilli SİHA’lara da sahip. Kıyiv, Birleşik Krallık ile birlikte 500 kilometre menzilli, 200 kilogram savaş başlığına sahip taktik balistik füze geliştirme projesi üzerinde de çalışıyor.
MİLYONLARCA DOLARLIK DESTEK VE “KENDİ GÜCÜNE DAYALI” YAKLAŞIM
Kıyiv, Rusya’nın yeniden saldırmasını engellemek için ordunun finansmanı amacıyla ortak ülkelerden milyarlarca dolarlık destek çekmeyi hedefliyor. Avrupa’daki SAFE programı gibi silah kredisi mekanizmalarının Ukraynalı üreticilere açılması ve büyük ölçekli kredi paketlerinin önemli bir bölümünün savunmaya yönlendirilmesi planlanıyor.
Bunun dışında, taraflar ABD ve Avrupa ülkeleriyle yasal olarak bağlayıcı anlaşmaları ve potansiyel bir "Gönüllüler Koalisyonunun" varlığını görüşüyorlar. Ancak Kıyiv’de bu mekanizmalar, kendi askerî gücünün yerine geçen unsurlar değil, onu tamamlayan araçlar olarak görülüyor.
KIYİV NEDEN ABD VE AB GARANTİLERİNE TEMKİNLİ?
ABD’de Donald Trump’ın NATO üyeliği konusundaki söylem değişikliği, Kıyiv’in Vaşington’dan gelecek güvenlik garantilerine temkinli yaklaşmasına yol açtı. Bu garantilerin, NATO’nun kolektif savunma güvencelerinden çok daha zayıf olacağı düşünülüyor. 1994’te nükleer silahlardan vazgeçtiğinde ABD ve Birleşik Krallık’ın verdiği ancak fiilen karşılıksız kalan sözleri hatırlayan Ukrayna, bu tür anlaşmalara karşı temkinli yaklaşıyor.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 3 Şubat’ta Kıyiv’e yaptığı ziyarette, bir anlaşmanın ardından bazı Avrupalı müttefiklerin Ukrayna’ya asker konuşlandıracağını ve ABD’nin de “caydırıcı” rol üstleneceğini söyleyerek bu garantilerin “güvenilir” olduğunu savundu. Ancak Moskova’nın tutumu değişmiş değil; Kremlin, Ukrayna’ya yönelik her türlü güvenlik garantisine karşı çıkmayı sürdürüyor.
Trump'ın güvenilmez vaatleri ve ani ve öngörülemeyen siyasi hamleleri, Kıyiv'de güvenlik garantilerinin etkinliği konusunda ciddi şüpheler uyandırıyor. Rusya ve Ukrayna üzerine çalışan analist Timothy Ash durumu şöyle özetliyor:
Trump, Ukrayna için Rusya’yla savaşa girer miydi? Kesinlikle hayır. Ateşkesin ihlali durumunda Rusya’ya yaptırım uygular mıydı? Bu da son derece düşük bir ihtimal.